Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Nitelikli bir yükseköğretim sürecini Anadolu’nun dört bir yanına ulaştırdık"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Biz son derece nitelikli bir yükseköğretim sürecini Anadolu'nun dört bir yanına ulaştırdık. Hangi gelir grubundan olursa olsun bu ülkenin evlatları bulundukları şehirlerde eğitim alabilsin diye devletimizin...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Biz son derece nitelikli bir yükseköğretim sürecini Anadolu'nun dört bir yanına ulaştırdık. Hangi gelir grubundan olursa olsun bu ülkenin evlatları bulundukları şehirlerde eğitim alabilsin diye devletimizin imkanlarını seferber ettik" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni'ne katıldı.

Burada konuşan Erdoğan, yeni akademik yılın yükseköğretim camiası başta olmak üzere ülke ve millet için hayırlara vesile olmasını dileyerek, öğrencilerin yeni bilgi ve tecrübeler edineceği, akademisyenlerin yeni yayın ve araştırma faaliyetleriyle temayüz edeceği bir akademik yıl geçirilmesini temenni etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 3 yılda annelerini, babalarını ve akrabalarını toprağa vermenin yanı sıra evleri, üniversiteleri, okulları ve eğitim kurumları İsrail tarafından yerle yeksen edilen Gazzeli öğrenciler ile bölgenin ve dünyanın dört bir yanındaki mazlum ve mağdurların tamamına ülke ve millet adına en güçlü dayanışma mesajlarını iletti.

Fırat'ın öbür yakasındaki çocukları asla unutmayacaklarını, daima yanlarında olacaklarını ve haklı davalarını her şartta savunacaklarını belirten Erdoğan, "Gazze'de ve işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail'in devlet terörünün kurbanı olan çoğu çocuk ve kadın 74 bin şehidimize Cenab-ı Allah'tan gani gani rahmet niyaz ediyorum" dedi.

"Alimlerimiz, talebelerimiz, külliyelerimiz ve medreselerimiz çok geniş bir coğrafyayı adım adım ihya etmiştir"

Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen 77. Uluslararası Uzay Kongresi'ne yönelik değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, "Ecdadın sadece astronomi alanındaki çalışmalarına baktığımızda bile bilim tarihimizin derinliğini çok net müşahede edebiliyoruz. Gerek bilim gerekse medeniyet müktesebatı açısından merkezinde yer aldığımız coğrafya hakikaten sayısız hazinelerle doludur. Bağdat'tan İstanbul'a, Kahire'den Semerkant'a, Nişabur ve Buhara'dan İznik ve Bursa'ya, buradan Balkanlara kadar alimlerimiz, talebelerimiz, külliyelerimiz ve medreselerimiz çok geniş bir coğrafyayı adım adım ihya etmiştir. Buralarda üretilen bilgi, bu kurumlarda yetişen talebeler, onlar eliyle dünyanın farklı ülkelerine deyim yerindeyse ihraç edilmiştir. Bilhassa Batı'daki üniversiteler, tüzel kişilik statüleri ayrı tutulacak olursa bizim eğitim ve öğretim metotlarımız ışığında 11. yüzyıldan itibaren teessüs etmiştir. Mensubu ve mirasçısı olduğumuz medeniyet yalnızca bilgi üretmemiş, ürettiği bilgiyi insanlığın istifadesine teşmil etmiştir. Bunları öyle hamaset olsun diye söylemiyorum. Aksine önemli olanın maziye övünmek değil; maziden güç almak, ilham almak olduğunu vurgulamak için söylüyorum. Bugün reddimiras edenler unutturmaya çalışsa da bizden sonraki kuşakların bu bilinçle yetişmesini sağlamak için bunları hatırlatıyorum" ifadelerini kullandı.

"Bizim zihin haritamızda bilginin odağında anlam, anlamın çekirdeğinde ise hakikat vardır. Bilimin hakikate giden yol olarak ele alınması bu anlayışın yansımasıdır" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Bilgi bu yönüyle derinleşme, tefekkür etme, hakikate yaklaşabilme noktasında yegane araçtır. İnanç ve düşünce dünyamıza yön veren en önemli şahsiyetlerden İmam-ı Gazali'ye atfedilen şu söz bu yaklaşımın en veciz ifadelerinden biridir; "cevizin kabuğunu kırıp özüne inemeyen, cevizin hepsini kabuk zanneder." Asırlara sari anlam arayışımızın en temel gayesi bilginin özüne nüfuz edebilmek, bilgiyi idrakle buluşturup manayı fehmedebilmektir. İlmi ve alimi baştacı eden ecdat da işte bu kavrayışla hareket etmiş, ilmi faaliyetleri en titiz şekilde himaye etmeye özen göstermiştir."

"Kaynağa ve bilgiye yapay zekâ modelleri üzerinden ulaşmak, araştırma sürecinde sarf edilen emeği de büyük oranda devre dışı bırakmıştır"

Geçmişte üniversitelerin öncelikli amacının eldeki bilginin aktarılması olduğunu belirten Erdoğan, 19. asırdan itibaren mevcut bilginin öğretilmesine ilave olarak araştırma faaliyetlerinin de ağırlık kazanmaya başladığına dikkati çekerek, "Üniversiteler bilginin sadece öğretildiği değil, aynı zamanda üretildiği araştırma kurumları haline geldi. Devam eden süreçte ise üçüncü misyon olarak adlandırılan ekonomik ve toplumsal katkı da eklendi. Kısacası bugünün üniversiteleri; var olan bilgiyi öğrencilere aktaran, araştırma faaliyetleriyle yeni bilgilere ulaşan, ulaştığı bu bilgileri de toplumla paylaşıp meselelerin çözümüne katkı sunan kurumlardır. Bizim de üniversitelerimizden, özellikle kendilerinden beklentimiz tam olarak bunlardır. Ancak bilhassa yapay zekâ teknolojisindeki baş döndürücü gelişmeler, üniversitelerimiz için bazı alanlarda sınayıcı bir hal almıştır. Her şeyden önce bilgiye erişim hiç olmadığı kadar kolaylaşmıştır. Kaynağa ve bilgiye yapay zekâ modelleri üzerinden ulaşmak, araştırma sürecinde sarf edilen emeği de büyük oranda devre dışı bırakmıştır" ifadelerini kullandı.

"Akademik süreçlerde de insan faktörü artık giderek azalıyor"

Bilgiyi karşılaştırmalı olarak ele almanın, onu sorgulamanın, diğer kaynaklar üzerinden rasyonel bir değerlendirmeye tabi tutmanın öneminin giderek azaldığına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kaynağa giden yollar kısalırken araştırma sürecinde sarf edilen eforun kıymeti, bereketi, getirisi de maalesef unutuluyor. Oysa akademide yolda olmak kimi zaman menzile ulaşmaktan daha faydalıdır. Resmin parçalarını birleştirdiğimizde şu tabloyla karşılaşıyoruz; tıpkı karanlık fabrikalarda gördüğümüz gibi akademik süreçlerde de insan faktörü artık giderek azalıyor. Üstelik yapay zekânın sunduğu bilgilerin sıhhati, kaynakların güvenilirliği çoğu zaman sorgulanıyor" diye konuştu.

"Ana aktör insan olmazsa aktarılan bilgi de sağlıklı ve kalıcı olmaz"

Öğrenci ile akademisyen arasındaki bağın sadece bilgi aktarımından ibaret olmadığının altını çizen Başkan Erdoğan, "Hoca öğrencisiyle tecrübesini paylaşır, ona bilimsel bir kültür aşılar. Onun neyi ne kadar öğrendiğini, nerelerde zorlandığını ölçer; gerektiğinde onu yeni kaynaklara, yeni araştırmalara sevk eder. Şayet burada ana aktör insan olmazsa aktarılan bilgi de sağlıklı ve kalıcı olmaz. Zira araştırmaya dayanmayan, hiçbir çaba harcanmadan edinilen bilgi suya yazılan yazı misali anında silinir, kaybolur, unutulur. Üniversitelerimizin özellikle yapay zekâ ve yeni teknolojiler bağlamında öğretim usul ve esasları parantezinde bu sorunlara etraflıca kafa yormaları gerektiğine inanıyorum" şeklinde konuştu.

"Nitelikli bir yükseköğretim sürecini Anadolu'nun dört bir yanına ulaştırdık"

Erdoğan, eğitime yapılan her yatırımı esasında insana ve devletin geleceğine yapılmış bir yatırım olarak gördüklerini vurgulayarak, "Son 24 yılda münhasıran yükseköğretim alanında, devrim niteliğinde adımlar attık. Göreve geldiğimizde 76 olan üniversite sayımızı 208'e, yurt sayımızı 190'dan 877'ye, yatak kapasitemizi ise 182 binden 1 milyona çıkardık. Bazıları bunu sığ ve art niyetli bir yaklaşımla ele almakta ısrar ediyor. Oysa biz yükseköğretime erişim fırsatı açısından bu kazanımı son derece kıymetli buluyoruz. Batı'da çoğu üniversite ciddi ücretler karşılığında eğitim verirken, dahası öğrenciler ödemesi uzun yıllar süren ağır bir borç yüküyle meslek hayatına başlamak zorunda kalırken ülkemizde çok farklı bir manzara hakim. Biz son derece nitelikli bir yükseköğretim sürecini Anadolu'nun dört bir yanına ulaştırdık. Hangi gelir grubundan olursa olsun bu ülkenin evlatları bulundukları şehirlerde eğitim alabilsin diye devletimizin imkanlarını seferber ettik. Zenginin çocuğu okurken fakirin çocuğu yükseköğretim imkanından yoksun kalmasın, hayallerini ertelemek mecburiyetinde kalmasın, hayata 5-0 geriden başlamasın istedik" açıklamasında bulundu.

"Üniversitelerin yaygınlaşmasına karşı çıkmak, eğitimde fırsat eşitliğine karşı çıkmak demektir"

Üniversite harçlarını kaldırdıklarını, lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde verilen burs miktarlarını artırdıklarını hatırlatan Erdoğan, "Yükseköğretim kurumlarımızın ve yurtlarımızın altyapılarını yeniledik. Fiziksel şartlarını iyileştirdik. Dijital imkanlarını güçlendirdik. Aylık sadece bin 600 liraya üniversite öğrencilerimizin barınma ihtiyacını karşılıyor, iki öğün yemeği ücretsiz olarak kendilerine ikram ediyoruz. Şimdi birileri zaman zaman çıkıyor; son derece indirgemeci bir anlayışla bizim her şehrimize üniversite açmamızı, üniversitelerimizin kapılarını uluslararası öğrencilere açmamızı eleştiriyor. Halbuki üniversitelerin yaygınlaşmasına karşı çıkmak, eğitimde fırsat eşitliğine karşı çıkmak demektir. Türkiye gibi farklı toplum katmanları arasındaki geçişte eğitimin halen belirleyici olduğu ülkelerde işçinin, emekçinin, çiftçinin çocuğuna "İşçisin sen, işçi kal" demektir" ifadelerini kullandı.

"Sistemi iyileştirecek, sistemi daha etkin hale getirecek her türlü yapıcı eleştiriye açığız"

Türk üniversitelerinin yurt dışına açılmasından rahatsızlık duyanların, ülkenin yumuşak gücünün artmasını istemediklerini dile getiren Erdoğan, "Amerika ve İngiltere dahil gelişmiş ülkeler misafir öğrencilerden her yıl on milyarlarca dolar kazanıyor, bunu kültür, ticaret ve bilim politikalarının bir aracı haline getiriyorlarsa; burada sorgulanması gereken Türkiye'nin bu alanda attığı müspet adımlar değil, neden daha proaktif davranmadığı, neden daha fazla nitelikli misafir öğrenci çekmediğidir. Elbette eksikler olabilir. Bazı alanlarda düzeltilmesi gereken hatalar olabilir. Hatta bazı imkanların suistimal edildiği örnekler de olabilir. Fakat bunların hiçbiri 81 ilimize üniversite açma politikamızı toptancı bir anlayışla hedef almanın haklı sebebi olamaz. Yanlış varsa düzeltilir. Noksan varsa tamamlanır. Hata yapan, istismar eden, verilen imkanları kötüye kullanan varsa bunların da hesabı sorulur. Sistemi iyileştirecek, sistemi daha etkin hale getirecek her türlü yapıcı eleştiriye açığız. Ama ellerinde sadece çekiç olanların her sorunu çivi olarak görmelerine de sonuna kadar karşıyız" dedi.

"Üniversitelerimizdeki kadın akademisyenlerin oranının yüzde 47,17'ye ulaşmış olmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz"

Uzun yıllar çalışma ve okuma hakları gasp edilen kadınların akademide hak ettikleri yerlere gelmesini de çok önemsediklerini belirten Erdoğan, "Bu anlamda üniversitelerimizdeki kadın akademisyenlerin oranının yüzde 47,17'ye ulaşmış olmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. 30 Temmuz'da Meclis'ten geçirdiğimiz kanunla, çeşitli sebeplerden ötürü eğitim hayatı yarım kalan gençlerimize üniversite kapılarını yeniden açtık. Burada tek tek saymaya vaktimizin elvermeyeceği sayısız yasal ve idari düzenlemeyle yükseköğretim sistemimizi daha güçlü hale getirmek için çok sayıda adım attık. İnşallah aynı kararlılıkla çalışmaya sizlerin de katkısıyla bundan sonra da devam edeceğiz. Türkiye olarak yaklaşık 6,3 milyon öğrencimiz, 208 üniversitemiz ve 190 bin akademik personelimizle dünyanın en geniş yükseköğretim ailesine sahip ülkelerden biriyiz. Bağımsız kuruluşların sıralamalarına baktığımızda makale ve derleme türündeki yayınların sayısında 213 ülke arasında 15. sıradayız. Özellikle araştırma üniversitelerimizin nitelikli yayın oranı yüzde 79'la OECD ortalamasını yakalamış durumda" ifadelerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026 yılında ikisi ilk 300 içinde olmak üzere toplam 6 üniversitenin ilk 500'e girdiğini ifade ederek, orda vadede en az 2 üniversitenin dünyanın ilk 100 üniversitesi arasına girmesini hedeflediklerini aktararak, "Bu rakamlar kuşkusuz önemlidir ama bizim nazarımızda yeterli değildir. Hiçbir kariyer hesabının bilginin, araştırmanın, insanlığın ortak hazinesine özgün katkılarda bulunma şevkinin önüne geçmesine izin veremeyiz. Hocalarımızdan biz aynı zamanda çağa anlam verecek fikirler, kavramlar, modeller, sistemler, teknik yenilikler de geliştirmelerini bekliyoruz. Akademinin asli misyonu; birbirini tekrar eden, sadece atıf ve alıntılardan oluşan çalışmalar yerine yeni tezler, yeni argümanlar, sınanmayı bekleyen yeni fikirler ortaya koymasıdır" diye konuştu.

"185 mesleki ön lisans programında öğrenim gören 120 bin öğrenciyle bu süreci başlatacağız"

Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Özellikle bu dönemde üniversitelerimizin üçüncü misyonlarına daha fazla yoğunlaşmalarını, yani ekonomiye ve topluma yaptıkları katkıları artırmalarını arzu ediyoruz. Şu anda kalıcı ve sürdürülebilir çözümler geliştirmemiz gereken meseleler var. Bunların başında reel sektörün ihtiyaçlarıyla uyumlu bir yükseköğrenim sisteminin ülke sathına yaygınlaştırılması geliyor. Bilhassa ne eğitimde ne istihdamda denilen gençlerimizin sayısını en aza indirmemiz ülkemiz için çok mühimdir. Bunu başardığımızda eğitimlerini tamamlayan gençlerimizin üretim ve istihdamda daha fazla yer almasını sağlayacak, Türkiye için çok büyük bir potansiyeli harekete geçirmiş olacağız. 2018'de başlayan Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulları Projesi'nde yüzde 90'a varan istihdam oranlarıyla verimli neticeler aldık. 7 ilimizde pilot uygulama olarak başlattığımız işletmede mesleki eğitim modeliyle bu hamleyi şimdi bir adım daha ileri taşıyoruz. İlk etapta İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Kocaeli, Konya ve Gaziantep illerimizde 185 mesleki ön lisans programında öğrenim gören 120 bin öğrenciyle bu süreci başlatacağız. Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğümüzün hayata geçirdiği Kariyer Planlama Platformu'nun da bu minvalde önemli ihtiyacı gidereceğine inanıyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından 2026 Yılı Yükseköğretim Kurulu Üstün Başarı Ödüllerini takdim etti.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde karsmanset.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.

Türkiye Gündem Haberleri