Kars'ta Kalça Displazisi Konulu Eğitim Verildi

Kars'ta Birinci basamak sağlık personelinin bebeklerde gelişimsel kalça displazisi (GKD) hastalığıyla ilgili bilgilerinin yenilenmesi amacıyla 62 pratisyen hekime eğitim düzenlendi.

 

 

Verilen eğitimde, sağlık personelinin saptadığı riskli bebeklerin veya GKD şüpheli olguların USG için

yönlendirilmeleri, sorunlu bebeklerin ilgili ortopedist tarafından muayene edilmelerinin

sağlanması konularının üzerinde duruldu.

Kars Devlet Hastanesi Konferans Salonu’nda düzenlenen programın Eğitmenliğini üstlenen Dr.

Çağlar Alp, GKD olarak adlandırılan hastalığın erken tanı konulup tedavi edilmediği takdirde kalıcı

sakatlıklara yol açabileceğini belirterek, Türkiye’de her 100 yenidoğandan 1’inde GKD vakasına

Tüm hastalıklarda olduğu gibi GKD hastalığında da erken tanının önemini vurgulayan Dr.

Alp, “Erken tanı, erken ve uygun tedaviyi beraberinde getirir. Bu şekilde tedavi başarısı artarken,

tedavinin zorluğu, komplikasyon riski, sosyo-ekonomik sorunlar ve hastalık oranı ciddi oranda

azalma eğilimi gösterir. Erken ve başarılı GKD tedavisi gören çocuklarda sağlıklı çocuklara göre

fiziksel ve psiko-sosyal açıdan belirgin farklılıklar ortadan kalkar.” şeklinde konuştu.

GKD’nin doğum sonrası bebeğin bacağının çekilip çıkarılması suretiyle ortaya çıkan bir hastalık

olmadığını bildiren Dr. Alp, “Eskiden tüm GKD vakalarının doğuştan itibaren var olduğu ve

ilerleyen zamanlarda hastalığın daha da ilerlediği düşünülürdü. Fakat GKD tanısı konan çocukların

bazılarının, ilgili muayene ya da ultrason tetkikleri normal olduğu halde ileride böyle bir durumla

karşılaştığı da görülebiliyor. Ayrıca bebeğin kundaklanması bu riski artırıyor. Bu nedenle

bebeklere sıkı ve kalça hareketini engelleyen kıyafetlerin kesinlikle giydirilmemesini öneriyoruz.”

Ailede GKD öyküsü bulunanların, ilk doğan kız bebeğin, çoğul gebeliğin, amniyon sıvısı

anormalliğinin, makat duruşu ya da bebeğin ayağında içe, dışa, yukarı dönüklük gibi şekil

bozukluklarının risk faktörleri arasında olduğunu bildiren Çağlar Alp, GKD tedavisinde özellikle

yaşamın ilk 2-3 ayının altın dönem olduğuna dikkat çekti ve tedaviye dair şu bilgileri verdi:

“Bebeğin doğumundan itibaren ilk 3 ayda alçısız, ameliyatsız tedavilerle tamamen normal bir

kalça elde etme şansı yüzde 90’ların üzerindeyken, bu süre 3-6 aylık periyotlara uzayınca tedavi

şansı daha da düşerek alçılı tedaviyi gerekli kılabilir. Bu aralığın 6 ay-1 yaş arasına uzaması

halinde ise alçılı tedavi ya da ameliyat gerekebilir.”

Eğitimin Danışmanlığını üstlenen AÇS-AP Şube Müdürü Dr. Demet İmamoğlu, konuşmasında şu

“Biz ilimizdeki her bebeğimize ulaşmayı ve Sağlık Bakanlığı programları içerisinde çok

önemli bir yeri olan sağlık hizmetlerini bebeklerimize sunmayı hedefliyoruz. Bu amaçla tüm

yenidoğanlarımızın topuklarından birkaç damla kan almak suretiyle fenilketonüri, doğumsal

hipotiroidi ve biyotinidaz eksikliği hastalıklarını inceliyoruz. Bu hastalıklar nadir görülmesine

rağmen, erken teşhis ve tedavi edilmediği takdirde ciddi bedensel ve zihinsel bozukluklara

neden oluyor. Yine yaptığımız önemli taramalardan biri olan işitme tarama testi sayesinde işitme

kaybıyla doğan ya da doğum sonrasında işitme kaybı ortaya çıkan bebeklerimizin erken teşhis

ve tedavilerini üstleniyoruz. Bu sayede hastalığın ileride çocuklarımızın konuşma gelişimini

etkilemesi önlenmiş oluyor ve çocukların psikolojik ve sosyal açıdan sağlıklı bir birey olarak

topluma kazandırılmaları sağlanıyor. Diğer bir taramamız ise yine kesinlikle küçümsenmemesi

ve ihmal edilmemesi gereken ve bugünkü eğitimimizin konusunu oluşturan, kalça ekleminin

gelişimindeki bir yetersizlikten tam çıkığa kadar çok farklı şekillerde karşımıza çıkan GKD ile

ilgili. Biz de AÇS-AP Şubesi olarak konunun öneminin farkına varılmasını ve risk faktörü taşıyan

bebeklerimizin ilgili hekimlere yönlendirilmesini istiyoruz. ”

Kars İl Sağlık Müdürü Dr. Fahri Sevinç, “Geleceğimiz ve umudumuz olan çocuklarımızın

en iyi koşullarda ve sağlıklı olarak dünyaya gelmeleri, fiziksel, ruhsal ve zihinsel anlamda

donanımlarının en üst düzeyde olması bizim için çok önemli.” diyerek, şunları ifade etti:

“Amacımız ilimizde 1. basamak tedavi hizmetlerini daha da yaygın hale getirebilmek. Eğer bunu

sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebilirsek, hem tedavi masraflarını minimize etmiş oluruz hem de

daha önemlisi pek çok hastalığı daha yeni oluşmuşken ya da oluşmadan tespit edebiliriz. Çocuk

sağlığına yönelik programların temel hedefi artık yalnızca ölümleri önlemek, hastalık ortaya

çıktıktan sonra iyileştirmek için uğraşmak değil; hastalık ortaya çıkmadan buna zemin hazırlayan

koşulları önceden saptayarak önlenmek ya da erken tanı sayesinde hastalığı neredeyse tamamen

ortadan kaldırmak şekline dönüştü. Bu anlamda yapılan taramalar gerek çocuklarımızın sağlığı

gerekse bizim için büyük önem taşıyor.”

 

karsmanset.com

 

Kars Haber Haberleri