Bir restorantta düzenlenen toplantıya; Kars Ardahan İl Sorumlusu HAS Parti teşkilat başkan yardımcısı Bayram Boz, HAS Parti Kars İl Başkanı Yahya Batıbay, HAS Parti Ağrı İl Başkanı Aydın Kasar, Ağrı Tutak Belediye Başkanı Bülent Osman Osmanağaoğlu, HAS Parti Kars Kadın Kollar Başkanı Yurdagül Köroğlu, Kars, Ağrı, Ardahan, Iğdır illeri parti temsilcileri ve üyeleri katıldı.
Burada bir konuşma yapan, ülke ve dış politika gündemlerine değinen HAS Parti Kars Ardahan İl Sorumlusu Bayram Boz, “12 Eylül Anayasasını değiştirmek için seçilmiş olan bu parlamento, seçileli daha bir sene olmasına rağmen bu konuda hiç bir şey yapamadıkları gibi, her vesileyle bin türlü kavga çıkarmayı başarıyorlar. Onun için buradan bütün partilere sesleniyoruz, kavgayı bırakın. Millet sizden yeni anayasa yapmanızı bekliyor, Millet sizden kavga değil icraat bekliyor. Kavgayı bırakın yeni anayasayı yapın. Çatışmayı bırakın huzur ve barış ortamını tesis edin. Kavgayı bırakın adaleti sağlayın, gelir dağılımındaki adaletsizliği giderin, yolsuzlukları bitirin, yoksulluğa çare olun! Yeni anayasa talepleri ertelenemez. Ak Parti Hükümeti, 12 Eylülün kayığından inmek zorundadır. 12 Eylül kayığından inmeden demokratikleşmenin sağlanması mümkün değildir. 12 Eylül kayığından inmek için ne yapılması lazımdır? Bunun cevabı basittir: 12 Eylül Anayasasını değiştireceksiniz! O zaman acilen, TBMM’de sıkılı yumrukların açılması lazım. Şu hususların altını çizmek istiyoruz:
-Kucaklaşmadan, ön yargılardan kurtulmadan, karşımızdakini dinlemeden yeni bir anayasa yapılmaz.
-12 Eylül’ün ve 28 Şubat’ın gölgesinde yeni bir anayasa yapılmaz. Yeni anayasa, 12 Eylül sistemini tamamen değiştirmelidir.
-Kuytu köşelerde konuşarak anayasa yapılmaz; millet işin içinde olmalı, anayasayı yapmak konusunda millet birinci derecede etkin kılınmalıdır.
-Yeni anayasanın adı “MİLLET ANAYASASI” olsun. Yeni anayasa; devleti, sermayeyi değil MİLLETİ merkeze almalıdır.
-Yeni anayasa; korkuların, tabuların, önyargıların değil; güvenin, sevginin, dayanışmanın, adaletin merkeze alındığı bir anayasa olsun.
-Yeni anayasa; yeni siyaseti ve Yeni Türkiye’yi hedeflemelidir.
-Yeni anayasanın dili; insanlık dili, barış dili, kardeşlik dili olsun. Anayasa, tek tipliliği değil, milletin içinde var olan çok sesliliği temel almalıdır.
-Milletimiz, yeni bir anayasa istiyor. Milletimiz, yeni bir siyaset istiyor. Milletimiz, yeni bir Türkiye istiyor” dedi.
Boz, Afganistan meselesi ile ilgili de şöyle konuştu:
“Afganistan’da ne işimiz var” şeklindeki eleştirilere karşı, Sayın Başbakan “Afganistan’da lojistik yapıyoruz” demiştir. Hemen ifade edelim ki, bu çok talihsiz bir açıklamadır. Kime lojistik yapıyoruz; Afganlıya mı, ABD’ye mi? Afganistan’daki lojistiğiniz Afgan halkına ise, asker çekilsin, o lojistiği başta Kızılay olmak üzere sivil yardım kuruluşları yapabilirler! Hâlbuki gerçekler ortadadır. Başbakan’ın lojistik dediği ABD jandarmalığına, işgaline lojistik, yani bir nevi kamuflajdır. ABD askerleri, Afganistan’da Kur’an yakıyor, insanların evlerini vuruyor, rastgele ateşler açıyor, düğünler vuruluyor! ABD’nin Afganistan’ı işgalinden beri kaç sivil öldürüldü, yaralandı? Kaç düğün konvoyu, ev, cami bombalandı? Afganistan’ın liderlerinden Burhanettin Rabbani siyasi bir cinayete kurban gitti? 4 Mayıs 2009’daki Amerikan hava saldırısında 140 sivil ölmüştür. 11 Temmuz 2008 de ABD uçaklarının Afganistan’ın doğusunda düzenlediği operasyonda 39’u kadın - çocuk 47 kişi can vermiştir. 22 Haziran 2009 da İngiliz birliklerinin çağrısıyla düzenlenen hava saldırısında 25 sivil Afgan ölmüştür. 22 Ağustos 2008’de Amerikan ordusunun, Afganistan’ın batısında düzenlediği kara - hava operasyonunda 60’ı çocuk 90 kişi ölmüştür. Bütün bunlar olurken Türkiye’nin Afganistan’daki varlığını lojistikle geçiştirmek mümkün değildir!
Daha açık bir ifadeyle Başbakan’ın bu beyanı hiç de tutarlı ve inandırıcı değildir! Çünkü Türkiye, bu zulüm karşısında sessiz kalmıştır ve bu zulmün suç ortağı konumundadır. ABD’nin şu birkaç örnekten de açıkça görüleceği üzere, zulmü ortada iken, Türkiye’nin lojistiğinin bu zulme destek olmaktan başka ne anlamı vardır? Ayrıca bir başka gerçek de şudur: Bugüne kadar Türkiye, ABD ve NATO istemeden, askeri olarak hiçbir yere, Başbakan’ın tabiriyle destek ya da lojistik vermemiştir. Yani ortada “ABD nereye Türkiye de oraya” durumu vardır. Başbakan kusura bakmasın, ama Türkiye, Afgan halkına değil, ABD işgaline lojistik sağlamaktadır. Afgan halkı Türk askerini seviyor, Türk askerini gördüğü zaman sokaklara güvenle çıkıyor. Mazlum milletler bizim askerimizi sırtında taşır; ama sokaklarda bile dolaşamayan Amerikan askerleri, bizim askerlerimizin arkasına gizlenerek orada varlıklarını ve işgallerini sürdürüyorlar. Amerika’nın işgaline fiilen destek olarak Türk askeri oradadır. Bizim askerimiz, işgal gücü değil de imar ve emniyet gücü olarak orada bulunuyor deseniz de, sonuçta işgal kuvvetlerine yardımcı olur pozisyondadır. Kısacası Karzai’nin bile “NATO, derhal çekilsin” derken, Başbakan’ın lojistikten bahsetmesinin inandırıcı bir tarafı yoktur! Ayrıca yine hiç kimse, Türkiye’nin burada bulunuşuna, Osmanlı örneğiyle kılıf uydurmaya çalışmasın. Osmanlı, Asya’ya, Endonezya’ya, Afrika’ya bir takım emperyalist güçlerin amaçlarına hizmet etmek için gitmedi. Adaleti, barışı oralara götürmek için gitti. Şimdi ise ABD ve diğer batılı emperyalist devletlerin çıkarlarına hizmet edilmektedir.”
Toplantı daha sonra basına kapalı devam etti.
kha