Çelik, yaptığı açıklamada, Türkiye’ye, Büyük Millet Meclisi kararı ile iki yıldan beri kombinalarımız, besicilerimiz ve ithalatçı firmalar tarafından çeşitli ülkelerden besi hayvanı, kesime hazır dana ve et ithal edildiğini söyledi.
Türkiye’nin et ihtiyacının yıllık 600 bin ton olduğunu belirten Çelik, “Getirilen canlı ve hayvan ve et, Türkiye’ye iki yıl yetecek derecededir. Soğuk hava depoları sonuna kadar ithal et dolu ve yine besi tesisleri sonuna kadar ithal besilik dana ile doludur. Getirilen canlı hayvan ve et Türkiye’ye iki yıl yetecek derecededir. Soğuk hava depoları sonuna kadar ithal et dolu ve yine besi tesisleri sonuna kadar ithal besilik dana ile doludur. Metropollerde iki yıl önceki et fiyatları ile bu gün ki et satış fiyatları arasında hiçbir fark yoktur. Nüfusumuz et ve et mahsullerinden fiyat bakımından yararlanmamıştır. 11,5 TL’ye kombinadan karkas et alan aracı, eti çeşitlendirerek 20 ile 30 TL arasında satışlar yapmaktadır. Diğer yandan, yerli malı kesiminde 13,5 TL’ye karkas kesim yapılmaktadır. 2,5 TL’ye diğer kemik ve etten çıkan atık maddeleri de hesapladığımızda 2,5 TL kiloda fark etmektedir ve yerli malı löp et kasaba ve aracıya 16 TL’ye mal olmaktadır. Satışlar yine 20 ile 32 TL arasında devam etmektedir’’ diye konuştu.
Üretici zararda, besici zararda, yem fiyatlarının bu yıl tavan yapması ile bu zararın daha da büyüdüğünü ifade eden Çelik, şunları kaydetti: “Kazanan kasap, aracı ve et ithal eden büyük firmalar olmuştur. Kars’ımızda ve doğuda ekonomimiz tamamen hayvancılığa ve tarımda yem bitkileri üretimine bağlıdır. Köylerde küçük işletmelerde büyükbaş hayvan sayısı 8-10 arasında, küçükbaş hayvan sayısı ise bitme noktasındadır. Yedi ay kışı olan bir yörede 10 hayvanın geliri ile geçinmek imkansız hale gelmiştir. Köylülerimiz metropollere göçe zorlanıyor. Göç edenlerde gittikleri yerlerde ev, iş bulamamakta ve geçim zorluğu içinde kıvranan insanlar teröre ve gayrimeşru işlere yönelmektedir. Bu durumlara dur demek için hayvancılığı yeterli hale getirelim ve herkesi doğduğu yerde yaşaması için gerekli koşulları destekleyelim. İlimizde bir kombinanın kurulması hayvancılığın sigortası olacaktır. Doğuda ve yöremizde her köyde süt sığırcılığı kooperatifleri kurulmalı. Her işletmeye yerli malı olmak üzere 30 damızlık inek veya dağ köylerine 100 adet damızlık koyun, 5 yıl faizsiz, ilk yıl ödemesiz ve 4 yıl eşit taksitle geri ödemeli verilmelidir. Alınan inek ve koyunların pasaportlarında da beş yıl satılamaz diye yazılmalıdır. Arazi ve ev sahibi köylüler veya koparatif üyeleri üçer kişi olarak birbirilerine kefil olmaları kabul edilmelidir. Sütler köy koparatiflerinin tanklarında toplanmalı ve satışı açık artırma ile yapılmalıdır.”
Doğuda yem bitkileri çeşitlerinin az olduğunu, hangi havzada hangi bitkinin yetişebileceği bilgisi mevcut olmadığına dikkati çeken Çelik, şöyle konuştu: “Toprak analizleri yapılarak hangi havzada hangi yem bitkisi yetişiyorsa desteklenmelidir. Mevcut yem bitkileri; yonca, arpa, buğday, fiğ, sılaçlık mısır ve yulaftır. Bunların denetimi yapılır ve desteklenirse köylünün yem sıkıntısı ortadan kalkar. Et ve süt üretimi ve kalitesi artar. Saman büyük külfet olmaktan çıkar. Bu mahsullerin çoğalması ve ekilmesi için Toprak Mahsulleri Ofisi’nin tohum tedarik edip köylüye satması gerekir. Toprak Mahsulleri Ofisi sadece fındık ve pirinç satmakta, oysa yöremizde bu yem bitkilerinin tohumlarını çeşitlendirerek satması gerekmektedir. Sonuç olarak ithal et ve hayvanın 2013 yılı itibarı ile durdurulması, üreticimize ve besicimize ve helal et olarak tüketicimize büyük bir müjde olacağı kanaatindeyim.”