Prof. Dr. Tolga Bekler: "Biga mikro deprem aktivitesinin de en çok olduğu bölgelerden bir tanesi"

Çanakkale'nin Biga ilçesinde son 3 aydır yaşanan sismik hareketlilik üzerine değerlendirmeler yapan Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof.

Çanakkale'nin Biga ilçesinde son 3 aydır yaşanan sismik hareketlilik üzerine değerlendirmeler yapan Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Bekler, "Bunlar yeni değil. Son 2-3 ay ya da daha kısa bir süre içerisinde meydana gelen depremler değil. Yüzyıllardır meydana geliyor" dedi.

ÇOMÜ Deprem Araştırma ve Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürü Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Bekler, Biga'da son 3 aydır yaşanan sismik hareketliliğin yeni olmadığını söyledi. Biga Yarımadası bölgesininin önemli tektonik aktivite bölgelerinden biri olduğunu açıklayan Prof. Dr. Tolga Bekler, son 25-30 yıl içersinde teknolojinin gelişmesiyle ölçümlerin sağlandığını ama bu hareketliliğin yüzyıllardır devam ettiğini belirtti. Biga'nın mikro deprem aktivitesinin yoğun görüldüğü bir bölge olduğunu aktaran Prof. Dr. Bekler, tarihte aynı zamanda yıkıcı depremlerin de meydana geldiği bir bölge olduğunu da vurguladı.

"Biga yoğun depremselliğe sahip bir bölge"

Biga bölgesini deprem açısından değerlendiren Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Bekler, "Biga Yarımadası olarak adlandırdığımız Türkiye'nin Kuzeybatı Ege Bölgesi'nin önemli bir tektonik aktivite bölgelerinden bir tanesi olduğunu biliyoruz. Esasında bu bölge hem farklı geometrilerdeki fayların oluşturduğu bu yoğun depremselliğe sebep olan farklı fay uzunluklarına sahip bir bölge. Aynı zamanda mikro deprem aktivitesinin de en çok olduğu bölgelerden bir tanesi" dedi.

"Türkiye deprem ülkesi"

Türkiye'nin deprem ülkesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tolga Bekler, "Ülkemizin bilinen bir gerçeği deprem ülkesi olmasına sebep olan esas kaynağımız, bizim sismik kaynak olarak adlandırdığımız faylar. Sadece bu bölgede değil, Türkiye'nin birçok bölgesinde hem aletsel dönemde hem de geçmiş dönem olarak adlandırdığımız 1900'lü yıllardan önce tarihi dönemlerde meydana gelmiş çok sayıda deprem var. Bu depremlerin de önemli bir kısmı da yıkıcı niteliğe sahip. Bunların belli dönemlerdeki kalıntılarını, etkilerini kayıtlarda görmekteyiz" diye konuştu.

"Biga yıkıcı depremleri çıkaran bir bölge"

Biga'da farklı fay hatlarının bulduğunu ve bunların tarihte de yıkıcı depremleri çıkarttığını aktaran Bekler, "Biga özeline geldiğimizde ise, Biga hakikaten Anadolu'nun önemli tektonik unsurlarını barındıran, geçmişte de bu tektonik unsurların zararlı etkilerini, yıkıcı etkilerini karşımıza çıkartan bir bölge. 1912 Saros Körfezi Depremi, 1953 Yenice Gönen Depremi, 1944 Edremit Körfezi Depremi, bilinen önemli depremlerimizden bazıları. Yine Biga yarımadasında oluşmuş. Son olarak 2017'de Ayvacık'ta meydana gelen deprem 5.4 büyüklüğünde. 2019'da 5.3 büyüklüğünde Ahmetçe'de meydana gelen deprem. Akabinde günümüze değin olan süreç içerisinde 2024, 2022, 2025'li yıllarda 4'ün üzerinde belirli süreçler içerisinde meydana gelen depremler var" ifadelerini kullandı.

"Biga'da farklı fayların birbirini etkilemesiyle mikro depremler oluşuyor"

Biga'daki küçük depremlerin iki nedeni olduğunu ifade eden Bekler, sözlerine şöyle devam etti:

"Şimdi tabii bu depremler bize bölgenin gerilmesinin sürekliliğini anlatıyor. Bu ne anlama geliyor. Sadece bu bölgenin değil, bu bölgeyi etkileyen bu tektonik hareketlerin içerisinde bu etkileşimi sağlayan farklı fayların birbirine uyguladıkları belli gerilme transferleri olabiliyor, birinci neden bu. İkinci neden, bağımsız bölgeler içerisinde, örneğin Biga Ayvacık'ta ya da Biga'nın kuzeybatısında veya diğer alanlarda, Gönen tarafında, bu fay topluluklarında, yer içerisindeki kayaçların birbirine uyguladıkları gerilmeler sonucunda, kırılma diye, yani sizin fay olarak bildiğiniz kırılmalara sonunca belli büyüklükteki depremleri biz görüyoruz."

"Gelişen teknolojiyle deprem araştırmalarında daha iyi sonuçlar alınıyor"

Son 25-30 sene içerisinde gelişen teknolojiyle depremler hakkında daha iyi gözlem ve ölçüm yapılabildiğini kaydeden Bekler, "Bunlar yeni değil. Son 2-3 aya ya da daha kısa bir süre içerisinde meydana gelen depremler değil. Yüzyıllardır meydana geliyor. Ancak biz sayısal olarak bunları gözlemlemeye, ölçmeye yani sismometre dediğimiz deprem kayıtçılarına, deprem sensörleriyle bunları ölçmeye son 25-30 sene içerisinde daha fazla sayılarını arttırarak daha iyi sonuçlar alabiliyoruz" dedi.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde karsmanset.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.

Türkiye Gündem Haberleri