Somali görülmeden buranın değeri anlaşılmaz

Erdoğan, Somali'den döndükten sonra Atatürk Havalimanı'nda, ATV'nin Somali'ye yardım amacıyla düzenlediği programa canlı bağlantıyla katıldı.

Erdoğan, Somali'den döndükten sonra Atatürk Havalimanı'nda, ATV'nin Somali'ye yardım amacıyla düzenlediği programa canlı bağlantıyla katıldı. 

 

Yaklaşık 6,5 saatlik bir yolculuktan sonra Türkiye'ye döndüklerini ifade eden Başbakan Erdoğan, gün boyu orada gerek çadırlar, gerekse çadır kentlerin yanında halkın şu anda içinde bulunduğu yaşam şeklini, yaşam tarzını bizzat görmenin, yaşamanın idraki içerisinde bu ifadeleri kullandığını söyledi. 

 

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

''Gerçekten birçok şeyler duyularak belki hareket etmeye vesile olur ama görmek, yerinde yaşamak, bu kararınızı vermede çok daha etkin olur. Biz özellikle de bugüne kadar hiçbir ülkenin başbakanının veya hükümet başkanının, yani 1-2 komşu ülke dışında uğramadığı Somali'ye 91'den bu yana ilk defa uğrayan bir başbakanız. Bakan, milletvekili arkadaşlarımla birlikte, iş adamlarımız, iş kadınlarımızla birlikte, sivil toplum kuruluşlarımızla birlikte bugün Somali Mogadişu'daydık. Mogadişu, gerçekten altyapısıyla, üstyapısıyla savaştan sonra adeta hiç el değmemiş, bütün binalar delik deşik bir halde. 7'den 70'e herkes sefaleti yaşıyor. Ben daha önce Darfur'a da gittim, oradaki kampları gezdim, dolaştım, fakat Darfur ile şu anda ben Mogadişu'yu, Somali'yi mukayese edemiyorum. Mukayesesi kabil değil.''

 

''SAĞLIK HİZMETLERİ NOKTASINDA KORKUNÇ BİR İNFİAL VAR''

Kızılay ve diğer sivil toplum kuruluşlarının kurduğu çadır kentler bulunduğunu dile getiren Erdoğan, ''Bölgede şöyle çalı çırpıyla toparlanıp, üstü örtülmek suretiyle yapılmış çadırlar var ki içerisinde 6, 7, 10 kişi yaşıyor. Ama bunların yiyecek bulmada, su bulmada, aydınlatma bulmada bir defa böyle bir imkanları söz konusu değil'' diye konuştu. 

 

Başbakan Erdoğan, özellikle sağlık hizmetleri noktasında korkunç bir infial olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

 

''Şu anda orada çocukların, büyüklerin tedavisiyle ilgilenenlerin yanına gittiğimizde yaşadığımız şey şu; Hijyen diye bir şey zaten yok, söz konusu değil. Beslenememeden, susuzluktan kaynaklanan büyük bir felaket var. Kıtlık, kuraklık şu ana kadar görülmemiş bir boyutta. Ve böyle bir dönem içerisinde mesela dolaştığımız yerlerden bir tanesinde gördüğümüz bir yavru, adeta derileri kemiğine yapışmış, böyle bir tablonun içerisinde ve burada doktor kardeşimiz bize, 'Her an bu çocuk gidebilir' diyor. 'Ama bunu bizim hastaneye ulaştırmamız lazım, çünkü burada artık müdahalemiz mümkün değil' dediler. 8-10 kadar çocuğun hemen hastaneye yetiştirilmesi için sayın Cumhurbaşkanına da söyledik ve onları oraya gönderirken yolda o bir yavru maalesef vefat etti. Aynı şekilde yine 2-3 tane yavrunun durumu bu şekildeydi.''

 

''YAŞANANLARA SESSİZ KALINAMAZ''

Bunları bizzat orada görmenin, yaşamanın kendilerini gerçekten çok üzdüğünü kaydeden Erdoğan, burada bir değil, on değil, yüzlerce, binlerce çocuğun öldüğünü aktardı. 

 

Erdoğan, buna anneler, babalar olarak sessiz kalınamayacağını ifade ederek, oradaki görüntüleri kameraların yerinde tespit ettiğini söyledi. 

 

Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

''Bizzat yerinde tespitlerle birlikte bunların canlı yayına girmesi, inanıyorum ki Türkiye olarak bizim duyarlılığımızı daha da artıracaktır. Ben buradan milletime, hayırseverlerimize şunu hatırlatmak istiyorum. Bazıları bir kafa bulanıklığı, bir zihin bulanıklığı, böyle bir karıştırmanın içerisindeler. Diyorlar ki; 'Türkiye'de bu kadar aç, sefil varken orada ne işiniz var?' Arkadaşlar bunu çok açık net söylüyorum. Sevgili milletime bunu özellikle hatırlatmak istiyorum. Somali görülmeden buranın kıymeti anlaşılmaz, bir defa bunu bilmeleri lazım. Mukayesesi kabil değil, ancak görülünce o anlaşılır, her şeyiyle A'den Z'ye.''

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dünyanın Somali'deki duruma duyarsız kaldığını belirterek, ''Ben hayırseverlerimize şunu hatırlatmak istiyorum; Bunu lütfen kendi evinizin içerisindeki bir yangın gibi görün. Bu yangını nasıl söndürmeye gayret ediyorsanız, Somali'deki yangının da böyle bir yangın olduğunu görün'' dedi. 

 

Somali'den döndükten sonra Atatürk Havalimanı'nda, ATV'nin Somali'ye yardım amacıyla düzenlediği programa canlı bağlantıyla katılan Erdoğan, orada bir söz verdiklerini, bir koordinasyonun şart olduğunu ve Başbakanlık olarak bunu orada TİKA ile birlikte yapacaklarını vurguladı.

 

Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanlığının, Kızılayın bu işin içerisinde olduğunu, bu çalışmaları koordine edeceklerini dile getirerek, şöyle devam etti:

 

''Sivil toplum örgütlerimiz bu işin içerisinde. Bunun yanında sağlık alanında Sağlık Bakanlığımız bizzat bu işin koordinesinde yer aldı. Kızılay da sağlıkta devrede. Aynı şekilde Yeryüzü Doktorları bu işin içerisinde. Bunlar fedakarlık ederek şu anda bölgede bu çalışmalara katılıyorlar. STK'lar aynı şekilde; Deniz Feneri'ydi İHH'ydı, Kimse Yok Mu Derneği, diğer aklıma gelmeyenler, şu anda bunların hepsi orada bu çalışmanın içerisinde. Fakat koordine olmadığınız zaman buruda çok ciddi bir kaynak israfı da olabilir. İnsan israfı olabilir. Yani buna da fırsat vermememiz lazım. Bütün, şu anda Sabah grubunun başlatmış olduğu, şimdi de ATV ile yapılan bu kampanya, daha önce yine Samanyolu ile yapılan Kanaltürk, bunların yapmış olduğu kampanyalar, hepsinin bu koordinasyon içerisinde yerini bulmasının çok çok anlamlı olacağını düşünüyorum. Şu ana kadar ATV'nin bakıyorum ki gayreti hakikaten çok farklı bir ses.''

 

Erdoğan, yardımların çok daha ileri noktalara ulaşmasını temenni ettiğini belirterek, yardımların devam ettirilmesi gerektiğine inandığını vurguladı.

 

''İLK HEDEF, 6 ADET SAHRA HASTANESİ KURMAK''

İlk hedeflerinin, Sağlık Bakanlığı olarak bölgede 6 adet sahra hastanesi kurmak olduğunu dile getiren Erdoğan, bunlardan birinin kurulmuş vaziyette olduğunu, şimdi diğerlerini de göndereceklerini ve onların da kurulacağını aktardı.

 

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

''Fakat bir tane de sabit hastaneyi, yerini bizzat Cumhurbaşkanı'ndan hemen aldık, kendileri bize yer işaret ettiler. Ve orada 200 yataklı bir modern hastaneyi süratle başlatıp kuracağız. Ve daha önce orada bir hastane olduğu için şu anda berbat, şöyle bir katını kullanılır hale getirip geçici olarak kuracağız. Çünkü hastane şu anda orada en önemli ihtiyaç. Bir diğeri de su. O ayrı bir felaket. Onun için bol miktarda su kuyuları açmanın gayreti içerisindeyiz. Salgın hastalıkları engelleme konusunda bu adımı atacağız. Tabii, elektrik enerjisi konusunda ciddi sıkıntılar var. Bunun için de orada şimdi jeneratörlerle belli merkezleri takviye ederek, gerek aydınlatma olsun, gerek su kuyularının çalıştırılması, şebekelerin kurulması, bütün bunların çalışmaları yapılıyor.''

 

Bölgede ilkel görüntülerle karşılaşıldığını, çadırlarla çok sayıda insanın birlikte kaldığını, gelen yardım kolisindeki şekeri eline alan çocuğun o şekeri toz toprakla beraber yediğini anlatan Erdoğan, tüm bunların hastalıklara neden olduğunu kaydetti.

 

Havaalanının sadece pisti olduğunu, havaalanından şehre gelirken adeta çölde safari yapıldığını dile getiren Erdoğan, bir hükümet merkezinin, bir parlamentonun bulunmadığını söyledi.

 

Erdoğan, ''Şimdi tabii biz aynı zamanda orada iç barışı sağlamaya yönelik de çağrımızı yaptık. Tarafları bir araya getirmenin gayreti içerisine giriyoruz. Dışişleri Bakanlığımızı bu konuda seferber etmiş vaziyetteyim. Tabii buradaki en önemli adım ne olabilir? Güvenliği tesis. Bu konuyu Cumhurbaşkanına söyledim. Afrika Birliği'nin güvenlik teşkilatıyla burada güvenlik noktasında bize destek olursa, biz bu yatırımlara süratle gireriz'' diye konuştu.

 

''OKSİJEN ÇADIRINDAYIZ''

Öncelikle yaşanılan acil duruma çare olmak gerektiğini vurgulayan Erdoğan, ''Yani oksijen çadırındayız. Ölümle baş başayız. Dolayısıyla bunu ilk defa bir halletmemiz lazım. Yani yoldu, suydu, bunu bir halletmemiz gerekiyor. Bunu başardığımızda inanıyorum ki orada psikolojik noktada da vatandaş kendine gelecek'' dedi.

 

Erdoğan, bölgede bazı mekanik ihtiyaçlar da bulunduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

''Mesela bakıyorsunuz öbek öbek hayvanların kemikleri var. Kesilmiş, edilmiş ama kemikler orada yığılmış. Dediğim yerler şehrin dışı değil, şehrin içi. Ve çocuklar onlarla beraber adeta büyüyorlar. Orada insan sağlığından bahsedebilir misiniz? Her tarafı mikrop götürüyor. Bizim oraya kemikleri yakacak bir fırın, aynı şekilde seyyar fırınlar göndermemiz lazım. Seyyar mutfaklarımız aynı şekilde, süratle ilk gemilerle bunları ulaştıracağız. Orada her gün yemekleri pişsin, bu çadır kampları sıcak aşa kavuşmuş olsunlar istiyoruz. Bir taraftan da onların kendi evlerine, kendi imkanlarına kavuşması için de inşallah TOKİ olarak belli merkezlerde sabit evleri de yapmanın temel çalışmalarını başlatacağız. Biliyorsunuz bugün saat 14.00'te tüm sivil toplum örgütleriyle, devletin bu işle ilgilenen kurumlarıyla, Sağlık Bakanlığımız, Kızılayımız, TOKİ, Başbakanlık Afet Acil, hepsi birlikte bir araya gelmek suretiyle, önümüzdeki süreci nasıl değerlendireceğiz, nasıl bir yol haritası yapalım ki buraya ulaşalım, buna bakacağız.''

 

Bir çağrıda bulunmak istediğini dile getiren Erdoğan, ''Dünya bu işe duyarsız, bunun bilinmesini istiyorum. Dünyanın bu duyarsızlığı bizi de duyarsız kılmamalı. Çünkü bizim gerek değerlerimizde, medeniyetimizden aldığımız dersle biz oraları Afrika'ya giriş kapısı olarak kullanmışız. Somali'den girmişiz. 3333 kilometre deniz sahili olan bir ülke bu ülke. Ve bu ülke, balıkları envaiçeşit olan bir ülke ama bundan istifade edemiyor. Bunu değerlendiremiyor. Herkes sömürmüş ama bunların oraya bir katkısı yok'' diye konuştu.

 

Erdoğan, yatırımcıları da teşvik edip bölgeye göndereceklerini kaydederek, bugün yapılacak toplantıyla birlikte, TOKİ merkezli olarak altyapı, üstyapı çalışmalarına girişeceklerini söyledi.

 

Tüm kuruluşlarla birlikte, hastane, yol ve su konusunda gerekli adımları atacaklarını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

 

''Burada kurumsal milliyetçiliğe gerek yok. Böyle bir şeyin içerisine de girmeyeceğiz. Ama ben hayırseverlerimize şunu hatırlatmak istiyorum. Bunu lütfen kendi evinizin içerisindeki bir yangın gibi görün. Bu yangını nasıl söndürmeye gayret ediyorsanız, Somali'deki yangının da böyle bir yangın olduğunu görün. Çünkü benim hayırseverim Pakistan'da bu anlayışını ortaya koydu. Oraya da koştu. Ve orada da attığımız adımlarla Türkiye'nin, Türk'ün damgası kendini gösterdi. Şimdi de burada tüm yapacağımız yatırımlarla ağırlığımızı buna koymamız lazım.''

 

Erdoğan, Türkiye'nin Somali'de güvenlik ve diğer sebeplerden dolayı büyükelçiliği olmadığını, Somali Cumhurbaşkanından büyükçe bir alan istediklerini belirterek, ''Kendilerinden şöyle büyükçe bir alan istedik. 'Bize büyük bir alan tahsis edin ve biz hemen orada büyükelçilik binası yapalım, büyükelçimizi de hemen atıyoruz zaten' dedik. Bize ilk etapta bir yer verecekler. Ve oraya göndereceğimiz büyükelçi çalışmalara başlayacak. Bu koordinasyonda onun çok önemli bir görevi olacak'' diye konuştu.

 

''DEVLET OLARAK BİZ ORADAYIZ''

Bölgedeki Türk sivil toplum kuruluşlarının fedakarca çalışmalar yürüttüklerini, hayırseverlerin hayırlarını oraya taşımaya aracı olduklarını anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

''Devlet olarak biz oradayız. Gemilerimiz sürekli bir şekilde her türlü araç, gereç, gıda ne geliyorsa aklınıza taşıyor. Toprak Mahsulleri Ofisimizden 50 bin ton buğdayımızı inşallah oraya nakledeceğiz. Şeker nakledeceğiz. Şu anda 3 ambulans yolda, 5 tane daha gönderiyoruz. Mogadişu Belediyesine iş makineleri, sıkıştırmalı çöp kamyonları göndereceğiz. Çünkü korkunç şekilde pis, mikrobik bir ortam var. Diğer ihtiyaçlar noktasında da çalışmaları hemen başlatacağız ki Türkiye'nin oraya gidişiyle bir değişimin olduğu anlaşılsın. Şu şu eserler Türkiye'nindir, Türk milletinindir, onu bilsinler. Ve ben bunun için STK'lara, yazılı ve görsel medyamıza özellikle bu konuya gösterdikleri hassasiyet sebebiyle çok teşekkür ediyorum. Bugün bizimle beraber olan iş adamlarımıza, iş kadınlarımıza, sanatçılarımıza teşekkür ediyorum.''

 

Erdoğan, sanatçılar Sertab Erener, Ajda Pekkan, Muazzez Ersoy ve Nihat Doğan'ın kendileriyle beraber gelerek, yaşanan tabloyu yerinde gördüklerini ve yapacakları programlarla bu sürece yardımcı olacaklarını söyledi.

 

Başbakan Erdoğan, ''Ajda hanımın böyle bir programı olacak. Sertab hanım 'Ben de yapacağım' dedi. Muazzez hanım, keza Nihat bey, onların yapacakları bu programlarla inanıyorum ki bu süreç çok daha canlı tutulmuş olacak. Çünkü bu günlük olursa bu değişim dönüşüm sağlanamaz, bu adımı atmamız, diri tutmamız lazım. Bu böyle sadece bir esip geçerse yazık olur. Bu sürecin bizler kurduğumuz ekiplerle takipçisi olacağız ve bir büyükelçilikle bunları takip edeceğiz'' diye konuştu.

 

İslam İşbirliği Teşkilatının İstanbul'da toplandığını, ancak toplantıya katılanların kendilerinin beklediği neticeyi vermediğini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

 

''Maalesef rakam olarak bu rakamların fevkinde, üstünde olması lazım. Fakat biz bu ramazan sonrasına kadar inanıyorum ki bu tabi sadece Başbakanlık hesabına gelenler değil, biz geneli hep konuşuyoruz, inşallah 200 milyon doların üzerine çıkacağımızı bekliyorum. Ama ramazan sonrası da biz bu süreci devam ettirme niyetindeyiz. Ve bu konuda da Diyanet İşleri Başkanlığımız çok hassas davranıyor, bizzat bu işin takipçisi olacak. Yarın zaten Diyanet İşleri Başkanım da yapacağımız bu toplantıya katılacaklar.''

 

Erdoğan, tüm hayırseverlere tekrar teşekkür ederek, ''Bu akşam sizin bu kampanyanıza gerçekten gönülden katılan ve katkılarını sunan tüm iş adamlarımıza, STK yöneticilerine çok teşekkür ediyorum. Bu attıkları adımlar, yaptıkları destekler, aslında bilsinler ki kaybettikleri değildir, kazandıklarıdır. Her zaman için veren el, alan elden hayırlıdır'' diye konuştu.

 

 
 
 
mynet

Türkiye Gündem Haberleri