Polis ya da jandarmadan ifade çağrısı alan kişinin hakları Ceza Muhakemesi Kanunu'nda açıkça sayılıyor. Bu aşamada verilen ifade, dosyanın sonraki aşamalarında da önemini koruyor.
Ceza soruşturmalarının ilk adımı çoğu zaman kişinin polise ya da jandarmaya ifadeye çağrılması oluyor. Çağrıyı alan pek çok kişi ne ile karşılaşacağını bilmeden ifade veriyor. Karakola çağrılan kişinin hakları ise Ceza Muhakemesi Kanunu'nda tek tek düzenlenmiş durumda.
1. Çağrının sebebi yazılmalı
Kanunun 145. maddesine göre ifadesi alınacak kişi davetiyeyle çağrılıyor ve çağrılma nedeni açıkça belirtiliyor. Davetiyede, gelinmemesi hâlinde zorla getirileceği de yazıyor. Bu nedenle çağrıya uyulması gerekiyor.
2. Suçlama anlatılmalı
İfade alınırken önce kimlik tespit ediliyor, ardından kişiye yüklenen suç anlatılıyor. Kimlik sorularına doğru cevap vermek zorunlu. Suçlamayla ilgili açıklama yapmamak ise kanuni bir hak ve bu hakkın ifadeden önce hatırlatılması gerekiyor.
3. Avukat her aşamada yanında olabilir
Şüpheli, müdafi seçme hakkına sahip. Avukat tutacak durumda olmayan kişi isterse baro tarafından bir avukat görevlendiriliyor. Çocuklar, kendini savunamayacak derecede malul olanlar ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarda ise istem aranmaksızın avukat görevlendiriliyor. Avukatın şüpheliyle görüşme ve ifade boyunca yanında bulunma hakkı engellenemiyor.
4. Yakınlara haber verilebilir
Yakalanan kişinin, yakınlarından istediği birine yakalandığı derhâl bildiriliyor. Bu hak da ifade sürecinin başında hatırlatılması gereken haklar arasında.
5. Lehe delil istenebilir
Kişiye, şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılıyor. Kamera kayıtları, mesajlar ya da tanıklar bu aşamada belirtilebiliyor.
6. Tutanak okunmadan imzalanmamalı
İfade bir tutanağa bağlanıyor ve tutanak, ifade veren kişi ile hazır bulunan avukat tarafından okunup imzalanıyor. İmzadan kaçınılırsa nedeni tutanağa yazılıyor. Kanunun 148. maddesi, baskı, aldatma, tehdit ya da kanuna aykırı yarar vaadiyle alınan ifadelerin, rıza ile verilmiş olsa bile delil olarak kullanılamayacağını düzenliyor. Avukat bulunmadan kollukta alınan ifade de hâkim ya da mahkeme önünde doğrulanmadıkça hükme esas alınamıyor.