Kars Barış Derneği’nin faaliyetleri
Kars Ticaret Borsası Başkanı İsmet Çelik tarafından hayata geçirilen dernek, Bölge halkının arasında yaşanan küslükler, dargınlıklar ve bunlardan kaynaklı doğan kan davalarına çözüm üreterek “barış” sağlamayı hedefliyor.
Merkezde, ilçelerde ve köylerde arazilerden dolayı çıkan kavgaları, küskünlükleri, kız kaçırma kavgalarını ve özelliklede kan davalarının bitirilmesi için çaba sarf eden dernek, bölge halkının yaşadığı sıkıntıların üzerine giderek yaşanan küskünlüklerin ve kan davalarının son bulması için çabalıyor. Dernek Yönetimine ise Ömer Üreyil, Hasan Kara, Metin Durmuş, Seyfettin Koç, Yaşar Çeledir, Himmet Çihantimur görev alıyor.
Kars Barış Derneği üyesi Merkez Azat Köyü Emekli İmam Yaşar Çeledir (64), Barış Derneği’nin faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Çeledir, “Borsa Başkanımız İsmet Çelik bu işi öngördüler. Benim bilfiil içerisinde bulunduğum barışlar İsmet Çelik ve diğer kardeşlerimiz Metin Durmuş onlar esnaftırlar. Milletin arasında kendileri tanınıyor, kendilerini kabul ettirmişler, hatırı sayılan kişilerdir. Zihni Çelebi de yönetimimizde. Hacı Ömer Hoca var eski Karayolları Bölge Müdürünün kardeşi İskender bey temiz bir insan, güvenilir bir insan. Onlarla beraber ciddi anlamda 20 civarında barış sağlandı. 40 sene önce vuku bulan 2 aile arasında göçüp gitmiş 5-10 onlarında barışına vesile olduk. İki aileyi bir araya getirdik birbirlerine kızda verip almışlardı yeğen dayısını tanımıyordu. 30 yaşına varmış dayısını tanımıyordu, dayıda yeğenini tanımıyordu.” dedi.
Çeledir, “Çeşitli sebeplerden dolayı aralarında husumet olan aileler vardır, bunlara bir çağrınız var mı?” sorusuna da, “Barış hususunda bir taraf kendisini suçlu sayacak her iki tarafta ben haklıyım derse o barış çok zor olur. Tabi ki iki taraftan muhakkak ki biri haksızdır biride haksızlığa uğramıştır. Haksızlık eden haksızlığını görecek davet edecek teşebbüs edecek. Bizimle irtibata geçecek bu işin ehli olarak bizimde barışımıza yardımcı olun aramızda bulunun bu husumet aramızdan kalksın. İki kişide olabilir, iki köy arası olabilir, yayla davaları olabilir. Kendileri gelip götürürlerse baş üstüne seve seve gidilir ve o adamlardan alınan sözlere göre hareket edilir. Hem yasaya uygun olması, hem insani kurallara, hem İslami kurallara ters düşmemek şartı ile barışlar sağlanır. Ama kendi başına iki kabile arasında tabi ki “geçmiş olsun” denilir ama “gel sizi barıştıralım” olmaz. Kimi kimle barıştıracaksın.” diye konuştu.
Bu tür olayların bir anlık kızgınlıktan kaynaklandığını da ifade eden Çeledir, “Onların en yakınları onların ileri gelenleri, yaşlıları harekete geçmeli. Bugün yaşlı her ne kadar karşı tarafın yaşlısı olsa da olsa hepimizin “baba” derecesinde görmemiz lazım. Bizim yöre töremiz öyle. Her iki tarafın büyükleri teşebbüs edip sakinleştirmesi lazım. Eğer onları aşıyorsa karşı ki tarafın yakınını sözü diğer tarafa geçmez. O sıra sözü geçen bu gibi işlerin ehli olan bu işleri beceren herkes beceremez barış işini.” şeklinde konuştu.
Çeledir, “Kızgınlık anına denk gelen insan o anda ne yapmalı?” sorusu üzerine de şunları söyledi:
“Kızgınlık anına denk gelen hemen gidip siz kardeşsiniz yapmayın. Beş dakikalık sinir insana büyük felaketler getirir. Mesela insanın bıçak kullanması sesli veya sessiz silahlar kullanması ani şeylerdir. Ama kendisiyle beraber bütün akrabalarını yük altına koyar öyle ki o yükün altından çıkılması çok güç olur. Kendisi derhal pişman olur o işi işleyen onun için çok sabırlı olmak lazım. Allah sabredenlerle beraberdir, sabırda selamet vardır, sabreden kişi Allah, Peygamber, Kuran’a göre hareket etmiştir. Sabretmeyen nefsine uyanda Şeytana uymuş olur o da kendisine ve ailesinin başına iş açar. Çok sabırlı olmak lazım; ama beşerdir insan olarak bakarsın birazda gençliğin vermiş olduğu deli kanlılık. Bir şeyler vuku buldu mu o kızgınlık anında hakarete uğramış bir kişi sırf kendi nefsini düşünmemesi lazım. Kafam kırıldı, burnum kanadı gibi fevri hareket etmemesi lazım, dikkatli olması lazım. İlla ki bıçağa bıçakla, silahla değil onu efendiliğiyle çözmesi gerek. Zaten kendisini bilen bir insanın verilecek ceza yani suçlu hakikaten kendisinde insanlık kuralları varsa suçu işleyene en büyük ceza onu affetmektir. Tabi kendini biliyorsa. Ona hoşgörülü davranıp onu affetmek bağışlamak. Tabi bağışlayan Allah’tır. Vazgeçmek onu daha çok utandırır, daha da çok mahcup eder, eğer insan ise. Zaten mahcup olmayacak derecede de bir insana uymamak lazım.”
Çeledir, çözüm sereciyle ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:
“Gözle görülür derecede devletim çözüm sürecini getirmesi çok çok iyi oldu. Gözle görülecek derecede faydalar oldu, gözyaşları dindi. Sebebiyet veren kim olursa olsun ne kadar güzel. Kan akıtmak iyi bir şey değil her iki tarafta kan akıtan da kanı akanda keşke bunlar olmasaydı, şimdiye kadar olan olaylar olmasaydı denildi değil mi. Buna hepimiz şahidiz. Bir duvardan taşlar düşüyorsa Allah rızası için o taşları yerine koymak lazım. En azında bundan sonra düşmesin o duvardan o duvar yıkılmasın ne olur. Allah rızası için buna kimse karşı çıkmasın. Bazıları ellerini kollarını sıvamış o dökülen taşları yerine koymaya çalışıyor, bazıları da ‘yok ya ne barışı.’ diyorlar. Bunlar ne akla hizmet ediyor ben anlamıyorum. ‘Barış olmasın’ diyen bir insan hele bir öncü ise bir lider ise hatta bir partinin lideri ise çok yazık ediyor. Biraz düşünsün. Mesela muhalefet lideri diyelim ki iktidar liderine zıtsa da bile Allah için, memleketimiz için bu kelimeleri konuşmamsı lazım. İktidar olsun, muhalefet olsun birbirlerine şiddetli ihtilaf iyi değil. Memleketin çökertilmesine bile vesile olur. Çünkü ben bunu kafadan konuşmuyorum.
Bir memleketin çökmesine sebep olan başkasının boyunduruğu altına girmesine sebep olan üç ana unsur var..Birincisi cehalet, bilinçsizlik fertler cahilse kim hesap kitabını görecek o memleketin kim önden ışık tutacak. İkincisi fakirlik, zaruret. Üçüncüsü şiddetli muhalefet onun için ne yapacağız. İlim, irfan, mektep ve medrese açmakla bilgin yetiştirmekle cehaleti ortadan kaldıracağız. Fakirliği de sanayi ve sanatkar yetiştireceğiz. Bir memleketin sanayisi yoksa, sanatkarı yoksa arıza bulan her şey zayi olur. gider onu yapacak kimse olmaz. Sanayisi yok, sanatkarı yok. Misal vereyim, mesela bir arabanın yatağı sarmış, piston eğilmiş, sanayi yoksa nasıl olacak, sanatkar yoksa kim yapacak, yavaş yavaş çöker gider. Bir kapı yerinden düşmüşse onu asacak birisi lazım. Asmasak oraya fırtına çamur yağmur dolar. Rahmetlik Erbakan ‘sanayi sanayi’ diyordu doğrudur. Kim derse desin bu sözü. Bu Erbakan’ında sözü değil ondan önceki dakik insanların sözüdür. Faydayı sağlamak için çalışan insanların sözüdür. Üçüncüsü ne yapacağız şiddetli muhalefeti ortadan kaldırmak için Allah talanın da emridir, tek yekün olarak Allah’ın kanununa, Allah’ın gösterdiği yolda gidin. Allah’ın ipine Kuran’a sarılın, Allah’ın emirlerini yerine getirin. Birlik ve berberlik muhalefeti ortadan kaldırmak için bir evde 4-5 kardeş her biri bir tarafa çekerse o ev, ev olmaz ki, gelişmez ki. Ama sözleri bir olursa, büyüklerini dinlerlerse; babalarını, iyi olur. Baba da babalık yapması lazım. Öncü devlet lideri baba sıfatında olması lazım, ana şefkati göstermesi lazım. Kendi şahsi ihtiraslarını kendi insanlarını kayırmaması lazım, hepsini bir tutması lazım. Çocuklarının birisi hırçın olabilir zaten ahlaklı, güzel, önünü gören görmüştür, görmeyeni güzel bir şekilde ona da yol göstermek lazım. Allah birlik ve beraberliğimizi bozmasın.” kha