Hayvan “Hayvan” Değildir

Prof.Yavuz ÖZTÜRKLER

Lisedeyken hocamızın sınıftaki bir arkadaşımıza “hayvan herif” diye bağırmasından dolayı çok üzülmüştüm.

Hocamız bu hitabı “ anlamaz, korkmaz veya duyarsız” anlamında kullanmış olmalıydı…

Şimdi düşünüyorum da, hocamız hayvanların anlamadığını, korkmadığını, endişe duymadığını veya üzülmediğini zannediyor olabilirmiş.

Üzüldüğüme göre, o zamanlar ben de öyle zannediyormuşum…

Oysa, hayvanların da insanlar gibi sinirleri ve hormonları vardır.

Beş duyu organa hayvanlar da sahiptir.

Korktukları zaman onlar da adrenalin salgılar…

Strese girdikleri zaman onlar da kortizol salgılarlar…

Heyecanlandıklarında onların da dili ve damağı kurur…

Kaz palazlarını korumak için kartal gibi kanatlarını açar ve saldırır.

Köpeğin yavrusunun yanında iken nasıl diş gösterdiğini ve hırladığını herkes bilir.

Turnalar çift uçarlar ve eşini kaybettiklerinde ölürler…

Köpek hoşlanmadığı bir dişi ile asla çiftleşmez.

Muayene edildiklerinde acısını  dindireceğinizi bilerek size karşı koymazlar…

İnek buzağısını görmediği veya korktuğu zaman sütünü hemen çeker…

Eziyet edilen hayvanın eti lezzetsiz olur, kalitesi ve saklanma ömrü azalır...

Papağanlar birçok şeyi öğrenip taklit etme ve iç içe geçmiş kutuları düzenli bir şekilde açma yeteneğine sahiptirler…

Aristo’nun “İnsan düşünen bir hayvandır” sözü bir yer de hayvanın sadece düşünemediğini açıklar. Burada vurgu yapılan şey hayvanın sistematik ve hükme varıcı bir şekilde düşünemediğidir,

Dikkat edilirse, Aristo, “Hayvan hissedemeyen bir insandır “ dememiştir.

“Nietzsche bir sabah bir arabacının atını acımasıza kırbaçladığını görür, pijamalarıyla evinden fırlayarak atın boynuna sarılır, ağlar ve attan özür diler. Bunu okuduğumda tüylerim diken diken olmuştu.

O Nietzsche ki, ömrünün son yıllarını insanlarla hiç konuşmayarak geçirmişti.

Hayvanlar hisseder, sever, sevinir, ilgi bekler, sevilmek ister, kıskanır, kaygılanır ve korkarlar…

Yaşam alanları tehdit edildiğinde savunur veya saldırırlar.

Öğrenme yetenekleri az da olsa vardır.

Eğitilebilirler…

Sadece muhakeme edemez, geleceğe ilişkin kaygıları yoktur.

Veteriner Hekimliğinde “Hayvan Psikiyatrisi” bölümü vardır.

Oysa bizler onlara cansız bir varlıkmış gibi davranmaya ve hıncımızı onlardan almaya devam ediyoruz…

Gün geçmiyor ki hayvanlara eziyetle ilgili bir haber duymayalım…

Boğazına ip bağlanarak bir çocuk tarafından sürüklenen bir köpek yada sahibi tarafından öldüresiye dövülen bir koyuna şehrin bir yerinde rastlamak zor değil…

Kurban bayramında gördüğümüz manzaralar henüz hafızalardan silinmedi.

Birkaç yıldır yürürlükte olan “Hayvan refahı ve Hayvanları Koruma Kanunu” da hayvanlara eziyeti azaltmadı.

Acaba, asırlardır ihmal edilmiş ve sinesi acıyla dağlanmış insanımızın acı çektirmeye bir yatkınlığı mı var?

Bilemiyorum…

Bu hususta bildiğim bir şey var ki, o da hayvanları duyu ve duygu sahibi varlıklar olarak kabul edip ona göre muamele etmek zorunda olduğumuzdur.

Çünkü hayvan sanıldığı kadar “hayvan” değildir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde karsmanset.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.