Eğitim İş’in kılık kıyafet eylemi
Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim İş) Kars şube Başkanı Ersin Özbey’in, “24 Eylül’de İş Bırakıyoruz” açıklaması:
Eğitim-İş ortak eylem kararını ilk teklif eden sendikadır. 26 Ağustos'ta Milli Eğitim’in içinde bulunduğu kaos ortamına dönük bütün sendikaları eyleme çağırmış ve ortak bir tutum takınılması gerektiği belirtilmiştir.
Eğitim-İş'in bu ortak eylem çağrısı ve 24 Eyül’deki eyleme Eğitim-İş'in katılmasına yönelik gelen davet, eylem kararı alınmasında etkili olmuştur. Eğitim-İş, önceki deneyimlerinde kendi başına eylem örgütleme yeteneğini ortaya koymuş bir sendikadır. Ayrı bir eylem örgütleyebilmenin tüm yeteneğine ve olanaklarına sahiptir. Ancak bu yeteneğe sahip olmak sınıfın, Milli Eğitim çalışanlarının sorunlarına yönelik eylem yapmayacağımız anlamına gelmemektedir.
Bu eyleme katılmak Eğitim-İş’in ilkelerinden hiçbir şey götürmediği gibi, Milli Eğitim çalışanlarının nabzını en iyi tutan sendika olduğu gerçeğini perçinlemektedir.
Öte yandan "aynı gün eylem yapmak, aynı söylemleri dile getirmek" anlamına da gelmemektedir. Eğitim-İş’in kendi tespitleri, değerlendirmeleri, talepleri ve çözüm önerileri vardır. Eğitim-İş sınıfın ortaklaşmasından memnuniyet duyar. Eğitim-İş kendi önder rolüne inanan ve bir sendikal eylem içerisinde erimektense kitleye yön verebilecek yeteneğe erişmiş bir olgunluktadır. Aynı gün “iş bırakmaktan” çekinecek hiçbir yanımız yoktur. Tüm Türkiye kamuoyu Eğitim-İş’i her yönüyle tanımış ve kavramıştır. Bir sendikanın diğer sorunların arasına yıllardır dile getirdiği kendi özel gündemlerini sıkıştırarak eylem yapıyor olması, Eğitim-İş sendikasını eylem yapma yeteneğinden mahrum bırakamaz. Tam tersine, alanlara çıkan emekçilerin hangi sendikanın daha tutarlı davrandığını anlamasına olanak tanımış oluruz.
Karar alınmıştır. Şimdi Eğitim-İş örgütlerine düşen görev bu eylemselliği örmektir. Merkez Yönetim Kurulu'ndan iş yeri temsilcisine ve üyesine kadar bütün kadrolarımız, gerçekleri anlatacak ve özünde piyasalaşma ve kadrolaşma anlayışı taşıyan bu saldırılara karşı direncimizi güçlendirecektir.
Eğitim-İş “özgüven”i olan bir örgüttür, sendikaların eylem kararı aldığı bir aşamada eylemin büyümesine katkı yapacak ve eylemin alanda temel öznesi haline gelebilecektir.
Eğitim-İş’in işçi sınıfının ve eğitimin temel sorunlarıyla ilgili yapılacak eyleme hem de kendisine davet gelmesi sonucu katılması bir kuyrukçuluk değildir. Tersine kuyrukçuluk eylemde bir yapının içinde erimek, peşine takılmaktır. Oysa Eğitim-İş, böylesi bir eylemi kendi lehine çevirebilecek atak karakter sergileme kabiliyetine sahiptir. Bu süreçte yaşanacak bir geri durma veya geri durma gerekçesi olarak ortaya konulanlar, eylemde Eğitim-İş’in öne çıkabileceğine olan inancı taşımamak anlamına gelecektir.
Eğitim-İş, Cumhuriyet üzerine oynanan oyunları bozmak adına nasıl her eylemde en ön saflarda yerini almışsa, bugün işçi sınıfına ve eğitim sistemine yönelik saldırılara karşı da her eylemde ön safta yerini almalıdır ve alacaktır. Bu eylem Eğitim-İş’in kendi iddialarına yer açmak için, kendi savlarını ortaya koyabilmesi için ve eğitim emekçilerini alana dökebilmesi için bir fırsattır. Eğitim-İş bu fırsatı değerlendirmek yerine bu fırsatı görmemezlikten gelemezdi ve gelmeyecektir.
Eğitim-İş’in yerellerde-illerimizde eylemleri diğer sendikalarla ortaklaşarak tırmandırdığı sendikal duyarlılık herkesçe malumdur. Birçok şubemiz, illerinde eylemlerin düzenlenmesini organize eden önderlik rolü üstlenmiştir. Bu rolü üstlenmesi, bazı sendikaların Eğitim-İş’i Türkiye genelinde dışarıda bırakma, başarısını gölgeleme anlayışının sorgulanmasına neden olmuştur. Bu tutuma karşı illerimizden ve şubelerimizden protest bir tavır yükselmiştir.
Şimdi tüm yöneticilerimiz bulundukları yerlerde savunduğumuz ilkelerden ve sendikal tutumumuzdan ödün vermeden eylemi örgütlemekle sorumludurlar. Bu arada eylemin bütünlüğünü tehlikeye sokan bir tehdit bilinçli olarak örgütlenmektedir. Anadilde eğitim talebinin ardına gizlenmiş bölücü tavır, sınıfın bir araya gelmesini engellemeye dönük gizil bir strateji olarak göze çarpmaktadır. Eğitim-İş bu oyuna gelmeyecek, bu oyunu bozacaktır; bu gizil amaçları taşıyanları teşhir edecektir.
“Ana dilde eğitim talebi” gibi sendikamızın asla kabul etmeyeceği bir söylemle yan yana gelinmesi mümkün değildir. Eylemin örgütlenmesinde ve ortaklaşmasında bu talebi dile getiren yapılarla mevcut mesafe korunmalıdır. Yandaş kadrolaşma, gerici eğitim, eğitimin piyasalaştırılması, TEOG karmaşası ve benzeri sorunların dile getirilmesinde ortaklaştığımız kurumlarla alanda birliktelik sağlanmalıdır. Bunun için eylem öncesinde sendikalar, demokratik kitle örgütleri, üniversiteler ve siyasi kurumlarla temas sağlanmalı, el broşürleri ve pankartlarla eylemin tanıtılmasına katkı yapılmalıdır ve katılımın yaygınlaştırılabilmesi için çalışmalar yürütülmelidir.
Genel Merkezimiz Ankara'da bir basın açıklaması yapacak ve Milli Eğitimin sorunlarının dile getirilmesi ve çözüm önerilerimiz konusunda sesimizin olabildiğince gür çıkması için çalışmalar yürütecektir.