Kentte Ordu Caddesi, GAMP Caddesi, Faikbey, Kazımpaşa caddeleri, Kaleiçi mahallesi başta olmak üzere hemen hemen her yerinde yüzlerce tarihi bina bulunuyor. Ermeni ve Rus yapısı binaların Baltık mimari eserleri özellikle de kente gelen yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çekiyor. Ne yazık ki bu göz alıcı binaların bazıları yok olmak üzere. Bunun sebeplerinden biri de binaların çok sayıda mirasçılarının olması. Bunların bir çoğunun hayatını kaybetmesi, bir çocuğunun göç etmesi nedeniyle bir araya getirilme şanslarının güç olması. Bu sahipsizlik nedeniyle har hangi bir iyileştirme de yapılamayınca sadece dış görüntü veren bu binalar hali tamamen içler acısı. Bir yandan saray yavrusunu andıran binalar tahrip ediliyor diğer yandan da duvarlarda, çatılarda ağaçlar filizleniyor. Ağaçlar kök saldıkça ve büyüdükçe de duvarlar bir bir yıkılıyor. Böyle giderse duvarların aniden yıkılması ise an meselesi.
GAMP Caddesi üzerinde Baltık mimariyle yapılan binada aynı durumda. Binanın ön cephesinin çatı katı duvarlarında filizlenen ağaçlar 3-5 metreyi bile buldu. Binanın içi de ön cephesinden farksız. Tavanları yıkılan odaların içinde onlarca ağaç çıkmış ve hepsi de büyümüşler.
Gazeteci Tacettin Durmuş, “Yıllardır bu binanın önünden geçiyoruz. Binanın Baltık mimarisi taşıyan ön cephesi var ama arka tarafta bir servet yatıyor. İçerisini gidip gezdik. Şu andaki vali konağının içinden daha teşkilatlı. Onlarca oda var, tarihi eserler var, zemini, tavanı görülmeğe değer ayrıca da peçler var. Tam bir kültür mirası ama ne yazık ki kaderine terk edilmiş durumda. Binanın akibeti de belli değil. İçinde ağaçlar çıkmış, hatta duvarlarından ve çatı aralıklarından bile ağaçlar çıkmış. Onların da kökü büyüdükçe duvarları, binayı yıkacak ve tarihi mirası yok edecek. Şu anda bu binanın arka yüzünü kimse bilmiyor. Acaba bu güne kadar kaç kişi binanın arka kısmını gezmiştir acaba? Turistler gibi gelip sadece önden fotoğraf çekmişiz veya görmezden gelmişiz. İlgililerin ilgili olması gerek.” dedi.
Durmuş ayrıca bu binaların korunması ve hizmete sunulması için yasal değişikliklerin de yapılabileceğine dikkat çekerek, “Kars’ta kültür envanterinde kayıtlı 300’ün üzerinde tarihi bina var ve hiçbirinin sahibi belli değil. Bu binaların çok mirasçısı olduğu için veya burada olmadıkları için, göçüp gittikleri için şu anda da sahipsiz şekildeler. Şu anda bir taliplisi çıksa, kültüre kazandırmak istese bile mirasçıları ortamda olmadığından bir işlemde yapamazlar. Bu konuyla ilgili yasal bir değişiklik yapılması lazım. Tarihi Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nun da harekete geçmesi gerekiyor. Böyle bir yasa düzenlemesi gerekiyor. Sahibi yoksa devlet sahip çıksın. Yoksa bu şekilde atıl durumda kalıp yok olacaklar. Bu binanın içerisinde defineciler bile altın aramış ve harap etmişler. Bu binanın içi adeta bir saray yavrusu gibi fakat binanın önünden bu güzellikler gözükmüyor. Asıl güzelliği arka tarafta.” şeklinde konuştu.