Havuzda oynayan 5 yaşındaki çocuk havalı tüfek ile vuruldu

Beylikdüzü'nde arkadaşının ailesine ait bir evdeki havuzda ikizi ve arkadaşıyla oyun oynarken havalı tüfek mermisi isabet eden 5 yaşındaki çocuk kabusu yaşadı.

Beylikdüzü'nde arkadaşının ailesine ait bir evdeki havuzda ikizi ve arkadaşıyla oyun oynarken havalı tüfek mermisi isabet eden 5 yaşındaki çocuk kabusu yaşadı. Karan Aydınlısoy, 16 günlük yaşam mücadelesi sonrası hayata tutundu. Baba Cenk Aydınlısoy,"Biz bu olayın kesinlikle kasıtlı olarak yapıldığına inanıyoruz" derken anne Naz Aydınlısoy, "Bir anne olarak canım çok yanıyor. Kalbim sıkışıyor ama istiyorum ki gerçekten adalet yerini bulsun. Dilerim ki bu son olur. Hiçbir annenin ya da babanın canı bir daha yanmaz" dedi.

Olay, 7 Temmuz Salı günü saat 18.00 sıralarında yaşandı. İddiaya göre 5 yaşındaki Karan ve ailesi, davet üzerine Karan'ın okul arkadaşının müstakil evine gitti. Evin bahçesinde bulunan havuzda ikizi ve sınıf arkadaşıyla oyun oynayan Karan, aniden sırtına isabet eden havalı tüfek mermisiyle vuruldu. Kanlar içine kalan Karan'ı kucağına alan baba Cenk Aydınlısoy en yakın hastaneye götürdü. Hastanede yapılan tetkikler sonucu Karan'ın sırtından giren merminin akciğerini parçaladığı ve kurşunun kalbe çok yakın bir noktada durduğu sonucuna ulaşıldı. 16 gün boyunca hastanede tedavi gören çocuk 22 Temmuz tarihinde taburcu oldu. Ayrıca minik Karan'ın 3 hafta sonra kalbine yakın noktadaki kurşunun alınması için ameliyata gireceği de öğrenildi. Karşı evden tüfekle ateş ettiği belirlenen 17 yaşındaki şüphelinin tutuklandı.

"Ben hala kurşunun olduğuna inanmak istememiştim"

Olayın yaşandığı gün yaşadığı şoku anlatan anne Naz Aydınlısoy, "Biz o gün çocuklarımın arkadaşının anne ve babasının daveti üzerine yemeğe gitmiştik. Çocuklar o gün orada havuza girmeye karar verdiler. Çocuk havuzları vardı. Çocukları hazırladık, havuza soktuk. 10 dakika, 15 dakika olmamıştı. Biz o sırada çocukların fotoğraflarını çekiyorduk, anımız olsun diye. Ben tabii tek korkum, küçük havuzun yanında bir tane daha büyük havuz var, belki olur da bilmezler oraya doğru çıkmak isterler diye oraya bırakmıyordum. Eşim ve arkadaşımızın babası dedi ki, "Anneler yukarı çıksın." Biz balkonda bekledik. Ben de, "Siz şezlongda oturun da çocukları gözetleyin." dedim. Biz yukarı çıktık. Ben yukarıdan birkaç tane fotoğraf ve video çekerken arkamı dönüp telefonu masaya koyup dönmemle Karan'ın çığlık seslerini duyduk. Hemen aşağıya doğru koştum. İlk başta çocuklar arasında şakalaşma olduğunu düşündüm. Tabii ben Karan'ı önden görüyorum, sırtını görmüyorum. Eşimin telaşla koştuğunu görünce eşime dedim ki, "Sakin ol, çocuk bunlar, şakalaşmıştır." Eşimin bana söylediği o ilk cümle benim ayaklarımı yerden kesti, kalbimin durduğu andı. "Silah sesi geldi ve Karan'ın sırtına kurşun isabet etti." dedi. Tabii biz kanı gördük. Havuzun içi kan doluydu. İkiz kardeşi çok korktu, "Kanlar var." diye çığlık attı. Biz aynı şekilde kucağıma aldığımda ben hâlâ kurşunun olduğuna inanmak istememiştim. Belki bir kesik yarası diye düşündüm. Orayı temizledikten sonra kocaman bir delik olduğunu fark ettik ve hemen tampon yapmaya başladım. O telaşla ben neye uğradığımızı bilmediğim için, "Çocukları alın, eve kaçalım." olduk" dedi.

"Karan'ın bilincinin kapanmasını engelledim"

Küçük çocuğun vurulduktan sonra hastaneye giderken yaşanan süreci anlatan anne Aydınlısoy, " Karan kucağımda, sırtına tampon yapa yapa hızlı bir şekilde hastaneye geldik. Bütün yol boyunca Karan bayıldı, bayılacak gibiydi. Ben tabii bayılmasın diye elimden geleni yapıyordum. Sürekli, "Karan anneciğim uyan, bana bak, bende kal. Sen çok güçlüsün, az kaldı, vardık." diye diye Karan'ın bilincinin kapanmasını engelledim. Hastaneye geldiğimizde zaten hastane benim çığlıklarımla ayağa kalktı. Doktorlar, "Ne oldu." dediğinde, "Kurşun, silah." dediğimde hemen polisler etrafımı sardı. Orada ilk tahliller, ilk müdahaleler yapıldı. İlk tomografi ve röntgenler çekildi. Karan tabii o ilk an nefes alamıyordu. Oksijen maskesi takıldı. Tomografi sonrası kurşunun çok hayati bir noktada durduğunu ve kalbin hemen yanında, kalp ana damarlarının hemen dibinde, akciğerlere saplandığını söylediler. Burası değil, daha kapsamlı bir hastaneye gitmemiz gerektiğini söylediler. Ambulansla ben ve Karan Çam ve Sakura Hastanesi'ne sevk edildik. Biz oraya gittiğimizde birkaç saat kırmızı alanda ilk müdahaleler yapıldı. Ondan sonrası bizim 16 gün boyunca hastane sürecimiz başladı." şeklinde konuştu.

"Ameliyat çok riskli ama kurşunun içeride kalması daha da riskli"

16 günlük yoğun bakım sürecinde yaşananları anlatan anne Aydınlısoy, "Karan 16 gün boyunca o küçük bedeniyle hayata tutunmaya çalıştı. Çünkü sürekli tahliller, sürekli kan, sürekli röntgen, tomografi ve her gün "Bugün ameliyat, yarın ameliyat." deniliyordu. Ama ameliyatın her gün riskli olduğunu ve bugün yapılamayacağını, biraz daha iyileşme sürecine devam etmesi, akut döneminin geçmesi gerektiğini söylediler. Ameliyat günü geldi. Ameliyat gününde tabii çok korku ve panik içindeydik. Ta ki ameliyatın iptal edildiğini söyleyene kadar. Çok riskli olduğu için hayati risk taşıdığını ve bedeninin bunu şu an taşıyamayacağını söylediler. Bir süre daha gözetim altında kaldık, ta ki taburcu olana kadar. Taburcu olduk. Şu anda 28. gündeyiz. Olayın ilk gününden bugüne tabii bu süreçte biz başka cerrahlar, KVC ve göğüs cerrahlarının hepsinin görüşlerini ayrı ayrı aldık. Hepsinin aynı cümlesi var. Ameliyat çok riskli ama kurşunun içeride kalması daha da riskli. Yani iki durum da bizim için çok riskli." dedi.

"Bir anne olarak canım çok yanıyor"

Adaletin tecelli etmesini isteyen anne Naz Aydınlısoy, "Bir anne olarak canım çok yanıyor. Çocuğumu yaşatabilmek için hangi kararı vermem gerektiği çok belirsiz. Ne yapacağımızı bilmiyoruz ama çocuğum için en iyisi hangisiyse o olsun istiyoruz. Sadece Karan değil, öbür kardeşi, ikizi de tabii ki o da psikolojik olarak çok kötü durumda. Karan kendisi de öyle. Karan'ın devamlı söylediği şey, "Anne neden bana ateş ettiler. Ben hırsız mıydım. Ben kötü biri miydim." Çünkü bizim anlattığımız şey, polislerde silah olur, polisler kötü insanlardan bizi korumak için silah taşırlar diye hep söyledik. Kalbim sıkışıyor ama istiyorum ki gerçekten adalet yerini bulsun. Dilerim ki bu son olur. Hiçbir annenin ya da babanın canı bir daha yanmaz. Bizimki çok yandı." dedi.

"Buna nasıl bir anne baba göz yumar"

Baba Cenk Aydınlısoy, 17 yaşındaki şüpheli şahsa ve olayın sorumlularına tepki göstererek, "Soruşturmada geçen raporlarda şu yazıyor. Bu villanın yanındaki villanın 17 yaşındaki oğlu, babasının ruhsatlı dürbünlü profesyonel havalı tüfeğini alarak o tarafa doğru ateş ediyor. Burada zaten kanıtlar da var. Yani bu havaya atılmış mermi değil, yorgun bir mermi değil. Bizim inancımız da o yönde, hedef gözeterek ateş edildiği yönünde. Babanın da burada sorumluluğu var. Çünkü babasının ruhsatlı silahı ve bu atışları sabahtan beri yapıyormuş. Bunun biz tanıklardan duyumunu da aldık. Buna nasıl bir anne baba göz yumar, hâlâ bunu anlamaya çalışıyoruz. Aramızdaki mesafe o evle misafir olduğumuz ev arasındaki mesafe maksimum 40 metre. Çocuklar o havuzda oynuyordu, sesleri geliyordu. Zaten güvenlik kamera kayıtlarında o sesler mevcut. Bu sesleri duyduğunu düşünüyorum. Kamera kaydı çok daha uzaktaki bir villanın güvenlik kamera kaydıydı. Bunun hedef gözetilerek yapıldığını düşünüyorum. Çünkü kullandığı havalı tüfeği polis raporundan gördüm. Dürbünlü ve 26 kata kadar zoom yapabilen bir güce sahip" dedi.

Olayın kesinlikle kasıtlı olarak yapıldığına inanıyoruz

Olayın kasıtlı olarak gerçekleştiğini iddia eden baba Aydınlısoy, "Olaydan 1 saat sonra olay yeri inceleme ekipleri olay yerine gidiyor ve olayın tahkikatını yapıyor. Babası polislere silahı teslim ediyor. Babası polislere silahı teslim ettiğine göre babası evdeydi. Bunu buradan anlamış oluyoruz. Polisler bu şahsı gözaltına alıyorlar. Savcı tahkikatı yaptırdıktan sonra tutukluluk kararı veriyor. Şu anda çocuk ıslah evinde cezaevinde. Biz bu olayın kesinlikle kasıtlı olarak yapıldığına inanıyoruz. Bu sebeple en ağır cezayı almalarını istiyoruz şeklinde konuştu.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde karsmanset.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.

Türkiye Gündem Haberleri