Türk Eğitim-Sen Kars Şubesi bu yıl da anneleri unutmadı

Türk Eğitim-Sen Kars Şubesi'nden Anneler Günü Etkinliği

Türk Eğitim-Sen Kars Şubesi bu yıl da anneleri unutmadı

Türk Eğitim-Sen Kars Şubesi’nden Anneler Günü Etkinliği

Kars Öğretmenevi’nde düzenlenen anneler günü programı saygı duruşu ve İstiklâl Marşımızın okunmasıyla başladı.

Şube Doş İlişkiler ve Basın Sekreteri Onur Güçtemur açılışta

 “Dünyaya gözlerimizi açtığımızda onları görürüz,onların şefkatli sesidir ilk duyduğumuz.Ve benliğimize sinen onların kokusudur.Bizler var olalım diye en çok acı çeken, en fazla sıkıntı yaşayan onlardır.Onlar bizim dünyamız hayat kaynağımızdır.Onlar bizim annelerimizdir. Bütün işleri, sevgi, emek ve fedakarlık olan annelerimiz, Anneler Gününüz Kutlu olsun. Hoşgeldiniz.” dedi.

Daha sonra Şube Başkanı Fahrettin Şimşekler annelerimizin anneler gününü kutlayan şu konuşmayı yaptı:

“Mayıs ayının ikinci pazar günü Anneler Günü’dür. Anneler Günü evrensel bir gündür.Dünyada milyonlarca ana bugün çocukları tarafından sevgi ve saygı ile anılır. Bu anlamlı günde sizlerle bir arada olmaktan çok mutluyum Hepinizin Anneler Günü’nü kutlayarak sözlerime başlamak istiyorum. Kadına bahşedilip de Erkeklerde olmayan en önemli meziyetlerin başında Annelik gelmektedir. Ana olabilmek ve bu meziyetle donatılmak ne kadar güzel bir duygudur !... Analar olmasaydı insanlık olmazdı. Ana o kadar değerlidir ki , Cennetin Anaların ayağının altında olduğunu unutmayalım Analarımız ailenin temel direği ve toplumun da geleceğidir. Sağlam bir toplum ancak temelleri sağlam atılmış Aille yapısı ile mümkündür. Analarımız dilimizin öğreticisidir. Hayatı bize tanıtanlardır. Bu anlamda annelerimiz ilk ve ebedi öğretmenlerimizdir. Bizim onlardan öğreneceklerimiz bir hayat boyu devam eder. Hayatımıza ait güzelliklerin başında hep anamızın bize öğrettikleri ve bizim için yaptıkları gelir. Anaların çocuklarına sevgileri karşılıksızdır. Gerçek sevgi ve merhameti görmek isteyenler annelerimize bakmalıdırlar. Onların her bakışında sevginin ayrı bir yanı keşfedilir. Çünkü sevgili annelerimiz için ne yapılsa azdır. Onlar her şeyin en güzeline layıktırlar. Bu duygu ve düşünceler içerisinde  başta Türk eğitim-Sen Kars Şubesi Kadın Kolları Komisyonu üyeleri olmak üzere her yıl düzenlediğimiz Geleneksel Anneler Günü programımıza katılımlarınızdan dolayı teşekkür eder iyi eğlenceler dilerim.”

Türk Eğitim-Sen Kars Şubesi Kadın Kolları Komisyonu adına konuşma yapan Kafkas Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emine Öztürk kadının İslamdaki yeri önemi ve Türk kadının sosyal hayattaki yeri konusunda bir konuşma yaptı. Öztürk konuşmasında şunları söyledi:

“ Rivayet odur ki, bir gün talebeleri Hasan Basri’ye sorarlar:

“Mürtekibi Kebire’yi işleyenin suçu nedir? “

Bu soruya Hasan Basri değil, talebelerinden biri Vasıl b. Ata cevap verir ve der ki;

“Tevbe etmediği sürece bu dünyadayken, ‘El-Menziletu Beynel Menzileteyn’dedir. Tevbe etmeden ölürse cehenneme, tevbe ederse cennete gider.”

Geleneğin kadına verdiği yerin bu anekdotta çok iyi anlatıldığını düşünmemdendir.

Tıpkı bu hikayedeki gibi gelenekte kadın doğuştan günahkar olduğuna inanan bir grup vardır.

Ama bu tek boyutlu değildir, kadının ‘KADIN OLMAK’lığından dolayı cehennemi hak ettiğini  düşünen ama bunu asla açıkça dile getirmeyen bir tavırda olanlar bile vardır.

Yani onlara göre kadın adeta müretekibi kebireyi işleyen ve tevbe etmeyen kişi gibi

‘el-emnziletu beynel menzileteyn’de bir yerdedir.

Yani ne Müslümandır tam olarak bunu çok iyi kanıtlamadıkça ne de kafirdir.

Çünkü İslam dini Müslümanım diyen birini açıkça dışlamayı yasaklamaktadır, münafık bile olsa. Dünya tarihinde nede İslam tarihinde kadın asla edilgen nesne değildir, bayağı bayağı etkin bir öznedir. İslam’ın ilk ortaya çıktığı günden bugüne en etkin öznelerden biri olmuştur.

Tevrat ve İncil’de Adem ve Havva’nın cennetten kovulmasının suçlusu olarak Havva gösterilmektedir.

Bu aslında Hıristiyanlıktaki asli suç kavramıyla da örtüşen bir durumdur.

Rab Tanrı Adem’e “Karının sözünü dinlediğin ve sana meyvesini yeme dediğim ağaçtan yediğin için toprak senin yüzünden   lanetlendi”. dedi.

Eski Ahid, Yaratılış, 3:23

Oysa Kuran kıssayı anlatırken cennetten kovulmanın Adem ve Havva’nın ortaklaşa işledikleri bir günah olduğunu beyan eder.

“Bir zaman biz meleklere: “Adem’e secde edin! demiştik . Onlar hemen secde ettiler, yalnız İblis hariç – O diretti. Bunun üzerine, ey Adem, dedik, bu, hem senin için hem de eşin için büyük bir düşmandır. Sakın sizi cennetten  çıkarmasın; sonra yorulur sıkıntı çekersiniz!...

…Derken Şeytan onun aklını karıştırıp “Ey Adem! dedi, sana ebedilik ağacını ve sonu gelmez bir saltanatı göstereyim mi”? Nihayet ondan yediler. Bunun üzerine kendilerine kötü yerleri göründü. Üstlerini cennet yaprağı ile örtmeye çalıştılar. Adem Rabbi’ne asi olup yolunu şaşırdı”.

Yani insanlığın cennetten kovulmasının suçlusu Kuran’a göre tek başına Havva değildir.

Bu bakış açısı Kuran’ın genel olarak Kadına yönelik tutumuyla da örtüşmektedir. 

Buradaki ayetlerde de görüldüğü üzere Kuran burada konuya tamamen insanların bireysel sorumlulukları açısından yaklaşmaktadır.

Yani yasak meyveyi yemeleri her ikisinin de bireysel suçlarıdır, günahlarıdır ve herkes dişi yada erkek kendi günahından sorumludur. Yoksa Havva tüm insanlığın günah keçisi değildir. 20 / Taha /116-121

KURAN’A GÖRE ÜSTÜNLÜK KADINLIK YAHUT ERKEKLİKTE DEĞİL TAKVADADIR.

İşte bu nedenle Kuran insana kadın yada erkek bu fark gözetmeyen bakışının da ötesinde mümin kadınlara örnek yada ibret olsun diye pek çok kadından bahsetmektedir. Ancak bu kadınlardan sadece birinin adını zikretmektedir, Hz. Meryem.”

Konuşmasında İslama göre kadına verilen önemden çeşitli örneklerle yer veren Öztürk konuşmasını farklı örneklerden oluşan bir demetle sürdürdü.

“ Şimdi Mevlana’ya kulak verelim.

-“Kişi, yiğitlikle Zaloğlu Rüstem bile olsa Hamza’dan bile ileri geçse yine hükmetme hususunda karısının esiridir.

-Adem sözlerinden alemin sarhoş olduğu Muhammed bile “kellimini ya Hümeyra” derdi.

-Gerçi zahiren su ateşten üstündür; fakat bir kaba konunca ateş onu fıkır fıkır kaynatır.

-İkisinin arasında bir tencere, bir çömlek oldu mu ateş, o suyu yok eder hava haline getirir.

-Peygamber dedi ki. “Kadınlar, akıllı kişilere, ehli dil olanlara fazlasıyla, galip olurlar.”  

-Fakat cahiller kadına galebe ederler çünkü onlar sert ve kaba muameleli olurlar.

-Onlarda acıma, lütfetme, sevme azdır. Çünkü tabiatlarında, yaratılışlarında hayvanlık üstündür.

-Sevgi, acıma insanlık vasfıdır; hiddet ve şehvetse hayvanlık vasfıdır.”

Milli mücadele yılları haricinde Türk kadın hareketi, asla bütünleyici bir hareket olabilmiş değildir. Zira Türk kadın hareketi temelde toplumun üst ve üst-orta tabaklarında oluşmuş, daha entelektüel kadınlara has bir girişim olarak bugüne gelmiştir. Toplumsal bir hareket olarak yeniden başlaması çok sonralara 80’li yıllara rastlar. Ancak bu dönemde bile gene daha çok burjuva denebilecek bir sınıfa mahsus bir hareket olma özelliğini sürdüren Türk feminizmi, hemen herkesin okuyup haklarının ve vazifelerinin bilincine varmaya başladığı 90’larda gerçek halk tabanını yakalayabilmiştir. 1934’te seçme ve seçilme hakkının da tanınmasıyla birlikte,  kat edilmesi gereken önemli bir mesafe hala vardır. Çünkü Türkiye’de henüz kadınlar hakları konusunda hala yeterli bilince sahip olmadıkları gibi, bunun yanı sıra bir de aile içi şiddetle mücadele konusunda önemli bir adım olan kadın sığınma evlerinin Türkiye’de olması gereken sayısıyla olan sayısı arasında ciddi bir uçurum vardırTürkiye’de 3000 kadın sığınma evi bulunması gerekirken halen bu sayı 16’dan ibarettir. Ayrıca evlilik içi cinsel taciz halen bir suç olarak kabul edilmemektedir. Özetle alınması gereken daha büyük bir mesafe vardır. Ve bu mesafelerin kat edilmesi  de toplumsal bir bilinçlendirme sürecini  gerektirmektedir. Bu noktada her Türk yurttaşına önemli görevler düşmektedir.  Türkiye örneğinden hareketle İslam ülkelerinin durumunun da hiç de iç açıcı olmadığı rahatlıkla söylenebilir. “Sizlere İslam’da, ülkemizde ve diğer dinlerde kadına biçilen değer hakkında bilgiler vermeye çalıştım. Tüm annelerimizin ve içinde kendi annemin de anneler gününü kutlar iyi eğlenceler dilerim.”

Üyelerimizden Özgür Gökcan’ın da karigrafi eserlerini sergilediği program ,Anneler günü ile ilgili slayt ve sinevizyon gösterisinin ardından Türk Eğitim-Sen üyesi Müzisyen Çetin Adıgüzel ve arkadaşları tarafından hazırlanan müzik ve eğlence programı ile sona erdi. kha

Kars Haber Haberleri