Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye-Kazakistan Karma Ekonomik Komisyonu Toplantısında, "Küresel tedarik zincirleri bugün çok derin bir kırılma geçiriyor. Kuzey koridoru jeopolitik gerilimler nedeniyle öngörülemez hale geldi. Güney güzergahı ise kapasitesinin sınırlarını zorluyor. Bu tablo, Orta Koridoru bir alternatif değil, zorunlu bir tercih haline getirmiştir ve bu güzergahın merkezinde Türkiye ile Kazakistan yer almaktadır" dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kazakistan Başbakanı Oljas Bektenov ile Astana'da düzenlenen Türkiye-Kazakistan Karma Ekonomik Komisyonu (KEK) 14. Dönem Toplantısına katıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz toplantıda yaptığı konuşmada, "Bugün gerçekleştirdiğimiz KEK Toplantımızı, sadece mevcut iş birliğimizi gözden geçirdiğimiz teknik bir platform olarak değil, önümüzdeki dönemin ticari ve ekonomik yol haritasını şekillendiren stratejik bir istişare zemini olarak görüyoruz. Türkiye ile Kazakistan, yalnızca dost ve kardeş iki ülke değildir. Aynı zamanda ortak tarih, ortak kültür, ortak hafıza ve ortak gelecek tasavvurunu paylaşan iki stratejik ortaktır. Bu stratejik ortaklığı daha da perçinlemek amacıyla Mayıs ayı içerisinde Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi (YDSK) 6'ncı toplantımızı gerçekleştireceğiz" ifadelerini kullandı. Yılmaz, "Türkiye ve Kazakistan arasındaki ilişkiler, duygudaşlığın ötesine geçmiş; ticaret, yatırım, ulaştırma, enerji, müteahhitlik, sanayi, tarım, lojistik, finans gibi çok boyutlu bir iş birliği mimarisine dönüşmüştür. Mevcut iş birliğimizi, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) başta olmak üzere üyesi olduğumuz tüm bölgesel ve uluslararası örgütlerde de güçlendirerek tüm Türk Dünyası'nın refahına katkı sunmayı hedefliyoruz. Bu anlayışla Karma Ekonomik Komisyon toplantılarımız, somut projeler üretmemiz ve ortak ekonomik hedeflerimize emin adımlarla ilerlememiz için bizlere yol haritası sunmakta, iş birliğimizin somut çıktılarla güçlenmesini sağlamaktadır" diye konuştu.
"Hedefimiz 15 milyar dolarlık ticaret hacmine bir an önce ulaşmaktır"
Küresel ekonomilerin büyük dönüşümlerden geçtiği, korumacılık eğilimlerinin arttığı ve dünyanın muhtelif noktalarında jeopolitik risklerin yükseldiği bir dönemden geçildiği belirten Yılmaz, "Son yıllarda yaşanan bu gelişmelerin yol açtığı büyük maliyeti ekonomik altyapımızın direnci ve kararlı yönetimimiz sayesinde etkili bir şekilde yönetiyoruz. Bu dönemde Türkiye ekonomisi, zorluklara rağmen büyüme ivmesini korumakta ve 22 çeyrektir kesintisiz büyümektedir. 2025 yılında ekonomimiz, yüzde 3,6 büyüyerek 1,6 trilyon dolar seviyesine ulaşmış, kişi başı gelirimiz 18 bin doları aşmıştır" dedi. Yılmaz, "Kazakistan da 2025 yılında yüzde 6,5'lik büyüme kaydederek istikrarlı bir görünüm kazanmıştır. Kazakistan ekonomisinin 2025 yılı itibarıyla 306 milyar dolar büyüklüğe ulaşmış olması ve 2026 yılı sonunda 320 milyar dolar seviyesine çıkmasının öngörülmesi, ülkenin bölgesel ekonomik ağırlığını daha da pekiştirmektedir. Ekonomilerimizin güçlenmesi ve genişlemesinde de hiç şüphesiz ki dış ticaretimizi çeşitlendirerek artırmamızın rolü büyüktür" ifadelerini kullandı. Kazakistan ile ikili ticaretin 2025 yılında 2023 yılına benzer şekilde 10 milyar dolar seviyesine ulaşarak rekor tazelediğini hatırlatan Yılmaz, "Hedefimiz Sayın Cumhurbaşkanlarımızın belirlediği üzere 15 milyar dolarlık ticaret hacmine bir an önce ulaşmaktır. Bu doğrultuda ikili ticaretimizi artıracak tüm çalışmalara devlet yöneticileri olarak hız vermemiz ve iş dünyasının önündeki engelleri kaldırmamız gerekmektedir. Bu noktada, gümrük ve lojistik süreçlerini hızlandırmak en öncelikli vazifemiz olmalıdır" şeklinde konuştu.
Kazak firmalarını Türkiye'ye davet etti
Bir diğer önemli hususun karşılıklı yatırımların artırılması olduğunu kaydeden Yılmaz, "2026 yılı itibarıyla Kazakistan'da 5 bin 500'e yakın Türk firmasının yaklaşık 5 milyar dolarlık yatırımı bulunmaktadır. Söz konusu rakamın artırılmasında kritik rol oynayacak Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmamızı günün şartlarına göre bir an önce güncellememiz gerekmektedir. Sayın Başbakanın bu konuda da destek olacağından şüphem yoktur" dedi. Yılmaz, "Bunun yanında, ülkemizin bölgesel ve küresel finans merkezi olma hedefi doğrultusunda 2023'te açtığımız İstanbul Finans Merkezi, güçlü mevzuat altyapısı ve vergi avantajları ile öne çıkmaktadır. 2025 yılında İstanbul Finans Merkezi bünyesinde finansal teknolojilere odaklanan tematik bir teknopark olan Fintech Zone'u kurduk. Karşılıklı yatırımlarımızın finans gibi diğer sektörlerde çeşitlenmesi için Kazak firmalarını da teşviklerimizden faydalanmaya ve teknoparklarımızda yer almaya davet ediyoruz" ifadelerini kullandı. Yılmaz, "Ticari ve ekonomik ilişkilerimizin bir diğer sac ayağını da Türk müteahhitlik firmalarımızın Kazakistan'daki başarılı geçmişi oluşturmaktadır. Müteahhitlerimiz bugüne kadar 30,1 milyar dolar değerinde 541 proje üstlenerek Kazakistan'ın kalkınma hamlesine önemli katkılar sunmaya devam etmektedir. Bundan sonra da Kazakistan'ın hangi bölgesinde ihtiyaç duyuluyorsa oralarda görev almaya hazırdırlar" dedi.
"Orta Koridor bir alternatif değil, zorunlu bir tercih haline geldi"
Yılmaz, "Küresel tedarik zincirleri bugün çok derin bir kırılma geçiriyor. Kuzey koridoru jeopolitik gerilimler nedeniyle öngörülemez hale geldi. Güney güzergahı ise kapasitesinin sınırlarını zorluyor. Bu tablo, Orta Koridoru bir alternatif değil, zorunlu bir tercih haline getirmiştir ve bu güzergahın merkezinde Türkiye ile Kazakistan yer almaktadır. Bu anlamda, Orta Koridor sadece iki ülkenin değil, tüm Avrasya'nın yükünü taşıyacak bir hat ve o hat ne kadar sağlam olursa o hattın üzerinde inşa edeceğimiz ortak refah da o kadar kalıcı olacak. Unutmayalım ki bin yıl önce atalarımız İpek Yolu üzerinde alışveriş yaptı, bilim aktardı ve kültür inşa etti. Bugün bizler o mirasın üzerinde yükselerek 21.yüzyılın dijital, yeşil ve entegre ticaret ve ulaştırma koridorunu inşa etmeye çalışıyoruz" şeklinde konuştu.
"Kazak petrolünün Bakü-Tiflis-Ceyhan üzerinden sevkiyatı için gerekli desteği sağlamaya hazır ve istekliyiz"
Kazakistan'ın sahip olduğu zengin doğal kaynaklar, güçlü üretim kapasitesi, stratejik coğrafi konumu ve çeşitlenen enerji altyapısı, Kazakistan'ı Avrasya enerji denkleminde kilit ve vizyoner bir ortak haline getirdiğini belirten Yılmaz, "Böyle bir tabloda Türkiye ile Kazakistan arasındaki enerji iş birliğini, aynı zamanda bölgesel istikrara, arz güvenliğine ve Avrasya'nın stratejik geleceğinin şekillenmesine katkıda bulunan başat bir ortaklık zemini olarak görüyoruz. Bu kapsamda ham petrol ve gazın aranmasıyla üretimi, bu kaynakların taşınması ve depolanması ile nihai ürünlere dönüştürülmesi ve pazarlanmasında Kazak ortaklarımızla iş birliği yapmaya hazırız. Bu doğrultuda ulusal enerji şirketlerimiz BOTAŞ, TPAO ve TPIC aracılığıyla Kazakistan'da ortaya çıkabilecek yeni arama, üretim, taşıma ve altyapı fırsatlarını değerlendirmeye ve Kazak ham petrolünün Bakü-Tiflis-Ceyhan üzerinden sevkiyatı için gerekli teknik ve operasyonel desteği sağlamaya hazır ve istekliyiz" ifadelerini kullandı. Yılmaz, "Ülkelerimiz arasında enerji alanında kurulacak daha güçlü ortaklık; yalnızca iki ülkenin çıkarlarına hizmet etmeyecek, aynı zamanda Türk dünyasının ekonomik bütünleşmesine, Hazar geçişli bağlantısallığın güçlenmesine katkı sunacaktır" dedi.
"Kazakistan'daki Türk okullarına ilişkin Protokol müzakereleri somut bir neticeye kavuşturulmalı"
Türkiye ile Kazakistan arasındaki ilişkilerin en köklü ve en kalıcı boyutunun insan yetiştirmek, nesiller arasında köprü kurmak olduğuna yürekten inandığını dile getiren Yılmaz, "Bu inanç doğrultusunda bugüne kadar binlerce Kazak kardeşimize burs sağladık; halihazırda yaklaşık 13 bin Kazak kardeşimiz Türkiye'deki üniversitelerimizde eğitimini sürdürmektedir. Bu rakamlar bize yalnızca bir istatistik değil, iki ülke arasında örülen ortak bir geleceğin somut yansımasıdır. Bu geleceği daha sağlam temeller üzerine inşa edebilmek için Kazakistan'daki Türk okullarına ilişkin Protokol müzakerelerinin de artık somut bir neticeye kavuşturulması gerektiğini düşünüyorum. Yine, Türkiye Maarif Vakfı'nın Kazakistan'da okul açması ve ardından Astana ile Almatı'da eğitim faaliyetlerine başlaması iki toplum arasındaki bağı nesiller boyu canlı tutacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.
Astana Yunus Emre Türk Kültür Merkezi ve Ahmet Yesevi Çilehane Müzesi
Yılmaz kültürel iş birliği cephesinde de hala tamamlanması gereken önemli adımlar bulunduğunu vurgulayarak, "Astana Yunus Emre Türk Kültür Merkezi'nin tüzel kişilik kazanabilmesi için Kültür Merkezleri Anlaşması müzakerelerinin bir an önce sonuçlandırılmasını ve Ahmet Yesevi Çilehane Müzesi'nin düzenlenmesine ilişkin sürecin nihayete erdirilmesi kültürel ortaklığımızı kurumsal bir zemine taşıyacak ve iki ülke insanını birbirine daha da yaklaştıracaktır. Ortak tarihimiz bize ne kadar güçlü bir miras bıraktıysa bugün atayacağımız adımlar da yarınki nesillere o ölçüde güçlü bir gelecek bırakacaktır. Bu bilinçle önümüzdeki süreçte karşılıklı irademizin güçlü sonuçlar doğurmasını temenni ediyorum" diye konuştu.
Yılmaz konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
"2024 yılındaki 13. Dönem KEK Toplantısında imzaladığımız 90 eylem maddelik Eylem Planımızın yüzde 47'sini tamamlayarak hayata geçirdik. Açıkçası bu oran ilişkilerimizin mevcut potansiyelinin gerisinde kalmıştır. Hedeflerimize ulaşabilmek için iki ülke kurumları olarak daha fazla çalışmalı ve gayret göstermeliyiz. İzleme mekanizmalarını güçlendirerek, bürokrasilerimizi daha hızlı çalışmaya zorlamalıyız. Bu kapsamda bugün imzalayacağımız yeni 67 Maddelik Eylem Planımız ile ticaretten yatırımlara, müteahhitlikten sanayiye, ulaştırmadan enerjiye ve eğitimden tarıma kadar her alanda yeni başarı hikayeleri yazmalıyız. Kurumlarımızın hedeflerimize sahip çıkarak müteakip KEK toplantısına kadar sorumlu oldukları maddeleri gerçekleştirmelerinin önemini bir kez daha hatırlatmak istiyorum."
Toplantının ardından 14. Dönem KEK Protokolü ve 67 maddelik eylem planı imzalandı.