'Güvercin görür gibi yırtıcı kuş görürsünüz'

Kars Kafkas Üniversitesi Biyoloji Bölümü ile Orman Su İşleri İl Müdürlüğü'nün geçtiğimiz ay ortaklaşa düzenlediği “Biyokaçakçılıkla Mücadele Çalıştayı” Kars ve bölgesinin biyoçeşitlilik yönünden ne kadar zengin olduğunu gözler önüne serdi.

'Güvercin görür gibi yırtıcı kuş görürsünüz'

Kars Kafkas Üniversitesi Biyoloji Bölümü ile Orman Su İşleri İl Müdürlüğü’nün geçtiğimiz ay ortaklaşa düzenlediği “Biyokaçakçılıkla Mücadele Çalıştayı” Kars ve bölgesinin biyoçeşitlilik yönünden ne kadar zengin olduğunu gözler önüne serdi.

Orman ve Su İşleri Kars Şube Müdürü Murat Doğanay, Kars’ın kaynak değerleri konusunda çok duyarlı noktada olmadığını söyledi. Bu çalıştayın en büyük amacının vatandaşları duyarlı hale getirmek olduğunu ifade eden Doğanay, “Şimdi Kars’ta yaşayan insanlar şunu çok algılayamıyor ama dışarıdan ilimize herhangi bir insan geldiğinde güvercin görür gibi yırtıcı kuş görüyor. Bu Kars’ın çok önemli bir hayat değeri. Yani bu neyi gösteriyor ilimiz; çok bakir bir ekosisteme sahip. İnsanlarımız bu ilde çok sağlıklı yaşıyor ama bunu fırsat bilen insanlar da var. O fırsat terakki eden insanlar bu işi bir kaçakçılık boyutunda yapıyor. Demek ki bir değeri var ki bu işin insanlar birde kaçakçılığını yapıyorlar. Uluslararası hukukta en önemli sözleşme biyolojik çeşitlilik sözleşmesidir. Bu üç tane anlaşma uluslararası düzeyde anlaşma, bizim ve tarafımızın da anlaşmış olduğu bu anlaşma doğrultusunda karalarını almaktadır. Tabi uluslararası sözleşmelere göre devletler kendi sınırları içerisindeki canlı doğal kaynaklarına erişim ve düzenleme kararlarını bu doğrultuda almaktadır. Biyolojik çeşitliliği sözleşmesinin ana amacı biyolojik çeşitliliğin korunması, biyolojik kaynakların kullanımı genetik kaynaklardan sağlanan faydaların eşit kullanımı amaçlanır. Yani hem ülkenin kaynak değerlerinin kullanımı açısından ne bunlarda her ülke kendi adına hükümlü olma hakkına sahiptir. Genel araştırmalar genetik kaynakların ticari ve başka alanlarda kullanımından doğan yararlar ile araştırması ve geliştirmesidir.” dedi.

Doğanay ayrıca, “Kars’ta bir işletmede iki tane maymun vardı. Biz kurum olarak o maymunlara el koyduk çünkü sayısı ve vergisi yoktu, nesli tehlike altında olan örümcek maymun türüydü. İşin bir de adli boyutu olduğundan sorun şuydu: şimdi bu hayvanları çocuklar seviyor, gidiyor, eğleniyor orda acaba ne zararı var diyen de oluyor. Şimdi bizim ilimizde görev yapan doktor arkadaşlar o mikrobu erken teşhis edemeyebilir. Çünkü çocuklar besliyor, yaklaşıyor. Bu konuda gerekçemiz bu sözleşmelere doğrudan ikaz etmektedir. Gıda ve tarım için bitki genetik kaynakları ulusal yasa anlaşması. Devletlere materyal transfer anlaşması ve bunlar gibi mutlaka bir belgeye dayanacak. Canlı gruplarından bitkiler ile ilgili mevzuatı bitki genetik kaynaklarının toplanması, muhafazası ve kullanılması hakkında yönetmelik bununla ilgili mevzuatta Çevre Kanunu. Doğrudan yetkili kurum ise Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve Orman ve Su işleri Bakanlığı. Doğal çiçek soğanları: Doğal çiçek soğanlarının sökümü, üretimi ve ihracatına ait yönetmelik bununla ilgili direk bakanlık Tarım Müdürlükleri yani Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı.” diye konuştu.

BİYOLOJİK KAÇAKÇILIĞINI NASIL TESPİT EDERİZ?

Doğanay daha sonra şunları söyledi:

“Biyolojik kaçakçılık vakalarında tespit işlemi vakaya ilişkin bilgilerin ve mümkün olduğu açıda delillerin toplanması işlemleridir. Arazi de rastlanan vakalar da belge kontrolü yabancı uyruklu kişiler için geçerli izin belgeleri, araştırma izinleri ve geçici avcılık belgesi bunlar tespitte ulaşacağımız belgeler.  Araştırma iznini kontrol ediyoruz.  Şahıslar Orman ve Su işleri Bakanlığı, Doğa koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlü tarafından onaylanmış bir araştırma iznine sahip mi, araştırma izni materyal toplamayı mı içeriyor, içeriyorsa izinde belirtilen miktar sınırlamasına uyulmuş mu, araştırma izin verilen alanda ve izin verilen türler üzerin de mi yürütülüyor. Araştırmacıların yanında izin belgesi olan Türk Akademisyenler var mı,  şahısların gerçekleştirdiği faaliyet araştırma izninde belirtilen şartlara uygun değilse Biyolojik kaçakçılık vakası olarak değerlendirilmelidir.

SINIR KAPILARIN DA RASTLANAN VAKALARDA BELGE KONTROLÜ:

Yurtdışı çıkış kapılarında yolcu beraberinde veya posta kargo gönderilerinde rastlanılan yabani canlı türlerinin ve ya genetik materyal içeren parçalarını kök rizom,yumru,doku,kan, yumurta ve bunlar gibi yurt dışına çıkartılması için geçerli belgeler var mı.  Orman ve Su  işleri Bakanlığı ve yetkili olduğu türler kapsamında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından onaylanmış materyal transfer anlaşmasına tabi mi, sayts belgesi var mı  tırofeler için geçici avcılık belgesi ve nakliye  tezkeresi Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından düzenlenen diğer belgeler var mı . Bu belgeler olmadan yabani türün bireylerinin ve genetik materyal taşıyan parçalarının yurt dışına çıkartılmaya teşebbüs edilmesi biyolojik kaçakçılık vakası olarak değerlendirilir.

Vakanın tespit edildiği yer, vakanın tespit şekli, vakanın tespit edildiği arazi gümrük kapısı mı kargo mu bunlar gibi. Vaka ihbar yolu ile tespit edilmişse ihbarın kim tarafından nereye yapıldığı vaka konut kuvvetleri tarafından ve ya yetkili kurumlar tarafından tespit edilmişse kimlerin tespit ettiği, varsa biyolojik kaçakçılık yapanların yardım aldıkları kişiler. Özellikle ilimizde Şahin kaçakçılığı var. Yani Arap kökenli özellikle Suriyeliler. Bazı köyler de bulunup dost ediniyorlar daha sonra Şahinleri avlayarak canlı bir şeklide yurt dışına gönderiyorlar. İşin garip tarafı bu Kaçakçılık Kanununda Şahin’in yer almıyor olması.

BİYOLOJİK KAÇAKÇILIĞININ TESPİTİNDE TÜRLERE İLİŞKİN BİLGİLER:

Türlerin teşhis edilmesi: Mümkünse doğadan izinsiz toplanan türler akademik destek alarak teşhis ettirilmelidir. Tür teşhisi mümkün değilse canlı grubu yani bitki, böcek, kelebek, yılan ve bunlar gibi olarak belirtilmelidir. Miktarı: doğadan izinsiz toplanan canlıların mümkünse birey sayısı, sayılması mümkün değilse kabaca miktar tarifi .Vakaya ilişkin deliller:  en önemli kısım burası. Mümkünse vakaya ilişkin fotoğraflar çekilmelidir. Türlerin toplanmasın da kullanılan aletler (atrap, sopa, tuzak, torba vb.). Türlerin taşınmasın da ve hesaplanmasın da kullanılan Ekipmanlar: Araç plakası, tüp, sandık, pet şişe ve bunlar gibi aletler. Kimlik Bilgileri: kaçakçılık yapan kişilerin adları, soy adları, uyrukları, doğum tarihleri ve yeri, ikametkah adresleri, mesleği, türlerin toplandığı alana ilişkin bilgiler. Vakanın gerçekleştiği yer veya kişilerin yakalandıkları alana ilişkin mevkii, varsa mevkiye ait statü  korunak alan mı,  milli park mı,  tabiat koruma alanı mı,  ve ya ormanlık alan mı, sulak alan mı gibi sahanın statüsü de eklenmelidir.  Tutanak: tutanakta ise kaçakçılık tespit edilen bilgiler yer alır. Tercüman kullanılmışsa tutanakta tercümanın da imzasının olması gerekir. Vaka da ele geçirilen canlıların ve canlıların toplanmasında ve yakalanmasında kullanılan ve el konulan araç gereçlerin listesi tutanağa eklenmelidir. Her durumda ve her yerde yabancı uyruklu kişiler tarafından yetkili kurumun izni olmadan herhangi bir türün örneklerinin ve ya parçalarının toplandığı tespit edildiğin de bu kişiler adına 2872 sayılı Çevre kanunun 9. maddesinin A fıkrasın da biyolojik çeşitliliği tahrip etme, nesli tehlike altında olan ve ya nadir bitki ve hayvan türlerine zarar vermeleri  nedeniyle 20. maddenim K bendi gereği 20.000 Tl para cezası uygulanmaktadır. Bu para cezası her yıl kat sayıyla değişim göstermektedir.

GEÇİRİLEN BUZUL DÖNEMİNDE YENİ CANLILAR GELİYOR

Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ali Demirsoy da, “Anatorul 30 milyon yıl önce suyun altından yeryüzüne çıkıyor. 3 kıtanın arasından ortaya çıkıyor. 3 kıtanın da özelliklerini taşıyan bir kara parçası. Buzul dönemlerde ve buzul arası dönemler de yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya canlar da geliyor. Dolayısıyla geçirilen buzul döneminde yeni canlılar geliyor. Buzul arası ve buzul dönemden gelen canlılarla her geçen yıl canlı sayısında muhtemel bir artış söz konusudur. Arap ve Anadolu’nun kırılmaya başlaması sonucun da Toroslar, Kuzey Anadolu Dağları, Buzul Dağlar ve diğer dağlar yukarıya çıktığı için kopmalar, kırılmalar meydana geliyor. Bölmelerin meydana gelmesiyle farklı türlerin ortaya çıkması da aynı doğrultu üzerinde yer alıyor.” dedi.

TÜRKİYE’NİN TOPRAK YAPISI TAMAMEN FARKLIDIR

Demirsoy daha sonra şunları söyledi:

“Volkanik dağların da aynı zamanda yaklaşık 500 metre kadar yukarıya çıkması sonucun da yeni çıkan canlı türlerine de sığınak ortamları ortaya çıkmakta. Ortamdan kaynaklanan ultraviyole ışıklanmayla da mutasyonlar meydana gelerek çeşitlenmeler ortay çıkıyor. Ve sonuçta dünya da ABD ve Afganistan haricinde bu kadar dar bir alanda bu kadar canlı türünün meydana geldiği bir kara parçası daha yok. Bunu neye borçluyuz erozyona, depreme, yükseltiye vb. gibi nedenler esaslı çeşitlenmenin baş nedenleri arasında yer almaktadır. Trabzon’da bulunan bitki ve hayvan çeşitliliğinin Gümüşhane tarafına geçiş yaptığınızda %90 oranında bir değişim izlenimi göreceksiniz. Bunun başlıca nedeni arada buzullanmanın olması, volkanik tepkimelerin görüldüğü ve volkanik dağların bulunmasıdır. Türkiye’nin bir tarafında yağmur ormanlarının olması diğer tarafta çöl alt tarafta ise stemin herturus özellikle geniş alanlara yayılmış olanlarda tarım bitkileri, su bitkileri, ağaçlı bitkiler derken inanılmaz  bir çeşitlilik meydana geliyor. Türkiye’nin toprak yapısı tamamen farklıdır bir köyde bulunan toprak ile bir şehir çevresinde bulunan toprağın arasında gözle görülür derece de fark vardır bu nedenle çeşitlenme de bölgelerine göre farklılık ve artış göstermekte. Mesela bir uzman bir tilkinin nereden geldiğini kolaylıkla ayırt edebilir. Çünkü Kars’tan Edirne’ye kadar bütün tilkilerin postlarının desenleri ve renkleri farklıdır. Aynı zaman da Edirne de tilki ile Kars’taki tilkiyi yan yana getirdiğinizde çiftleşir ve bambaşka bir tilki türü meydana getirirler. Türkiye de tek bir armut türü vardır “piryus oryantalis” ama siz bir sürü armut yiyorsunuz işte bunların hepsi bir çeşittir. Dolayısıyla bundan sonra bir nokta da Türkiye’yi anlatırken alttür çeşit ve varyete cenneti diyeceksiniz. Bir meyvenin lezzeti, tadı, kokusu diğer meyveden farklıdır.

Her hangi bir yerde olan bir varyetin etrafını çeviriyorlar biz burayı koruyoruz bu tür bizim korumamız altında. Böyle koruma olmaz! Koruyacaksanız Türkiye’nin hepsini koruyacaksınız.” 

BİYOLOJİK KAÇAKÇILIK NİYE YAPILIYOR?

Demirsoy konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Önemli canlı türleri ve çeşitlerini bir araya toplayarak  başka coğrafyaya taşımak koleksiyon yapmak. Süs eşyasının yapımında postları, derileri vs kullanmak. Müze örneği olarak kullanmak.  Tıp amaçlı olarak kullanmak. İsraf amaçlı kullanmak. Hastalıklara dirençli çeşit üretmek. Tuz direncini yükseltmek  Tür içi ve tür dışı gen transferleri yapmak için çeşitli amaçlarda kullanılmak üzere biyolojik kaçakçılık yapılmaktadır.  Aynı tür hayvan veya bitkilerin çeşitli illerde farklı çeşitlerini görmeniz tabi ki de mümkündür.  Dünyaca ünlü ilaç şirketleri de çeşitli bitkilerin tohumlarını kullanarak ilaç yapımında ve farmakoloji biliminin ilerlemesin kullanmakta. 1973 yılında Türkiye’nin ihracatı kadar lale ihracatından para kazanılmaktaydı. Ve sadece lalenin tek bir türünden. Fakat şimdi yabancı ülkeler lalenin genlerinde yaptıkları değişiklerle birçok tür de lale çeşidi meydana getirmiştir. Kromozomlarıyla oynamak süreciyle bir sergide 568 tane lale çeşidiyle karşılaştım. Ticari amaçla şirketler inanılmaz derecede para kazanmakta. Ultraviyole ışıklarını kullanarak bir tohumdan 10.000 kadar tohum elde ediyorlar daha sonra bunların arasından güzel olan üç ya da 5 tanesini seçerek farklı çeşitler üretip halka satışa sunuyorlar. Sizin için güzel olamayan, işe yaramayan, ayaklarınızın altında ezdiğiniz her bitki ve hayvandan unutmayın ki bilmediğiniz bir gen vardır. ve unutmayın ki o gen sizin çok önem verdiğiniz hayvan ve ya bitkilerde yoktur. Bir gün farkına varılıp o geni sizin daha önce iyi dediğiniz diğer bitki  geniyle birleştirilirse bulunduğu fiziki görünümden ve kokusu tadı rengi kısacası her yönden çok ayrı bir tür çeşidi elde edilmiş olacaktır. Bugün hiçbir işe yaramaya bilir ama  yarın bir gün ben onun içerisinde hangi genin olduğunu öğrenirsem işe yarayacak her hangi bir bitki elde edebilirim. Türkiye’nin en önem vermesi gereken konulardan birisi de bu konudur.

TARIM ARAZİLERİ TUZLANIYOR

Tarım arazilerinin dünyada neredeyse hepsi artık tuzlanmakta. Dolayısıyla onun üzerin de bir sürü çalışmalar meydana getiriyorlar, arpa buğdayın artışı rengi vb. Türkiye’de Tuz Gölü civarında görülen bitkilerin birçoğu endemik bitkidir. Dünya da %40 oranıyla en çok endemik gözlenen bölgedir. Bu bitkilerin genleri ileri de tarım da kullanılmak üzere gözümüz gibi saklanmalıdır. Başbakanın Cumhurbaşkanının bunları daha dikkatli saklaması gerekmektedir. Bu civarda ki bitkilerin genleri tuzla yetişmekte ve inanılmaz dirençli olmaktadır. Bu nedenle bu bitkinin genlerinden elde edilecek bitkiler de daha tuzlu ortamlarda dirençli bitkiler elde edilebilir. İtalya’dan bir yazı geldi 2 tane taş kartalı yumurtası yakalandı siz buna nasıl izin verdiniz. Yumurta götürmüş bir tane turist ona karşılık diyorlar ki bu yumurtaları size geri gönderelim tekrar yuvaya koyun yoksa diyor biz burada onu kuluçkaya koyacağız. Türkiye bu konuyla ilgilenmiyor mu? Ben de dedim ki Türkiye bu konuyla yakından ilgileniyor siz yavruları çıkartın sağ salim Türkiye’ye gönderin. Bundan sonra muhtemelen beni TRT1 ekranlarında göreceksiniz Akrep Belgesellerinde bunun nedeni de şudur “ Glioma Kanseri” sinir etrafında ki hücrelerin kanseri Amerika’da 22.000 insanın öldüğü söyleniyor yılda ve bugüne kadar kurtulan olmamıştır hastalıktan. Fakat Güney Doğu Anadolu da bir akrebi alıp üniversiteye götürdüler özel muayeneden ve işlemlerden geçtikten sonra hazırlanan karışım ve türlerden hazırlanan ilaç glioma kanseri olan bir hasta üzerinde denendi ve olumlu sonuç elde edildi. Bu akrebin zehrinin çok önemli bir özelliği var. Gidiyor kanser hücresini buluyor ve kroid kanalları denen kanlarlı tıkıyor ve hücreyi öldürüyor. Mestastaz yapsa da öldürüyor dolayısıyla %100 başarı elde ediliyor. Güney Doğu Anadolu’dan alınan bir akrepten yaklaşık 14 tane serum elde ediliyor. Ayrıca gençleştirici özelliği ve hemoroidi önleyici de bulunmaktadır. Bu yüzden akrep çeşitlerinin korunması ve gözetilmesi özellikle katledilmemesi büyük önemi arz ediyor. Akrep zehirleri önümüzde ki yıllarda gündemde büyük yer kaplayacaktır.”

Demirsoy konuşmasını şöyle tamamladı:

“3 yıllık bilim adamı arkadaşlarımın da yardımıyla yaptığım bir araştırma da memleketim olan Erzincan’da bir müze kurdum. Ulusal Doğa Tarihi Müzesi. Bu müzenin açılmasıyla her yıl yaklaşık 1000 turist bu müzeyi görmek için Erzincan’a geliyor. Türkiye’de açılan ilk değişik müzedir. Ayrıca kendi düzeyim de lise öğrencilerine eğitim verdim. Eğitim sürecinden sonra öğrencilerimin büyük bir kısmında bilim adamı olma isteği uyandırdım. Bununla birlikte ailelerden de mektuplar aldım çocuklarında oluşan motivasyon, azim ve istek doğrultusun da teşekkür mektupları aldım. Bu eğitimle beraber kasabalar da hayvan avlarını büyük oranda önlemiş oldum hatta tabelalar bile konuldu kasanın çeşitli alanlarına. Hayvan ve bitkilere duyarlılık ve katletmeme uyarısında bulunan tabelalar.” kha

Kars Haber Haberleri