2016 Türkiye’sinin yeni terör stratejisine değinmeden önce Türklerin terörden Selçuklular döneminden itibaren zarar görmeye başladığını söyleyebiliriz. Özellikle günümüze yakın tarih olan 1960’lı yıllarda başlayan sağ sol çatışmaları, sokak hareketleri halk arasında tedirginlik yaratırken ortaya çıkan çeşitli terör örgütleri binlerce insanın ölümüne neden olmuştur. Geçmişten günümüze Türkiye’nin mücadele ettiği terör örgütlerine bakacak olursak; ETA, El Kaide, Abu Nidal, Hizbullah, Daeş( IŞİD) ,PKK…
Bunlar arasında en kanlısı PKK dikkatleri üzerine çekiyor. Günümüzde Yeni Türkiye’nin mücadelesi yurt içinde PKK terör örgütüne yönelik olarak gerçekleşse de aynı zaman da yurt içi ve yurt dışında birden fazla terör örgütü ile mücadele içerisindedir.
Şunu belirtmek isterim ki ‘’90’lı yıllara geri dönüyoruz’’ deyiminin kayda değer bir açıklaması yoktur. Türkiye, terör ve terörizm ile yeni bir mücadeleye girmiş bulunmakta. Bunu son zamanlarda isabetli ve taviz vermeden yapılan operasyonlar ile görmek mümkün. Son günlerde güvenlik güçlerini hedef alan saldırıların ardı arkası kesilmez iken, kentlerde ve özellikle büyük şehirlerde sivillere yönelik saldırı planları istihbarat tarafından deşifre edilmesi ile birlikte kanlı eylem planlarının açığa çıkarılması neticesinde illa ki Türkiye’nin kayıtsız kalması beklenemez.
Peki ama 2016 Türkiye’sinin yeni terör stratejisinde neler yer almakta?
Yaptığım araştırmalar ve okumalar neticesinde vardığım sonuçları siz değerli Kars Manşet okurları ile paylaşmak istiyorum.
İlk olarak PKK silahlı eylemlere devam ettiği sürece silahlı eylemlere silahlı mücadele ile karşılık verilecektir. Kürt sorunu konusunda Sivil Siyaset kanadı kullanılacak. Bu süreç yönetilirken sadece doğrudan Sivil Halk muhattap alınacak. Elbette ki çözüm yeri sokaklar değil Meclis olacak. Güvenlik önlemleri hat safhaya çıkartılacak ve halkın güvenliği öncelik olacak. Yerel yönetimler güçlendirilecek ve terör ile bağlantısı olan, yardım ve yataklık eden yerel yönetimciler görevlerinden alınabilecek. ORTAK AKIL ilkesi benimsenecek ve bu yönde hareket edilecektir. Terörün var olduğu bölgelere yönelik askeri operasyonlar bittikten sonra bölgelere yönelik ekonomik, sosyal ve siyasi girişimler devam edecek. Belki de bunun en önemli ayağı, bölgedeki vatandaşlara PKK’ya karşı devletin vatandaşlarının arkalarında olduğu imajı vermesidir.
Son olarak şunu ifade etmeliyim ki, öyle bir dönem yaşıyoruz ki bu dönem; düşünmeden hareket ederek düşünmeye mahkum olmak istemeyeceğimiz bir dönemdir.
ZAMAN, BİRLİK OLMA ZAMANI…!