'Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında, tutuksuz sanık Serdar Haydanlı savunma yaptı. Haydanlı savunmasında "2019 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 17 milyon tutarında hak ediş ve teminat alacağım bulunmaktaydı. Serdal Taşkın (Eski Kültür A.Ş. Genel Müdürü) tarafından, Sütlüce'de bulunan iletişim çadırına çağrıldım. Görüşmelerin devamında, önceki dönemden kalan işleri sürdürebilmem ve içerideki hak edişleri alabilmem için kendilerinin göstereceği firmalarla çalışmam gerektiği söylendi. Benim konumum sanık olarak değil, kamu görevlilerinin yetki ve nüfuzlarını kullanarak kurdukları baskının mağduru olarak ele alınması gerektiği görülecektir Bu yapı bana yaşama imkanı vermemiş, ticari hayatımı bitirmeye gayret etmiştir. Ben ise alacaklarımı alabilmek amacıyla bana yol olarak gösterilen Serdal Taşkın ile mecburi iletişimde kalmış, onun baskı ve zorlamalarıyla ifademde belirttiğim hususlar yaşanmıştır. İddianamede örgüt lideri ve yöneticisi ve üyesi olduğu iddia edilen bu şahıslarla beraber sanık olarak yargılanmam iş dünyamda bana huzursuzluk vermekte, manevi yük getirmektedir" diyerek beraatını istedi.
'Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasının ikinci duruşmasının 30'uncu gününde, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi. Duruşmada tutuksuz sanık Erhan Karaal savunma yaptı.
Kaçırılan Kültür A.Ş. çalışanı duruşmada savunma yaptı
Kültür A.Ş.'de Mali İşler Müdürü Erhan Karaal, 17 Haziran Çarşamba günü İstanbul Maltepe'de kaçırılmıştı. Tuzla'da inşaat alanındaki prefabrik yapıda elleri ve kolları bağlı olarak bulunan ve tedavisinin ardından taburcu edilen Karaal, tutuksuz yargılandığı Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü dosyasında bugün savunma yaptı. Karaal savunmasında "Şirketteki asıl görev tanımım ve sorumluluklarım temel olarak şirketin tutmakla zorunlu olduğu defterlerin tutulması, beyannamelerin zamanında verilmesi, şirketimizin işlettiği yerlerin günlük gelirlerinin bankalara doğru yatıp yatmadığının kontrol edilmesi ve başta maaş, vergi ve SGK olmak üzere diğer ödemeleri ve tahsilatların takibini yapmaktır. Bunun yanı sıra şirketin ihalelerinde yasal zorunluluk nedeniyle oluşturulan ihale komisyonlarında mali üye olarak yer almaktayım. Mali üyenin komisyonda bulunması iradi değil, tamamen kanundan ve yönetmelikten kaynaklanan bir zorunluluktur" dedi. Karaal suçlandığı eylemlere ilişkin de savunma yaparak "Rüşvete aracılık etmekle suçlandığım kişilerle hayatımın hiçbir döneminde tanışıklığım olmamıştır. Yan yana gelmişliğim yoktur. Herhangi bir maddi ilişkim veya menfaatim söz konusu değildir" diyerek suçlamaları kabul etmedi.
Ardından etkin pişmanlık ifadesi veren tutuksuz sanık Serdar Haydanlı savunma yaptı. Haydanlı 6 Mayıs 2025'te verdiği ifadesinde ise "Soruşturmaya yardımcı olabilecek bazı hususları savcılığınıza anlatmak istiyorum. Gökhan Köseoğlu (Kültür A.Ş. hak ediş şefi) bu soruşturma kapsamında bazı bilgi ve belgeleri WhatsApp üzerinden bana gönderiyordu, bazen de şifahi olarak Kültür A.Ş.'de dönen usulsüzlükleri anlatıyordu. Ben de her seferinde kendisini raporu hazırlayan müfettişe yönlendiriyordum" demişti. Haydanlı 20 Haziran 2025'teki ifadesinde ise "Seçimden sonra Kültür A.Ş. genel müdürlüğü görevine getirilen Serdal Taşkın, beni Sütlüce'de bulunan iletişim çadırına davet etti. "Önceki dönemden devam eden işlerinizi yapmak istiyorsanız bizim belirlediğimiz şirketlerle çalışmanız gerekir" dedi. Önceki dönemden 17 milyon TL civarı hak edişlerimiz ve teminatlarımız bulunmaktaydı. Serdal Taşkın bana sürecin kendilerinin istediği gibi yürütülmesi gerektiğini, ancak bu şekilde içerideki ödemeleri alabileceğimi söyledi" şeklinde konuşmuştu. Haydanlı, savcılığa kendisinin hazırladığı örgütün çalışmasına ilişkin şemayı da ifadesinde sunarak, "2019 seçimlerinden sonra İBB tarafından yapılan ihalelere, alt ihalelere, bu ihaleleri kazanan şirketlerin iş yaptırdığı veya sahte fatura aldığı şirketlere, daha sonra çek kesmek suretiyle nakde çevriler paraların nasıl aklandığına dair hazırlamış olduğum şemayı savcılığınıza sunuyorum. Bu şemayı Gökhan Köseoğlu'nun süreç içerisinde bana anlattığı bilgilerden yola çıkarak hazırladım" demişti.
"Davadaki tüm deliller benim mağdur olduğumu ortaya koymaktadır"
Haydanlı duruşmadaki savunmasında "Ben, yıllardır yurt içinde ve yurt dışında reklam ve tanıtım sektöründe çalışmaktayım. Ana iştigal konum, gelir kaynağım, kamu ve özel sektöre kendi talepleri doğrultusunda hazırladığım tanıtım faaliyetleridir. Dosyada adı geçen 4.5G Ajans Organizasyon 2016 yılında kurulmuş, Home Prodüksiyon ise 2018 yılından itibaren tarafıma geçmiş şirketler olup tüm sektörlerle iş birliği içinde faaliyet göstererek ülkemiz ekonomisine katma değer sağlayan şirketlerdir. Davadaki tüm deliller benim bu dosyaya konu eylemlerin mağduru olduğumu ve olsa olsa tanık sıfatıyla dinlenebileceğimi ortaya koymaktadır. Maalesef hiçbir delile dayanmayan iddialarla sanık konumundayım" dedi.
"İçerideki hak edişleri alabilmem için kendilerinin göstereceği firmalarla çalışmam gerektiği söylendi"
Haydanlı savunmasının devamında 2019 yerel seçimleri gerçekleştiğinde, önceki dönemden devam eden sözleşmeler ve tamamlanmış işler nedeniyle alacakları olduğunu ancak tahsil edemediğini söyledi. Haydanlı, "2019 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 17 milyon tutarında hak ediş ve teminat alacağım bulunmaktaydı. Yeni yönetimin göreve gelmesinden sonra, Serdal Taşkın (Eski Kültür A.Ş. Genel Müdürü) tarafından, Sütlüce'de bulunan iletişim çadırına çağrıldım. Bu görüşmede Taşkın'ın "ticaret mi yapmak istiyorsunuz, siyaset mi?" demesi üzerine ben sadece ticaretle ilgilendiğimi, işimi yapmak ve alacağımı almak istediğimi belirttim. Sonra görüşmelerin devamında, önceki dönemden kalan işleri sürdürebilmem ve içerideki hak edişleri alabilmem için kendilerinin göstereceği firmalarla çalışmam gerektiği söylendi. Hatta 2019 yılının sonundaki görüşmede, eskiden kalan alacaklarımı tahsil etmek istiyorsam yeni yönetimle de yeni işler yapmam gerektiğini, bu amaçla açılacak ihalelere girmem gerektiği yine Serdal Taşkın tarafından belirtildi" ifadelerini kullandı.
"Başka firmaların düzenledikleri faturaların benim kendi şirket kayıtlarıma alınarak sunulması istendi"
Haydanlı savunmasının devamında Serdal Taşkın'ın baskı ve yönlendirmesi ile ihale alım süreçlerine girdiğini de söyledi. Sanık Haydanlı, 2019 yılının sonunda dört farklı ihaleye, ihaleyi yapan Kültür A.Ş. tarafından belirlenen şartnameler uyarınca teklif verdiğini ve sadece birinin şirketinin uhdesinde kaldığını duruşmada anlattı. Tutuksuz sanık Haydanlı "Yapmam gereken diğer işler bana yaptırılmadı, bana yaptırılmayan işlere ilişkin başka firmaların düzenledikleri faturaların benim kendi şirket kayıtlarıma alınarak sunulması istendi. Ben bunu yapmadım. Bu nedenle en son 2020 Mart ayında fatura kesmiş ve iş yapmış oldum. O günden bugüne kadar İBB ve iştirakleriyle herhangi bir ticari ilişkim olmamıştır. Ben başka firmaların faturalarını kabul etmediğim için hukuka aykırı bir iş yapmadığımdan mevcut sözleşmemden kalan işler de yaptırılmadı. Benim dışımda hiç kimse de maddi olarak zarar görmemiştir" şeklinde konuştu.
"Benim doğrudan bildiğim husus, Serdal Taşkın tarafından bu süreçlere katılmam yönünde baskı gördüğümdür"
Haydanlı "İddianamede ileri sürülen suç örgütünün varlığını bildiğim, bu örgütün parçası olmayı kabul ettiğim veya önceden ayarlanmış bir ihaleye suç işleme kastıyla katıldığım şeklinde anlaşılması doğru değildir. İfademde sistem olarak ifade ettiğim husus, ihale süreçleriyle yürütülen belediye iş akış sistemidir. Ortada bir suç örgütü var mı, ben bilmiyorum bunu ortaya çıkaracak olan mahkemenizdir. Ancak bir suç örgütü de varsa, ben örgütten değilim. Benim doğrudan bildiğim husus, Serdal Taşkın tarafından bu süreçlere katılmam yönünde baskı gördüğüm ve tarafıma teklif verme yönelik icbar edildiğimdir" dedi.
"Kamu görevlilerinin yetki ve nüfuzlarını kullanarak kurdukları baskının mağduruyum"
Haydanlı "Bu dosyadaki olaylar doğru hukuki çerçeve içinde değerlendirildiğinde, benim konumum sanık olarak değil, kamu görevlilerinin yetki ve nüfuzlarını kullanarak kurdukları baskının mağduru olarak ele alınması gerektiği görülecektir. 2019 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 17 milyon TL tutarındaki hak ediş ve teminat alacağım bulunmaktaydı. Şirketimin tamamlayarak teslim ettiği işlerden ve verdiği menfaatlerden doğan, verdiği teminatlardan doğan hak edilmiş bir alacaktı. Buna rağmen bana içeride kalan alacaklarımı tahsil edebilmem için kendilerinin belirlediği firmalarla çalışmam gerektiği söylendi. Dolayısıyla burada benim bir kamu kurumunu aldattığım veya kamu kurumu görevlilerini yönlendirdiğim dolandırıcılık ilişkisi değil, kamu görevinden kaynaklanan yetki ve nüfuz kullanılarak zaten hak etmiş olduğum alacağa ulaşabilmenin birtakım şartlara bağlandığı bir baskı süreci söz konusudur. Süreçte açık bir şekilde "alacağını almak istiyorsan bizim belirlediğimiz firmalarla çalışacaksın" şeklinde özetlenebilecek bir dayatmaya maruz kalmış, iradesi ve ekonomik varlığı bu dayatmayla baskı altına alınmış biriyim. Dolayısıyla ben bu süreçte bir suçun faili veya yardım edeni değil, suçun mağduruyum" dedi.
"Bu yapı bana yaşama imkanı vermemiş, ticari hayatımı bitirmeye gayret etmiştir"
Haydanlı savunmasında "Bu yapı bana yaşama imkanı vermemiş, ticari hayatımı bitirmeye gayret etmiştir. Ben ise alacaklarımı alabilmek amacıyla bu yapının bana yol olarak gösterilen Serdal Taşkın ile mecburi iletişimde kalmış, onun baskı ve zorlamalarıyla ifademde belirttiğim hususlar yaşanmıştır. İddianamede örgüt lideri ve yöneticisi ve üyesi olduğu iddia edilen bu şahıslarla beraber sanık olarak yargılanmam iş dünyamda bana huzursuzluk vermekte, manevi yük getirmektedir. Sayın heyetinizden söz konusu kovuşturmanın bir sanığı olmadığımı, bu kovuşturmanın bir tanığı niteliğinde olduğumu, hakkımda verilecek kararın ana kovuşturma ayrılarak verilmesini ve tanık sıfatıyla burada dinlenmemi talep etmekteyim. Açıkladığım ve mahkemenizce gözetilecek nedenlerle, öncelikle hakkımda atılı suçun hiçbir unsuru oluşmadığından, aksi yönde bir delil de olmadığından beraatime karar verilmesini talep ediyorum" ifadelerini kullandı.
"Tamamı suç olabilecek unsurlardı"
Haydanlı'nın savunmasının ardından çapraz sorgusuna geçildi. Savcı tarafından "Gökhan Köseoğlu'nun (Kültür A.Ş. hak ediş şefi) size bahsettiği usule aykırı işler nelerdir? Savcılığa da sunmuşsunuz" sorusunu sordu. Sanık Haydanlı "Bütün, WhatsApp yazışmalarının bir kısmını sayın mahkemenize arz etmiştim. Detaylarını tam hatırlamıyorum ama tamamı suç olabilecek unsurlardı. O dönemde içeride mülkiye müfettişi görevli olduğu için de ben daha hızlı hareket alınabileceği düşüncesiyle bu evrakların hepsinin mülkiye müfettişine sunulmasını yönlendirdim" yanıtını verdi.