“İslam Düşmanlarının İstilası…”

Erdem: “İslam coğrafyası Yahudi ve Hıristiyanlar başta olmak üzere İslam düşmanlarının istilası ve saldırısıyla karşı karşıya kalmış durumdadır”

“İslam Düşmanlarının İstilası…”

Erdem: “İslam coğrafyası Yahudi ve Hıristiyanlar başta olmak üzere İslam düşmanlarının istilası ve saldırısıyla karşı karşıya kalmış durumdadır”

Kars Caferilerinin Dini Lideri, Merkez Ehlibeyt Işıklı Cami Alimi Seyyid Ahmet Erdem, Hz. Mehdi’yi anma programında yaptığı konuşmasında, “İslam coğrafyası bu gün Yahudi ve Hıristiyanlar başta olmak üzere İslam düşmanlarının istilası ve saldırısıyla karşı karşıya kalmış durumdadır” dedi.

Erdem, Halk Eğitim Merkezi Konferans salonunda düzenlenen, Hz. Mehdi’yi (AF) anma programında yaptığı konuşmasında Kars Ehlibeyt Kültür ve Yardımlaşma Derneğine böyle bir organizasyon yaptıkları için teşekkür etti.

Erdem, “Bugün Hz. Muhammed Mustafa, Aliyyül Murtaza Fatımatül Zehra’nın evladı olan ve adaleti yeryüzüne yayacak. Mevla’mız İmam Zaman’ın 1179’ncu doğum günü münasebetiyle bir araya gelmiş bulunmaktayız. Aramızda değerli konuklarımız ve misafirlerimiz vardır, onlara da bu vesileyle hoş geldiniz demek istiyorum. Evet, onun kutlu doğumu bizleri bir araya getirip bir vahdet ve kardeşliğe vesile olmuştur. Tüm İslam âlemi ve İslam coğrafyası tarihin hiçbir devresinde olmadığı kadar bugün vahdet’e ve İslami kardeşliğe muhtaçtır. İslam coğrafyası bu gün Yahudi ve Hıristiyanlar başta olmak üzere İslam düşmanlarının istilası ve saldırısıyla karşı karşıya kalmış durumdadır. Onlar bu gün gelişmekte olan İslami uyanışın önünü nasıl kesebilirimin hesaplarını yaparak kendi aralarında ki çekişme ve düşmanlıkları bir kenara bırakarak, Müslümanlara karşı birlik olmuşlardır. Dünyanın farklı yerlerinde Müslümanlar boğazlanmakta ve katledilmektedir. İslam dünyası bu vahim tablo karşısında silkinerek kendisine gelmeli. Kur-an-ı Kerim müminleri kardeş ilan ederek onları ihtilaf ve çekişmeden uzak durmaya çağırmıştır. Nitekim Enfal süresinin 46’ncı ayetinde Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Allah’a ve Resulüne itaat edin ve aranızda kısır çekişmelerden uzak durun. Çünkü gevşer ve güç kaybına uğrarsınız.” Bu yüzden İslam öğretileri ve Kur-an-ı Kerim’in ilahi emirleri izzet ve yükseliş kaynağı olduğu gibi Müslümanlar arasında kötü düşünce tefrika, çekişmeler de zaafa ve yabancı güçlerin Müslümanlara karşı sulta kurmalarına sebep olacaktır. Günümüz şartlarında İslam dünyasının vahim durumuna dikkat edersek en mantıklı ve ilkeli kurtuluş yolunun Müslümanlar arası kardeşlik ve gönül birliğini sağlanmasında ibaret olduğunu görürüz’’ diye konuştu.

“Öğle bir zamanede yaşamaktayız ki her kes özellikle sözlerine kanaat edilecek kişilerin söylemlerine ve eylemlerine dikkat etmelidirler. Çünkü çok hassas süreçte yaşamaktayız” diyen Erdem, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sünni’si veya  Şii’si, Müslümanlar kendi aralarında sevgi ve kardeşlik dilini kullanmak zorundalar, kardeşliklerini, birlik ve beraberliklerini pekiştirmelidirler. Peki, bu konuda ne yapmalıyız? Her şeyden önce ortak yönlerimizi unutmamamız gerekir. İhtilaf ve nifaktan uzak durmalılar,çünkü sorun şii yada Sünni sorunu değildir, asıl sorun İslam ve küfür sorunudur, asıl sorun İslam ve tekfircilik sorunudur, asıl sorun İslam ve vahhabilik sorunudur… İman ve inanç esasları bir olan, Aynı Allaha inan, aynı kitaba inanan, aynı kıbleye yönelen, aynı Peygamberin ümmeti olan, Müslümanlar ayrılık ve farklı düşünceleri bir kenara bırakıp bu temeller etrafında birlik oluşturmalıdırlar.

Ve şunu iyi bilmemiz gerekir ki eğer Sünnilik peygamberimizin sünnetini uygulamaksa en büyük Sünni İmam Ali (a.s)dır. Ve eğer Şiilik İmam Ali’yi sevmekse en büyük Şii Hz. Peygamber(s.a.a)dır. Bizlere düşen görev bir birimizi inançlarımızla beraber kabullenmek bu çerçevede İslami kardeşliği yaşamak ve yaşatmaktır. Zira Şiilik ve Sünnilik arasında o kadar müştereklerimiz var ki, birleşeceğimiz noktalar ayrı düşeceğimiz noktalardan çoktur.

Bu konuda Şehrimiz en güzel örnektir diyebilirim. Çünkü şehrimizde Sünni’si ve Şii’si sevinçte ve tasada birdir ve beraberdir. Vahdet, herkesin kendi itikat ve inancını koruyarak ortak düşmana karşı güçlerini birleştirmesi, omuz omuza vererek emperyalistlere karşı Kuran’ı, mukaddes toprakları, İslam’ı ve Tevhid’i düşünceyi korumasıdır. Bugün emperyalistler Sünni’siyle, Şiası’yla bütün Müslümanları hedef almış durumdadır ve biz birlik olmazsak, onlar Şii ve Sünni ayrımı yapmadan bütün Müslüman olan herkesi yok edeceklerdir. Bir büyüğümüzün dediği gibi biz Şii ve Sünniliği tartışırken ve namaz kıldığımızda elimizi açalım mı bağlayalım mının tartışmasını yaparken, onlar bu elleri nasıl keserimin hesabını yapmaktadırlar. Bu gün İslam coğrafyasının bir çok yerinde vahhabilerce mezhep kışkırtması yapılarak ve özellikle Şii ve Sünni Müslümanların kardeşliği hedef alınarak, Irakta, Suriye de, yemende, Pakistan’da  ve diğer yerlerde tekfirci vahhabilerin Allah adıyla tekbirler getirerek şii Müslümanları boğazlamalarına ve ciğer sökücülüklerine rağmen ve çocukları ebeveynlerinin gözleri önünde boğazlamalarına, Şii mabetleri her gün bombalamalarına rağmen ,bizim taklit mercilerimiz daima İslami kardeşlik dilini kullanmakta ve Sünni kardeşlerimizi bizim kardeşimizden öte canımız olarak görmemizi istemekteler.

İslam alemine fitne ateşine sürükleyen  şeyh Yusuf Kardavi gibi Nato ve saray mollası ve adeta fitne şeyhliğine soyunmuş ve her gün Şiilerin aleyhine yeni bir fitne çıkararak Şiilerin ve Alevilerin namuslarını helal olduğuna dair fetvası vererek Müslüman katliamını teşvik etmektedir, bu gün bir çok İslam coğrafyasında bu türden sözde din adına konuşan fitne şeyhlerinin fetvalarıyla tekbirler eşliğinde Müslümanlar boğazlanmakta ve İslam’ın o güzelim barış ve selamet ruhu kirletilmektedir. Ama onun gibi tekfirci ve İslam düşmanlarının uşaklığını yapan vahhabi mollaların fitnelerine rağmen Şii Dini Liderler ve Alimler metanetlerini koruyarak Müslüman kanının dökülmesi noktasında hassasiyet göstermekte ve İslam’ın namusunu,ırzını ve canını muhterem saymaktalar. Buna karşı tarih boyunca Hiçbir Şii Alimin ağzından ve ya kaleminden Sünni kardeşinin aleyhinde bir fetva verilmemiştir..

Tekfirci vahhabilerin bunca katliam fetvalarına rağmen hep barıştan ve İslami kardeşlikten yana tavır almışlardır. Yaşadığımız bu ortamda Maalesef tekfirciler Adeta İslamiyet’i ve Hz. peygamberin rahmet ve merhamet dinini "saldırı ve kan dinine" çevirmişlerdir.

Gün geçmiyor ki televizyonlarda Müslüman’a karşı vahşet haberlerine tanık olmayalım.

İşte bu nedenlerden dolayıdır ki; Birbirimizi çok yakından hem de en yetkili ağızlardan ve en sağlam kaynaklardan tanımaya çalışmalıyız. Hiçbir şahıs veya grup hakkında ön yargılı ve peşin hükümlerle yaklaşmamalıyız. İslam’ı Muhammediye’yi Kur’an ve sünnetle tanımalıyız, kişilerle değil.. Peygamberimizin, iki değerli emanetinden biri olan Ehlibeyt’in kurtuluş gemisine binmeliyiz. Zamanemizde o gemini kaptanı Hz. Mehdi (A.F)dir. Onu tanımalı onu beklemeli ve onun yaranlarından olmak için çaba sarf etmeliyiz. İslam’ın içerisindeki İngilizlerin eliyle kurulan ve bütün İslami mezhep ve meşreplere düşman olan Vahhabileri ve onun tekfirci sözde din adına konuşan saray mollalarını iyi tanımalıyız. Her grubun sadece kendi kaynaklarıyla yetinip başkaları hakkında görüş bildirme alışkanlığına son verilmelidir.

Bu nedenlerden ötürü hemen ve öncelikli olarak tüm mezheplere mensup İslam âlimleri arasında güçlü bir diyalogun oluşmasıdır. Zira alimler arasındaki bu samimi ve kardeşçe ilişkiler, ister istemez halk arasında da olumlu yansımalar bulacak ve düşmanlıklar yerini kardeşçe ve dostça münasebetlere bırakacaktır.”

Anma etkinliğine Kars ve Iğdır Ehlibeyt alimleri, Necef Dar’ul Hikmet Müessesesi Avrupa Temsilcisi Hüccet’ül İslam vel Müslimin Seyyid Salih El Hekim, Irak’ın dört büyük müçtehidinden Ayetullah’il Uzma Seyyid Said El Hekim’in oğlu Hüccet’ül İslam vel Müslimin Seyyid İzzeddin El Hekim, Kafkas Üniversitesinden öğretim üyeleri ile çok sayıda Ehlibeyt dostu katıldı.

kha

Kars Haber Haberleri