Sosyal medya kullanıcılarının mahremiyet farkındalığı düşük çıktı

Türkiye'de 800 katılımcıyla yapılan araştırmada, sosyal medya kullanıcılarının kişisel veri paylaşımı, mahremiyet algısı ve gözetim farkındalığı incelendi.

Türkiye'de 800 katılımcıyla yapılan araştırmada, sosyal medya kullanıcılarının kişisel veri paylaşımı, mahremiyet algısı ve gözetim farkındalığı incelendi. Araştırmada kullanım süresi arttıkça gözetim farkındalığının azaldığı, kullanıcıların ise kişisel bilgilerini paylaşma eğilimini sürdürdüğü belirlendi.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Çarşamba İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Onur Şen ile farklı üniversitelerden Dr. Öğr. Üyesi Özkan Avcı ve Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Fevzi Cengiz tarafından hazırlanan "Privacy and surveillance on social media: Awareness and tendencies of users in Türkiye" başlıklı çalışma, uluslararası akademik dergi Observatorio'nun 2025 yılı 19'uncu cildinin 4'üncü sayısında yayımlandı. Nicel araştırma desenine dayanan çalışmada, Türkiye'de 800 katılımcıdan çevrim içi ve yüz yüze anket yoluyla veri toplandı. Araştırmada katılımcıların sosyal medya kullanım alışkanlıkları, mahremiyet ihlallerine ilişkin farkındalıkları, kişisel bilgi paylaşma eğilimleri ve dijital gözetim süreçlerine bakışları analiz edildi. Araştırmada, sosyal medya platformlarının bireylerin günlük yaşamına yoğun biçimde girmesiyle kişisel verilerin daha görünür hale geldiği belirtildi. Kullanıcıların fotoğraf, video, düşünce, konum bilgisi ve özel yaşamlarına ilişkin içerikleri paylaşmasının mahremiyetin korunması bakımından yeni riskler oluşturduğu vurgulandı.

Çalışmada sosyal medya ortamlarında kullanıcı davranışlarının yalnızca paylaşım düzeyinde kalmadığı, beğeni, yorum, takip, konum ve etkileşim gibi dijital izler üzerinden de kişisel verilerin toplanabildiği ifade edildi. Bu durumun kullanıcıların mahremiyet algısını ve çevrim içi davranışlarını doğrudan etkilediği kaydedildi.

Araştırmaya göre kadın katılımcıların gözetim ve mahremiyet ihlallerine ilişkin farkındalık düzeyinin erkek katılımcılara göre daha yüksek olduğu tespit edildi. Bekar katılımcıların ise mahremiyet ihlali ve kişisel bilgi paylaşma eğilimlerinin evli katılımcılara göre daha yüksek olduğu belirlendi. Çalışmada yaş, eğitim, gelir ve meslek gibi değişkenlerin de kullanıcıların mahremiyet algıları ve paylaşım davranışları üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşıldı.

Araştırmada, genç kullanıcıların sosyal medya ortamlarında kişisel bilgi paylaşma ve mahremiyet ihlallerine açık davranış gösterme eğilimlerinin daha belirgin olduğu görüldü. Özellikle 18-25 yaş grubundaki katılımcıların mahremiyet ihlali ölçeğinde daha yüksek ortalamaya sahip olduğu, 46 yaş ve üzerindeki katılımcıların ise kişisel bilgi paylaşımı konusunda daha düşük eğilim gösterdiği belirlendi. Çalışmada öğrencilerin de diğer bazı meslek gruplarına göre mahremiyet ihlallerine daha açık davranış sergilediği ve kişisel bilgi paylaşma eğilimlerinin daha yüksek olduğu ifade edildi.

Araştırmanın dikkati çeken sonuçlarından biri sosyal medya kullanım süresiyle gözetim farkındalığı arasındaki ilişki oldu. Araştırmaya göre sosyal medyayı günde 6 saat ve üzerinde kullanan katılımcıların gözetim farkındalığı diğer kullanıcılara göre daha düşük çıktı. Sosyal medyayı günde 2-3 saat ve 4-5 saat kullanan katılımcıların ise günde 1 saatten az kullananlara göre mahremiyet ihlallerine daha açık davranış gösterdiği belirlendi. Bu sonuç, sosyal medya kullanımının gündelik yaşam içinde sıradanlaşmasının kullanıcıların kişisel verilerinin nasıl toplandığı, saklandığı ve kullanılabileceği konusundaki dikkat düzeyini azaltabileceğini ortaya koydu.

Araştırmada katılımcıların yüzde 82,6'sının sosyal medya platformlarında gizlilik ayarlarını yapılandırdığını belirttiği, yüzde 17,4'ünün ise bu ayarları kullanmadığı görüldü. Buna rağmen çalışmada gizlilik ayarlarını yapılandıran ve yapılandırmayan katılımcılar arasında mahremiyet ihlali, kişisel bilgi paylaşımı ve gözetim farkındalığı bakımından anlamlı bir farklılık bulunmadı. Araştırmacılar, bu durumun gizlilik ayarlarının tek başına yeterli olmadığını, kullanıcıların dijital gözetim, veri toplama süreçleri ve platform politikaları konusunda daha fazla bilgilendirilmesi gerektiğini gösterdiğini değerlendirdi.

"Mahremiyet paradoksu" dikkat çekti

Çalışmada, kullanıcıların mahremiyet konusunda risklerin farkında olsalar bile sosyal medyada kişisel bilgi paylaşmaya devam ettikleri belirtildi. Bu durum, literatürde "mahremiyet paradoksu" olarak tanımlanan olguyla ilişkilendirildi. Araştırmada, kullanıcıların sosyal medyada ilişki kurma, iletişimde kalma, güncel olayları takip etme ve görünür olma isteği nedeniyle kişisel bilgilerini paylaşmayı sürdürdükleri ifade edildi. Araştırmada, sosyal medya kullanıcılarının potansiyel mahremiyet tehditlerini daha iyi anlaması ve kişisel bilgi paylaşırken daha dikkatli davranması gerektiği vurgulandı.

Çalışmada ayrıca dijital okuryazarlık eğitimlerinin artırılması, sosyal medya platformlarının mahremiyet politikalarını daha anlaşılır hale getirmesi, kullanıcıların düzenli biçimde bilgilendirilmesi ve veri koruma süreçlerinin güçlendirilmesi gerektiği belirtildi. Araştırmacılar, sosyal medya kullanımının sürdürülebilirliği açısından kullanıcıların dijital haklarının korunmasının, platform şeffaflığının artırılmasının ve mahremiyet farkındalığını güçlendirecek uygulamaların önem taşıdığına işaret etti.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde karsmanset.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.

Türkiye Gündem Haberleri