Kadın olmak ayrıcalık sahibi olmaktır. Anne olmanın getirdiği büyük kutsallığa sahip olan
kadın, sorumluluk sahibi, ailesine yön veren ve gelecek nesilleri yetiştirendir. Toplum
hayatının dinamiği olan kadınlarımız ne yazık ki, şiddet, taciz gibi insanlık dışı davranışlara
maruz kalmaktadırlar.
Anayasamıza kadınlara yönelik pozitif ayrımcılığın girmesine rağmen bunun sadece
metinlerde kalması nedeniyle bu tür olaylarda önlenememekte sürekli artmaktadır. Siyasi
irade bu gibi insanlık dışı vahşetlerin önüne geçmek için adım atmalıdır. Aksi takdirde
söylenen her söz, yazılan her metin boştur.
Kamuda görev yapan kadınlarımızın sorunları da sürekli artmaktadır. Kadın çalışanlar,
erkeklere oranla hasta ve hasta yakınlarının olumsuz yaklaşımlarına, baskılarına ve fiili
şiddetlerine daha fazla maruz kalmakta, ağır iş yükü ile baş başa bırakılmaktadırlar.
Kadın çalışanlar idari görevlerde erkeklere oranla daha az görevlendirilmekte, İdarenin takdir
yetkilerinin kullanımında kadın çalışanların aleyhine keyfi uygulamalar yapılmaktadır.
Kadın çalışanların iş ortamından kaynaklanan sorunlarının giderilmesi için idarece gerekli
katkı ve kolaylık sağlanmamaktadır. Kadın kamu görevlileri nöbetlerde ulaşım sorunundan,
Kreş yetersizliğine kadar birçok sıkıntı ile uğraşmaktadırlar. Bu sıkıntılar aile yaşamlarını da
olumsuz etkilemektedir. Dedi.
Sarıkaya açıklamasına şu sözlerle devam etti. Kamuda kadın çalışanların talepleri yerine
getirilmeli ve sorunları bir an önce çözüme kavuşturulmalıdır. Çalışma hayatı ile ilgili
mevzuat kadın çalışanların fiziksel ve ruhsal yapılarına uygun olarak düzenlenmelidir. 8 Mart
dünya kadınlar günü bu sorunların çözümü için önemli adımların atılacağı bir gün olmalıdır.
8 Mart kadınlar için dayanışmanın birlikte mücadele etmenin adıdır. Kamuda çalışan
kadınlarımızda artık güçlerinin farkına varmalı sorunlarının çözümü için kendileri mücadele
ortamında yer almalıdırlar. Türk kadını sesini duyurmalı, düşüncelerini açıklamalı ve
çözüm için mücadele etmelidir. Sivil toplumda görev alan kadınlar Türk kadının temsilcisi
ve ümididir. Kamuda çalışan bayanların seslerini güçlü olarak duyurabilecekleri örgütlerde
hiç şüphesiz ki sendikalardır. Bu nedenle Türk Sağlık-Sen olarak kadınlarımızı sendikal
mücadelemize ortak olmaya çağırıyor ve güçlü ailemizde sorunlarını çözmek için bir arada
bulunmalarını istiyoruz. Dedi.
Şarıkaya Basın açıklamasını şu cümlelerle tamamladı;
Bugün hizmet kolumuzda görev yapan ebe ve hemşirelerde Türk kadınının zor şartlarda
ülkesine ve milletine hizmetinin bir diğer timsalleridirler. Ebe ve hemşirelerimiz her gün
sözlü veya fiziksel şiddetin yaşandığı sağlık kurumlarında zor koşullarda hizmet
etmektedirler. Kreş, lojman gibi bazı sosyal imkânlardan mahrum bırakılmakta, özellikle
kırsal kesimde hizmet üretirken malzeme eksikliği, fiziki mekân yetersizliği gibi sorunlarla
uğraşmaktadırlar. Sözleşmeli ebe ve hemşireler ailelerinden ayrı yaşamak zorunda
bırakılmışlardır. Sağlık çalışanları olarak ebe ve hemşirelerimizin çektikleri bu sıkıntıların bir
an önce çözülmesi en büyük isteğimizdir. Türk Sağlık-Sen olarak başta şehit anneleri ve
eşleri, Sağlık ve sosyal hizmet alanında şifa dağıtan, şefkat veren çalışma arkadaşlarımız
olmak üzere, tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyoruz.
Saygılar Sunuyorum.
karsmanset.com