Bir şehrin yöneticilerine en çok ne zaman ihtiyaç duyulur? Her şey yolunda giderken mi, yoksa kurumların tek başına çözemediği bir mesele vatandaşın hayatını aksatmaya başladığında mı? Kars’ta yaklaşık bir aydır yaşananlar, bu sorunun cevabını bekliyor.
Sayın Milletvekilim, Sayın Valim…
Belki günlük programlarınızın yoğunluğu içinde yeterince göremiyorsunuz ama Kars’ta yaklaşık bir aydır yalnızca trafik sıkışmıyor; insanların sabrı da tükeniyor.
Şehrin iki yakasını birbirine bağlayan Erzurum Caddesi’nde, Filtekin Köprüsü’nün alt ayağındaki ana yol, DSİ’nin yürüttüğü çalışma nedeniyle kapalı. Bu güzergâhın yükü Atatürk ve Faikbey caddelerine biniyor. Zaten sınırlı olan ulaşım seçenekleri, özellikle mesai başlangıcında ve bitiminde ihtiyaca cevap veremiyor.
Beş dakikada gidilecek mesafenin bir saatte aşılamadığı oluyor.
İşe yetişmeye çalışan da hastaneye gitmek isteyen de çocuğunu okuldan almaya uğraşan da aynı sıkışıklığın içinde bekliyor.
Peki, o sırada bir ambulansın geçmesi gerekirse?
Bir evde yangın çıkarsa?
Polisin saniyeler içinde ulaşması gereken bir olay yaşanırsa?
Sayın Milletvekilim, Sayın Valim…
Bu şehirde yaşayan insanların suçu ne?
Elbette altyapı çalışması yapılacak. Elbette ihtiyaç duyulan yatırımlar tamamlanacak. Kimsenin buna itirazı yok. Ancak bir ana yolun yaklaşık bir ay boyunca kapalı kalması, insanların önüne her sabah aynı ulaşım çilesinin konulması ve çözümün hâlâ belirsiz olması kabul edilebilir mi?
Türkiye’nin hangi şehrinde böyle bir durum söz konusu olabilir? Adamın aklını alırlar vallahi! Kars dışında herhangi bir şehir merkezinde yapılacak olan 50 metrelik çalışma en fazla 24 saattir!
Bir çalışma uzuyorsa gerekçesi açıklanır. Önüne bir engel çıkıyorsa o engel kaldırılır. İki kurumun birlikte hareket etmesi gerekiyorsa koordinasyon sağlanır.
“Bunu halktan beklemeyin; halk profesör değil ki!!!”
Bu yazıyı kaleme almadan önce DSİ Bölge Müdürü Sayın Serdar Kotan ile yaklaşık yarım saat görüştüm. Ardından Kars Belediyesi Su ve Kanalizasyon Müdürü Onay Aslan Beyefendi ile konuştum.
Görüşmelerden anladığım şu: Yolun açılmasının önündeki düğüm, çalışma alanındaki ana su borusu ve bu boruya müdahale edilebilmesi için gerekli görülen su kesintisi.
DSİ’nin anlattığına göre bölgede büyük bir ana su hattı bulunuyor. Kepçenin çalışabileceği alan dar. Su kesilmeden yapılacak müdahalede borunun zarar görmesi, basınçlı suyun çalışanlar açısından ciddi bir tehlike oluşturması ve ölümlü bir kazanın yaşanması ihtimali çok büyük!
Sayın Kotan’ın dikkat çektiği mesele iş güvenliği. Böyle bir riskin görmezden gelinmesini elbette kimse isteyemez.
DSİ’nin önerisi, belediyenin suyu üç-dört gün kesmesi; bu sürede ekiplerin gece gündüz çalışarak işi tamamlaması ve yolun trafiğe açılması.
Belediyenin yaklaşımı ise farklı. Belediyenin ifade ettiği kaygı, dört günlük bir su kesintisinin vatandaşları ciddi biçimde mağdur edecek olması.
Tabii ki bu kaygı da yabana atılamaz.
Fakat iki kurumun kendi açısından haklı gerekçelerinin bulunması, şehrin yaklaşık bir ay boyunca çözümsüz bırakılmasını da haklı çıkaramaz.
İş güvenliği sağlanacak. Vatandaşın su ihtiyacı karşılanacak. Yol da açılacak.
Yönetimin görevi, bu ihtiyaçları birlikte karşılayacak çözümü üretmektir.
DSİ, “Su kesilmeden güvenli biçimde çalışamayız” diyor.
Belediye, “Bu kadar uzun süre suyu kesemeyiz” diyor.
Hoca’ya aralarında anlaşmazlık bulunan iki kişi gelir. Birincisi derdini anlatır, Hoca onu haklı bulur. İkincisini dinleyince ona da hak verir. Konuşmaları duyan karısı dayanamaz:
“Efendi, birbirinden şikâyetçi iki kişi nasıl birden haklı olabilir?”
Hoca düşünür, karısına döner:
“Sen de haklısın!”
Peki, Kars halkı ne yapsın?
Bu işi kim çözecek?
Ankara’ya telgraf mı çekelim?
Sayın Milletvekilim, Sayın Valim…
İlgili kurumlar aynı masaya otursun. Teknik ekipler bütün seçenekleri ortaya koysun. Kesintinin gerçekten ne kadar sürmesi gerektiği, sürenin nasıl kısaltılabileceği, çalışmanın hangi takvimle tamamlanacağı belirlensin.
Su kesintisi kaçınılmazsa bunun hazırlığı yapılsın.
Kamu kurumlarının kullanılabilecek tanker kapasitesi değerlendirilsin. Askeriyenin, havalimanının, Şeker Fabrikası’nın ve ilgili diğer kurumların hangi imkânlarla destek verebileceği görüşülsün. Araçların ve depoların kullanma amacına uygunluğu gözetilerek mahallelere su ulaştırılmasının yolu bulunsun. Hastanelerin, okulların, yaşlıların ve hastaların ihtiyaçları önceden planlansın.
Bütün samimiyetimle söylüyorum: Halk çok ama çok kızgın.
Bu kızgınlığı anlamak için makam odalarından çıkıp mesai saatinde Atatürk Caddesi’nden geçmek, Faikbey Caddesi’nde direksiyon başında bekleyen insanları dinlemek yeterli.
Yaklaşık elli metrelik olduğu belirtilen bir çalışma alanının önünde, koca bir şehrin günlük hayatı bekliyor.
“Allah’ım, bir kimse ümmetimin yönetimi konusunda bir vazife alır da onlara zorluk çıkarırsa sen de ona zorluk çıkar!”
Hz. Muhammed (s.a.v.)
Herkesin işi zor!
Kaynak:HABER MERKEZİ