Genç'ten TÜİK Şehitlerine Dua
Kars İl Müftüsü Mehmet Genç, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Kars Bölge Müdürlüğü’nde, 19 Mart sabahı meydana gelen olayda şehit olan 6 çalışan için şahadetlerinin 40. gününde okutulan mevlidin ardından şahadet ve şehitlik ile ilgili açıklamada bulundu.
Müftü Genç, “Üç aylar biliyorsunuz rahmet ayları, mağfiret ayları, bereket ayları. Bu bereket aylarının arefesinde 19 Mart sabahı elim bir şekilde, hunhar bir şekilde kaybettiğimiz değerli müdürümüz Mehmet Tolon ve 5 çalışan arkadaşımızla birlikte 6 kişi şehit edildi. Görev başında şehit oldular. Son 15 senedir mevlit okumayı adet haline getirmedim çünkü yurtdışında görevde bulunduktan sonra pek mevlit okumadım ama ilk defa bu akşam bu Harakani Hazretlerinin feyz ve bereketinden olacak. İçimden mevlit okumak geldi. Belki fark etmişsinizdir yanıma mevlit alarak okudum, şaşırmayalım diye çünkü yirmi senedir mevlit okumadım. Her zaman namazlarda bizimle beraberdi. Şehit olmadan önceki akşam bizimle beraber 18 Mart Şehitlerimizi Anma gecesine katıldı. O sabah şehit oldu. Bu vesileyle içimden gelerek bir mevlit okuduk, Kur’an okuduk. Allah öncelikle kabul etsin. Bu elim hadise içimizde içimiz burkularak andığımız ve her zamanda üzüldüğümüz, hatırlamak bile istemediğimiz bir olaydır.” dedi.
ŞAHADET VE ŞEHİTLİK
Genç ayrıca, “Bizi çok derinden üzdü ama ne yapalım dünya fani. Hepimizin bir vakti, bir saati var. İnsanoğlu ölecek, Allah verdiği canı, emaneti bir gün alacak. Her fani bu dünyadan göçecek. Baki olan Allah’tır. Diyeceksiniz ki bu şekilde öldürülen insanlar nasıl derece sahibi olsunlar. Bu konuda ben size bazı izahlarda bulunayım. Böyle çok acil bir olayla hayatını kaybeden insanın derecesi nasıl yüksek olur. Herkes bunu merak eder. Ama şu bir gerçek ki değerli kardeşlerim bile acıdır. Savaşırken bile ölmek şehadet rütbesine ermektir, peki savunmasız bir insanın silahı olan bir insana karşı acizliğinin sonunda şehit olmak yok mu? Evet bu da var çünkü; Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki; nefsi müdafaa yaparken ölen de şehittir. Önemli olan nedir, o kişinin ehliman olmasıdır. Yani kelime-i şahadet getiren müminlerin sınıfından olmasıdır. Bu esnada da bunu diyebilirse tabi ki şehadet rütbesi yükselir. Değerli kardeşlerim şahitliğin, şehitliğin ikisinin aynı anlamdadır biri sıfat olarak vardır. Kişinin hayattayken bir şeyi görmesine şahit, ölen kişiye de şehit diyoruz. Şehit neyi görüyor? Şehit Allah’ın zatını şahadet edecek bir mertebede ve Allah’ın ona verdiği nimetlerle sürekli diri olan insandır. Bu beden fanidir biz bedene bakmayalım. Beden topraktır, toprak olacak asıl bu bedenin emanetini taşıyan ruhtur. O bedeni ruh niçin kullanıyor, hangi uğurda kullanıyor, nasıl kullanıyor önemli olan budur.”
TÜİK ŞEHİTLERİNE DUA
TÜİK şehitlerine dua eden Genç, “Biz onları burada hatimlerle Kur’an ile uğrurladık. Allah onların makamlarını ali eylesin, cenneti Firdevs eğlesin. Cenab-ı Hak onları peygamberler, alimler, Salihlerle birlikte haşredeceği o zümreye, bizleri de onlarla birlikte cennetine, cemaline layık bulduğu kullardan eğlesin. Hepimizin gayesi cennete gitmek, bütün uğraşlar bunun için. Adem aleyhisselam cennetten çıkarıldı, tekrar bu nesil o cennete girme gayreti içinde. Ancak nasıl kelime-i şahadet getirmenin bu dünyada taahhuku halinde öbür dünyada da Allahü Teala sana cennetini vaat ediyor. Allah müminler ile cennet karşılığında canlarını da mallarını da satın aldı buyuruyor. O zaman burada hayıflanacak, ürkecek, korkacak, üzülecek bir durum yok. Eğer gideceğimiz mekan cennetse niye üzüleceğiz? Diyeceğiz ki Ya Rabbi şehitlik rütbesi herkese nasip olsun. Tabi şehadet rütbesi herkese nasip olmaz ama Allah’ın katındaki şehitliklerin de dereceleri var. O dereceler 7 zümre olarak derecelenir. Hem dünyevi hem de uhrevi şehit olanlar var. Yani bilinen şehitler onlar tamamen elbiseleriyle hiç yıkanmadan defnedilirler. Onlar dünyevi ve uhrevi şehittirler. Bide dünyevi şehit var. Dünyada şehit biliriz aramıza nivfak tohumu eken, münafıklardan, kafirlerden olmuş münafık ama müminlerle beraber harpte ölen, onlarda dünyevi şehittir. Ahirette şehit değildir. Ancak bizim bilmediğimiz Allah katında da saklı olan, biz onları yıkarız, kefenleriz fakat Allah katında onlar şehittirler. Tedavisi mümkün olmayan bir hastalıktan ölmek bile şehadet rütbesidir. Camiye gelirken abdestli bir adam diyelim ki yolda öldü. O da bir şehittir. Hasta ziyaretine gidiyordu öldü. Evet o da bir şehittir. Günümüzde çok fazla trafik kazası oluyor. Bu trafik kazarlındaki ani ölümlerde adam kelime-i şahadet getiremiyor. Deprem oldu, göçük altında kaldı. Allah deme imkanı belki vardır o an ama o kişiler bile iman üzerine ölmüşlerse şehitlik rütbesine nail olur. Çünkü inancı kalbindedir, imanı gönlündedir. İmanın en önemli noktası gönüldür. İmandaki samimiyeti işlerimize yansıtmalıyız. Bir insan samimiyetle yaşamalı imanını. İmanını yaşayan kişi namaz kılar, orucunu tutar, komşusuna iyi davranır, insanlara iyi davranır, kul hakkı yemez, haram yemez, harama el uzatmaz, harama göz uzatmaz, bakmaz. Çünkü bunlar Allah’ın emri, imanın gereği. Bu uğurda iman üzerine ölenler Allah katında şehitlik rütbesine nail olacaklarına dair Hadis-i Şerifler var. Önemli olan Allah yolunda olmaktır.” şeklinde konuştu.
AKLI MUHAFAZA, DİNİ MUHAFAZA, MALI MUHAFAZA, NEFSİ MUHAFAZA BİZİM DİNİMİZİN 5 EMRİ ARASINDADIR
Müftü Genç daha sonra şunları söyledi:
“TUİK’te bundan tam 40 kırk gün önce 19 Mart sabahı yaşadığımız acı olay sonucu kaybettiğimiz 6 kardeşimiz için burada hatimler okundu, mevlidi şerif okundu, güzel dualar okundu. Öncelikle buraya iştirak eden TUİK yönetimindeki arkadaşlarımızın gösterdiği hassasiyetten dolayı Allah onlardan razı olsun diyoruz. Biliyorsunuz 3 aylar da başlıyor. 3 aylarında Cenab-ı Hak tarafından yöremize, İslam alemine, bütün insanlığa hayırlara vesile olmasını niyaz ediyoruz. Bu tür acıklı olayların bir daha yaşanmamasını diliyorum. Allah böyle çetin imtihanlarla da bizlere sınamasın inşallah. Burada yaşanan olayın elbette ki ders alınması gereken tarafları vardır. Allah bundan sonra yetişecek nesillerimizin bu olayları ders alarak ve daha iyi bir nesil yetiştirmeyi bizlere muvaffak eylesin. Bütün bu olumsuzlukların temelinde iman zaafiyetinin veya imansızlığın, aklı iradeyi muhafaza edememenin olduğunu düşünüyorum. Aklı muhafaza, dini muhafaza, malı muhafaza, nefsi muhafaza bizim dinimizin 5 emri arasındadır. Bu olayda akli dengesini kaybeden bir insan var, şizofren olduğu söyleniyor. Tabi o da insan olarak bizim kardeşimiz, böyle bir olayı gerçekleştirdi. Sonunda kendisinin de intihar etmiş olması acıklı bir olaydır. Demek ki iradesi, aklı başında olmayan birinin yapmayacağı hiçbir fenalık yok. Cenab-ı Hak’tan temennimiz bir daha bu olayların yaşanmamasıdır. Tüm TUİK yönetimime kamu çalışanlarına başsağlığı diliyoruz. Allah hepimize sabırlar versin. Ebu’l Hasan Harakani gibi birinin metfun bulunduğu seydi şuheda olarak bildiğimiz ve peygamber efendimizin soyundan olduğu, seyit ünvanını bu vesileyle alan bir zatın şehrinde olması bizi derinden düşündürmüştür. Manevi yönden daha da güçlenmemiz gerektiğini gösteriyor. Allah Teala birliğimizi daim eylesin inşallah. 6 aile burada mağdur tabi ki bunu yapanın ailesi de bunu tasvip etmemiştir. Netice de 7 aile üzüntü duymuştur. Yapacağımız en önemli şey dua etmek, Allah’a sığınmak. Önümüzdeki Cuma akşamı Regaip Kandili’dir. Rahmetin, bereketin, mağfiretin odaklandığı, duaların kabul olduğu bir gece. Regaip Kandili’nin de hayırlara vesile olmasını diliyorum herkes için. Bu tür programları da icra ettiğinizden dolayı size teşekkür ediyorum, Allah razı olsun.” kha