TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile iftar yemeğinde bir araya geldi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile iftar yemeğinde bir araya geldi. Kurtulmuş yaptığı konuşmada, Gazze'den başlayarak en uzak ücra köşelere kadar maalesef Müslümanların zorluklarla baskılarla, zulümlerle ve hatta büyük yokluklarla sofralarında iftarı açtığını belirterek, "Her gün karşılaştığımız krizler daha sistematik krizler yumağı haline gelecek ve kaoslarla dolu hatta kaosların yönetilmesine doğru dünyanın gideceği bir sürecin içerisindeyiz. Bu sürecin başında olduğumuzu ifade etmek lazım. Öncelikle şunu görüyoruz ki dünyada şimdiye kadar var olan uluslararası sistemin önce kurumları hak ile yeksan oldu. Hiçbir uluslararası kurumun işe yaramadığı, hiçbir uluslararası kurumun kendi görevi olan alanlarda sorun çözme kabiliyetinin artık kalmadığı ayan beyan ortadadır. Amerika İsrail İran'a saldırıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu toplanıyor. Toplandı mı? Toplanmadı mı? Dünya bundan haberi bile haberi yoktur. Toplansa ne? Toplanmasa ne? Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin aslında hiçbir anlam ifade etmediği sadece kağıt üzerinde bir kurumdan ibaret olduğu her geçen gün maalesef bunları söylerken üzülerek söylüyorum. Maalesef bunların hepsi kağıt üzerinde birer kurum hallediliyor" ifadelerini kullandı.
Ulusların egemenliği gibi bütün insanların daha doğrusu uluslararası camianın en temel kurallarından birisi olan kural yerle bir edildiğini kaydeden Kurtulmuş, "Hiçbir ulusun egemenliği söz konusu değildir. Gücü olan, bombası olan, silahı olan ve kural tanımıyorum diyecek kadar cesareti olan varsa çıkıyor ve herhangi bir ülkenin egemenlik haklarını ihlal ediyor. Yakın çevremizde onlarca ülkenin egemenlik haklarının ihlal edildiğini görmüş olduk. Daha geçenlerde Venezuela'da devlet başkanı eşiyle birlikte gece evinden alınıyor. Başka bir ülkeye hapishaneye atılıyor. Ulusların egemenliği, insan hakları temel değerler gibi temel birlik insanlığı şimdiye kadar biriktirdiği uluslararası camianın bütün kuralları da yerle bir olmuş vaziyettedir. Şimdi üçüncü seviyeye gelmiştir sıra. Üçüncü seviyede de uluslararası ilişkilerin genel kabul görmüş olan terminolojisi yerle bir edilmek üzeredir. Hatta yerle bir edilmiştir" şeklinde konuştu.
"Mesela orantılılık kavramı hepimizin bildiği uluslararası alanda karşılıklı çatışmada kullanılan bir terimdir. Yani birisiyle savaşıyorsan onunla savaşırken bile orantılı bir savaşın olması kabul edilir uluslararası hukuk bakımında. Ama şimdi orantılılık özellikle İsrail ve Amerika'nın elinde istediğinin üstüne istediği şekilde bombalara atabilmek, yıkım, katliam ve soykırımın yaldızlı sözleri olarak ortada duruyor" diyen Kurtulmuş şöyle konuştu:
"Bir başka temel mesele insani ara kavramıdır. Özellikle Gazze'deki sözde barış sırasında bunu çok gördük. İnsani ara savaşın devam ettiği noktada her iki tarafta anlaşıp üç gün, beş gün, on gün neyse bir ara verelim yaralarımızı saralım cenazeleri kaldıralım. Meşru müdafaa uluslararası hukukta bir haktır. Ama bu meşru müdafaanın nasıl ne şekilde kullanılacağı da uluslararası hukuk tarafından kullanılabilir. Son İran saldırısı sırasında yeni bir kavram da kullanıma sokulmuş. O kavram da değersizleştirilerek uluslararası literatürden artık çıkartılmaya başlanmıştır. O da önleyici saldırı kavramıdır. Önleyici saldırı bir ülkenin başka bir ülkeye ya da ülkelere çok sabit kesin delillerle ve tatmin edici bir takım bilgilerle istihbarat bilgileriyle yıkıcı bir saldırıda bulunacağının kabul edilmesi, tespit edilmesi üzerine onlar saldırmadan gerçekleştirmek için kullanılan bir kavramdır."
Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'na değinerek, "İlk başta baktığınız zaman oldukça zor bir süreç. Parlamentodaki bütün siyasi partilerin biri hariç hepsi komisyonda yer aldı. Komisyondaki partilerin her birisinin bu konuyla ilgili farklı kanaatleri vardı. Muazzam bir demokratik olgunlukla ve büyük bir fikri müzakere gücüyle burada Türkiye toplumunun farklı kesimleri dinlendi. Son derece verimli, son derece demokrat, son derece açık ilerleyen bir süreç oldu. Ve sonunda bütün siyasi partilerimizin uzlaştığı bir metin ortaya çıktı. Tabii ki siyasi partilerin kendi görüşleri var. Bunları da bu metnin arkasında ek olarak deklare ettiler. Böylece katılan her parti kendi esas duruşunu gösteren siyasi duruş belgesini ilan etmiş oldu. Ama biz bu konuda terörsüz Türkiye meselesinde partiler olarak ittifak ediyoruz diyerek neredeyse oy birliğiyle oy veren 50 milletvekilinden 47 arkadaşımızın kabul oyuyla rapor kabul edilmiş oldu. Bu rapor tabii ki son değildir. Bu rapor Türkiye'nin Cumhuriyetimizin ilk yüzyılının en zor sorunu olan bu meselenin çözülebilmesi için ortaya konulmuş bir yol haritasıdır. İnşallah o yol haritasında dile getirilen konular en kısa süre içerisinde gerçekleştirilir" dedi.