Deveci: Gazze’de yaşananlar hepimizi derinden etkilemekte
Kars Kent Konseyi Genel Sekreteri Doç. Dr Ömür Deveci, Gazze’de yaşananların herkesi derinden etkilediğini belirterek kimnesinin kayıtsız kalmamasının gerektiğini belirtti.
Deveci, “Ramazan ayı boyunca bizi derinden etkileyen Gazze’de ki olaylara değinmek istiyorum. Gerçekten yapılanlar insanlık dışı şeylerdi. Kabul edilebilir şeyler değildir. Kundaktaki çocukların bombayla öldürülmesi, işkence görülmesi insani hiçbir değerle açıklanamaz. Bunun yanı sıra yine aynı coğrafyayı yeniden şekillendirmeye çalışan bir örgüt var ki Ortadoğu’da o da Işid denilen örgüttür. Kerkük’ü kana bulamış ve oradaki çeşitli Türkmen ailelerde haber alınamaz duruma getirmiştir. Bu geçen Ramazanlarda da yaşanmıştı. İsrail’in bir algı yaratma adına Ramazan aylarına Gazze’ye bir savaş açıldığı görülüyor. Böyle bir algı yaratmak adına ve İslam dünyasına gücünü göstermek adına bizim için önemli günleri seçebiliyor. Bu İsrail’in Siyonizm’i ve kendini dünyaya göstermek adına destekçileriyle birlikte gerçekleştirmiş olduğu bir harekettir. Benim anlayamadığım bir şey var ki o da Işid denilen örgütün nasıl bu kadar hızlı bir zamanda bu güce ulaştı. Scut füzeleriyle gösteri yapıyorlar. Bu Işid aslında kimin paramiliter örgütü? Bunu çok ciddi anlamda tartışılması gereken bir konu olduğunu düşünüyorum.” dedi.
Işid’in bu coğrafyada aynı kültürleri paylaştığımız belli camialara saldırısının söz konusu olduğunu ifade eden Deveci, “Işid’in cami saldırısında basının bilerek ya da bilmeyerek gösterdiği tepki Caferi camisinin bombalanması oldu. Bunu İslam’ı biraz bilen insanlar bilir ki İslam’ın ne Caferi Camisi ne Şii Camisi olmaz. Yani bizim dinimizde ibadet mekânları mezheplere göre ayrılmaz. Bu ancak Hıristiyan dünyasında karşımıza çıkan bir vakadır. Katolik ve Protestan kilisesi gibi. Türk-İslam coğrafyasında böyle bir şeyi adlandırmamız bile yanlış çünkü mezhepsel bir ayrıma gittiğiniz zaman bir topluluk oluşturamazsınız.” şeklinde konuştu.
Deveci daha sonra şunları söyledi:
“Işid’in Türkiye’de ki uzantıları, büyük Ortadoğu projeleri ne derece devam, edecek. Türkiye’nin burada ki durumu ne derece devam edecek? Bunlar çok ciddi soru işaretleridir. Bu konuda herkesi duyarlı olmaya devam ediyorum. Elbette ki İslam dünyası söz konusu olduğu zaman tek yumruk olmalıyız. Dil, din, ırk ayrımı yapmadan tabi ki biz zor durumda olana elimizi uzatmalıyız. Fakat şunu da gözden kaçırmamamız gerekiyor ki Kerkük bizim için çok önemli. Kırmızı çizgimiz olan Kerkük’ün durumu ne oldu? Devletimizin bu konuda planları vardır fakat bunların sıklıkla basın yoluyla halka bildirilmesi kanaatindeyim. Şunda eminim ki Türkiye Kerkük’ü yüz üstü bırakmadı ama bunlar neden basında yer bulmuyor, neden Kerkük’tekilere sahipsiz olmadıkları hissettirilmiyor. Burada çok ciddi sorunlarımız var. Bütün kurum ve kuruluşları bu konuda hassas davranmaya davet ediyorum.”