Bacaklarda gizli varise dikkat

Bacaklarda gizli varise dikkat
Gün içinde artan bacak şişliği, gece krampları, açıklanamayan kaşıntı ve huzursuz bacak hissinin dışarıdan görülmeyen gizli varisin işareti olabileceğini belirten Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doç.

Gün içinde artan bacak şişliği, gece krampları, açıklanamayan kaşıntı ve huzursuz bacak hissinin dışarıdan görülmeyen gizli varisin işareti olabileceğini belirten Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Koçyiğit, tedavi edilmeyen varisin ilerleyen dönemlerde ciltte renk değişikliği ve venöz yaralara kadar ilerleyebileceğini söyledi.

Bacaklarda dışarıdan görülebilen mavi-mor damarlar varisin en bilinen belirtisi olarak görülürken, bazı toplardamar sorunları herhangi bir damar görüntüsü oluşmadan da şikâyetlere neden olabiliyor. Daviva Avcılar Hastanesi Girişimsel Radyoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Ali Koçyiğit, cildin altında ve daha derin katmanlarda bulunan damarların etkilenmesiyle ortaya çıkabilen gizli varisin; huzursuz bacak hissi, açıklanamayan kaşıntı, gece krampları ve gün içerisinde artan bacak ödemiyle kendini gösterebildiğini belirtti. Koçyiğit, bu tür şikâyetlerin göz ardı edilmemesi ve toplardamar sisteminin Doppler ultrasonografi ile değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

"Damar dışarıdan görünmese de şikâyetler ortaya çıkabilir"

Gizli varisin dışarıdan fark edilmeyen, cildin altında ve daha derin katmanlarda bulunan damarlarla ilişkili olduğunu belirten Doç. Dr. Koçyiğit, "Normal varislerde bacaklarda genişlemiş, mavi-mor renkte damarlar dışarıdan görülebilir. Gizli variste ise damarlar görünürde değildir ancak şikâyetler aynı variste olduğu gibi karşımıza çıkabilir" dedi.

Gizli varisin belirtileri arasında huzursuz bacak hissinin yer aldığını kaydeden Koçyiğit, hastaların sürekli bacaklarını hareket ettirme veya otururken pozisyon değiştirme ihtiyacı duyabildiğini söyledi. Açıklanamayan kaşıntıların da görülebileceğini belirten Koçyiğit, "Bacakta herhangi bir böcek ısırığı veya alerji olmamasına rağmen sürekli kaşıntı hissi olabilir" diye konuştu.

"Gece krampları da belirtilerden biri olabilir"

Toplardamar kapaklarının düzgün çalışmaması halinde kanın bacaklarda birikmeye başlayabileceğini ifade eden Koçyiğit, bunun özellikle gece kramplarına yol açabileceğini söyledi. Koçyiğit, "Toplardamar kapakları düzgün çalışmadığında aşağı doğru kan kaçağı ve bacaklarda venöz kan birikimi meydana gelir. Bu durum dokuların oksijenlenmesini etkileyebilir ve özellikle geceleri kramplara neden olabilir" dedi.

Gün içerisinde artan bacak şişliğinin de dikkate alınması gerektiğini belirten Koçyiğit, "Sabah rahat olan ayakkabının akşama doğru sıkmaya başlaması, gün içerisinde ayak bileklerinde ve ayaklarda şişlik oluşması bu durumun belirtilerinden biri olabilir" ifadelerini kullandı.

"Her bacak şişliği varis kaynaklı değil"

Bacaklarda oluşan şişliğin yalnızca varise bağlanmaması gerektiğini vurgulayan Koçyiğit, lenfödemin yanı sıra kalp ve böbrek kaynaklı sorunların da benzer şikâyetlere neden olabileceğini söyledi.

Lenfatik sistemin toplardamar sisteminden farklı olduğunu belirten Koçyiğit, "Lenfatik sistemde bir yetmezlik veya problem olduğunda lenfödem ortaya çıkabilir. Ancak bacaklardaki ödemin nedenini belirlemek için öncelikle kalp ve böbrek fonksiyonlarının da değerlendirilmesi gerekir. Kalp yetmezliğinde veya böbrek sorunlarında da ayaklarda ve bacaklarda şişlik görülebilir" dedi.

Bu nedenle hastaların öncelikle ilgili uzmanlara başvurarak kalp, böbrek veya damar kaynaklı bir problem olup olmadığını değerlendirmesi gerektiğini ifade eden Koçyiğit, bu nedenler dışlandıktan sonra lenfatik sistem açısından inceleme yapılabileceğini kaydetti.

"Doppler ile gizli varis tespit edilebilir"

Huzursuz bacak hissi, kaşıntı, gece krampları ve gün içerisinde artan ödem gibi şikayetlerin toplardamar sistemi açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Koçyiğit, tanıda Dopplerultrasonografinin önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.

Koçyiğit, "Doppler incelemesinde damar kapaklarının çalışma durumu ve toplardamar sisteminde kaçak olup olmadığı değerlendirilebilir. Gizli varis erken dönemde tespit edildiğinde uygun hastalarda tedaviyle yüz güldürücü sonuçlar alınabilir" diye konuştu.

"Günümüzde ameliyatsız tedavi seçenekleri var"

Varis tedavisinde günümüzde ameliyatsız yöntemlerin kullanılabildiğini belirten Koçyiğit, radyofrekans ve lazer ablasyon yöntemlerinin bunlar arasında bulunduğunu ifade etti.

Koçyiğit, "Bu yöntemlerde kaçak yapan ve işlevini düzgün yerine getirmeyen damar, lazer veya radyofrekans enerjisi kullanılarak kapatılır. Problemli damar kapatıldığında kan, sağlıklı damarlar üzerinden kalbe doğru ilerlemeye devam eder. Böylece bacaklarda oluşan ödem, kramp ve kaşıntı gibi şikayetler azalabilir" açıklaması yaptı.

Ancak her varisin mutlaka girişimsel olarak tedavi edilmesi gerekmediğine dikkat çeken Koçyiğit, tedavi kararında hastanın şikâyetlerinin yaşam kalitesini ne ölçüde etkilediğinin önemli olduğunu söyledi. Şikâyetlerin hafif olduğu durumlarda medikal tedavi ve varis çoraplarıyla takip yapılabileceğini belirten Koçyiğit, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen belirgin şikayetlerde ise uygun girişimsel tedavilerin değerlendirilebileceğini kaydetti.

"Genetik yatkınlık önemli ancak yaşam tarzı da etkili"

Variste genetik yatkınlığın önemli risk faktörlerinden biri olduğunu ifade eden Koçyiğit, ailede varis öyküsü bulunan kişilerde hastalığın daha genç yaşlarda ortaya çıkabileceğini söyledi.

Gebeliğin de varis riskini artırabildiğini belirten Koçyiğit, kadınlarda daha sık görülmesinin nedenlerinden birinin bu olduğunu kaydetti. Sürekli ayakta çalışmak, uzun süre aynı pozisyonda kalmak ve hareketsiz yaşamın da riski artırabileceğini ifade eden Koçyiğit, yürürken kasların çalışmasının toplardamar kanının kalbe doğru taşınmasına yardımcı olduğunu söyledi.

"Genetiğin önüne geçemeyiz ama hastalığı öteleyebiliriz"

Genetik yatkınlığın değiştirilmesinin mümkün olmadığını ancak yaşam tarzının hastalığın ortaya çıkış zamanı ve şikâyetlerin şiddeti üzerinde etkili olabileceğini belirten Koçyiğit, "Genetiğin önüne geçemeyiz. Ancak yaşam şartlarımızı buna göre düzenlersek problemle karşılaşma yaşımızı öteleyebilir ve buna bağlı şikayetlerimizi azaltabiliriz" dedi.

Hareketli bir yaşamın önemine dikkat çeken Koçyiğit, uzun süre hareketsiz şekilde ayakta durmaktan kaçınılması gerektiğini ifade etti. Dinlenme sırasında oturmanın veya bacakları dinlendirmenin damarların kanı kalbe doğru taşımasına yardımcı olabileceğini belirten Koçyiğit, bunun ödem ve gece kramplarının azaltılmasına katkı sağlayabileceğini söyledi.

"Topuklu ayakkabının varisi tetiklediğine dair bir durum yok"

Topuklu ayakkabı kullanımının damar açısından doğrudan varisi tetiklediğini gösteren bir durum olmadığını belirten Koçyiğit, topuklu ayakkabıların daha çok ayağın pozisyonu ve başparmak eklemine yük bindirmesi nedeniyle ortopedik problemlere yol açabileceğini ifade etti.

"Tedavi edilmeyen varis venöz yaraya kadar ilerleyebilir"

Gizli varisin göz ardı edilmesi halinde zaman içerisinde dışarıdan görülebilen varislere dönüşebileceğini belirten Koçyiğit, "Hastalığın ilerleyen aşamalarında cilt değişiklikler görülebilir. Gizli varis zaman içerisinde dışarıdan görülebilen varislere dönüşebilir. Hastalık ilerledikçe damarların belirginleşmesinin yanı sıra ciltte renk değişiklikleri de görülebilir. Daha ileri aşamalarda ciltte kuruluk ve pullanma gelişebilir. Sonrasında ise yaralar oluşabilir. Toplardamar yetmezliğine bağlı bu yaralara venöz yara denir" şeklinde konuştu.

İlerleyen süreçte yaraların enfekte olarak akıntılı hale gelebileceğini ifade eden Koçyiğit, bu aşamada tedavinin daha zor hale geldiğini belirtti. Koçyiğit, "Varislerin dışarıdan belirgin hale gelmesini beklemeden, şikâyetler başladığında hekime başvurmak önemlidir. Erken dönemde değerlendirme ve uygun tedaviyle hastalığın ilerlemesinin önüne geçilebilir" diye konuştu.

"Varis tedavisi sonbahar ve kış aylarında uygun"

Varis tedavilerinin genellikle sonbahar ve kış aylarında daha rahat uygulanabildiğini belirten Koçyiğit, sıcak havalarda kullanılan ilaçlar ve varis çoraplarının hastalar açısından daha zorlayıcı olabildiğini söyledi.

Sıcak havanın damarların genişlemesine neden olarak varis şikâyetlerini artırabileceğini ifade eden Koçyiğit sözlerini şu şekilde bitirdi:

"Varis hastalarının sauna ve hamam gibi aşırı sıcak ortamlarda uzun süre kalmalarını istemeyiz. Sıcak kumda uzun süre kalmak da şikâyetleri artırabilir. Sonbahar ve kış dönemine girilirken varis şikâyeti bulunan kişilerin kontrol yaptırması önemli. Gerekli durumlarda Doppler ultrasonografi ile damar sistemi değerlendirilerek problem erken dönemde ele alınabilir."

Kaynak:İHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde karsmanset.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir