Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde viyadük inşaatında iskelenin çökmesi ile 4 işçinin hayatını kaybetmesi, 1 işçinin de ağır yaralanmasına ilişkin soruşturmada bilirkişi raporu tamamlandı. Raporda aşırı yüklenme ve iskele bağlantısının yetersiz olduğu görüşüne yer verildi.
Kulp ilçesinde 11 Kasım 2025'te Şeyhmus Anuştekin, Tahsin Dere, Salih Lale ve Mehmet Şirin Yalçıner'in yaşamını yitirdiği, 1 işçinin de ağır yaralandığı kazaya ilişkin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca "taksirle ölüme ve yaralamaya sebebiyet verme" suçundan başlatılan soruşturma devam ediyor. İskele ekip şefi F.L.'nin tutuklandığı toplam 10 şüpheli hakkında yürütülen soruşturma kapsamında makine ve inşaat mühendisi ile iş güvenliği uzmanı 3 kişilik bilirkişi heyeti tarafından inşaatta yapılan incelemelerin ardından 19 sayfalık rapor hazırlandı. Soruşturma dosyasına eklenen bilirkişi raporunda, dosya kapsamı ve saha keşfine göre kazanın beton dökümü esnasında aşırı yüklenme ve yetersiz iskele bağlantısı nedeniyle meydana geldiği belirtildi. Raporda, "İskele sistemine ait statik hesap ve proje onay dosyaları bulunmamaktadır. Kalıp iskelesi elemanlarının montajında eksiklikler ve uygunsuz malzeme kullanımı görülmüştür. Beton dökümü mikser tarafından yapılmış, yük dağılımı kontrol edilmemiştir. İskele kontrolü için günlük ve haftalık kontrol çizelgeleri tutulmamıştır. Çalışanların yüksekte çalışma eğitimi ve yetki belgesi bulunmamaktadır. Olay anında gözetim ve denetim sorumlularının sahada olmadığı belirlenmiştir. Denetim yapacak şirketin sözleşmede belirtildiği ve denetimleri yapmadığı görülmektedir. İskele sisteminin de yetersiz mühendislik hesabı ve uygunluk onayının bulunmaması, yük testi yapılmadan beton dökümüne başlanması, beton döküm planının hazırlanmayışı ve aşırı yükleme, denetim eksikliği ve sorumluların sahada bulunmaması, eğitim, kontrol ve kişisel koruyucu donanım eksikliklerinin olduğu değerlendirilmiştir" ifadelerine yer verildi.
Sorumluluk ve kusur değerlendirmesi yapılan raporda, taşeron firma sahibi ve iskele ekip şefi F.L.'nin bağlantı elemanlarını hatalı monte ettiği, iskeleyi projeye aykırı şekilde kurduğu için asli kusurlu olduğu belirtildi. Raporda, kusur değerlendirmesinde şu ifadeler yer aldı:
"İnşaat mühendisi K.K. ve şantiye şefi, projeye uygun iskele kurulumunu sağlamadığı, kontrol ve denetim mekanizmasını işletmediği, beton döküm planı hazırlamadığı için tali kusurlu, iş güvenliği uzmanının risk değerlendirmesi ve acil durum eylem planı hazırladığı, gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini tamamladığı, çalışanlara kişisel koruyucu ekipman teslim tutanakları imzaladığı, öngörüde riskleri tespit öneri defterine yazdığı, eğitimlerinin ve risk analizinin güncel olduğu, saha kontrollerini kayıt altına aldığı için bir kusuru bulunmamıştır. Çalışanların iskele kurulumu yaptıkları montaj kısmında gerekli dikkat ve özeni göstermedikleri, çalışma platformunda emniyet kemeri kullanmadığı görülmüştür. Bu durum neticesinde kazada hayatını kaybeden Anuştekin, Dere, Lale ve Yalçıner'in asli kusurlu olduğu değerlendirilmiştir. Karayolları Genel Müdürlüğü Karayolları 9. Bölge Müdürlüğünce işe atanan görevli personelin sunduğu evraklarda denetimlerini yaptığı görülmekte olup, kusurunun olmadığı kanaatine varılmıştır."
Heyet tarafından kaza mahallinin detaylıca incelendiği ifade edilen raporda, kazanın gerçekleştiği köprü ayağında oluşan kalıp göçmesinin son elevasyon ayağının başlık kirişinin beton dökümü esnasında kalıpta oluşan göçmeden kaynaklandığı ve bu göçme neticesinden iş kazasının oluştuğunun gözlemlendiği belirtildi. Raporda, "Heyetimizce yerinde yapılan incelemelerde yapılan imalatlarda teknik olarak, ilk kısımlarının tamamen kendi temeli üzerinde konumlu olduğu ve bu haliyle de kalıba sadece beton dökümü esnasında oluşan basıncın iletildiği ve asıl ağırlık kısmının bir altındaki betona iletildiği kalıp kısmına bu aşamalarda herhangi bir moment iletilmediği ve bu haliyle de kalıbın yapılan imalatı taşımasında bu yönlü bir durum oluşmamıştır. Son elevasyon kısmındaki başlık kirişinde imalatın mevcut köprü ayağının dışına taşması ve bu yönüyle başlık kirişinin dış kısımlarının gerçek anlamıyla kalıp tarafından hem basınç etkisinin dengelenmesi hem de ortalama betonarme ağırlığı 2,60 ton/metrekare olan ağırlığı taşıması gereken durum oluşmuştur. Kazanın beton döküm esnasında oluştuğu, yine betonun yapılan dökümün ilerlemesiyle yükün arttığı ve betonun bir müddet dinlendirildiği ve bu haliyle oluşan ağırlığın etkisinin dışında basınç miktarının minimize edilmesinin amaçlandığı ve bu süre zarfında herhangi bir sorun oluşmamıştır. Daha sonraki safhada çalışmaya devam eden personelin işe başlamasıyla birlikte dökülen betonun içindeki hava boşluklarının giderilmesi amacıyla vibrasyon işlemine başlaması ile beraber oluşan hareketlilikten sonra beton kalıbında oluşan göçme ile birlikte kazanın meydana geldiği anlaşılmıştır. Olayın bir önceki beton döküm esnasında yapılan ankraj (çeşitli malzemeleri birbirine bağlama veya beton, duvar gibi yapı elemanlarını sabitleme işlemi) yeri seçiminden kaynaklandığı, kazanın önlenebilir nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır" denildi.