Okul saldırılarında uzman uyarısı: "Okul, aile ve ilgili birimler birlikte hareket etmeli"

Okul saldırılarında uzman uyarısı: "Okul, aile ve ilgili birimler birlikte hareket etmeli"
Manisa'nın Turgutlu ilçesindeki silahlı saldırının ardından okul güvenliği ve öğrenciler üzerindeki psikolojik etkiler yeniden gündeme geldi.

Manisa'nın Turgutlu ilçesindeki silahlı saldırının ardından okul güvenliği ve öğrenciler üzerindeki psikolojik etkiler yeniden gündeme geldi. Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, okul çevresinde gerçekleşen şiddet olaylarının yalnızca fiziksel güvenlik açısından değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, "Bir öğrencinin arkadaşının vurulduğunu görmesi, silah sesi duyması veya ölüm tehdidi altında bulunması da psikolojik bir travmatik yaşantı oluşturabilir" dedi.

Manisa'nın Turgutlu ilçesinde bu sabah meydana gelen silahlı saldırı, okullarda güvenlik konusunu bir kez daha gündeme taşıdı. Öğrencilerin de yaralandığı olayın ardından, şiddetin çocuklar üzerindeki psikolojik etkileri ve benzer olayların önlenmesinde okul, öğretmen ve ailelere düşen sorumluluklar tartışılmaya başlandı. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ) İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, okulun çocuklar için yalnızca eğitim aldıkları bir alan olmadığını; kendilerini güvende hissetmeleri, sosyal ilişkiler kurmaları ve yetişkinlerle güven ilişkisi geliştirmeleri gereken önemli bir sosyal ortam olduğunu belirtti. Bu nedenle okul ve çevresinde meydana gelen şiddet olaylarının çocukların psikolojik güvenlik duygusunu da doğrudan etkileyebileceğine dikkat çekti.

"Travma yalnızca fiziksel yaralanma değildir"

Bir okul saldırısının ardından yalnızca doğrudan yaralanan kişilerin değil; olaya tanık olan öğrencilerin, öğretmenlerin, ailelerin ve okul çalışanlarının da psikolojik desteğe ihtiyaç duyabileceğini belirten Tansel, "Travma yalnızca fiziksel yaralanma değildir. Bir öğrencinin arkadaşının vurulduğunu görmesi, silah sesi duyması veya ölüm tehdidi altında bulunması da psikolojik bir travmatik yaşantı oluşturabilir. Bu nedenle her okulun kriz ve travma sonrasında uygulanacak psikososyal müdahale planı bulunmalıdır" dedi.

Okullardaki psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yalnızca sınav, tercih veya akademik başarı desteğiyle sınırlandırılmaması gerektiğini ifade eden Tansel; çocukların duygu düzenleme, öfke yönetimi, çatışma çözme, sosyal beceri, travma, akran ilişkileri, zorbalık, dışlanma ve psikolojik dayanıklılık alanlarında da desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

Öğretmenlere erken risk belirtileri konusunda eğitim verilmeli

Öğretmenlerin öğrencilerle her gün temas hâlinde olmaları nedeniyle davranış değişikliklerini ilk fark edebilecek kişiler arasında yer aldığını belirten Tansel, ciddi davranış değişiklikleri, tehdit ifadeleri, zorbalık ve dışlanma, yoğun öfke, sosyal izolasyon, şiddet davranışları, intikam söylemleri, kriz belirtileri ile dijital ortamda tehdit ve şiddet içeriklerinin dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Bu belirtilerin tek başına bir çocuğun saldırgan olduğu anlamına gelmediğinin özellikle altını çizen Tansel, "Her içine kapanan çocuk saldırgan değildir. Her öfkeli genç de saldırı riski taşımaz. Bu nedenle değerlendirme, sezgilere veya damgalamaya değil; bilimsel risk değerlendirme yöntemlerine dayanmalıdır" ifadelerini kullandı.

Okul, aile ve ilgili birimler birlikte hareket etmeli

Okul güvenliğinin yalnızca kamera sistemleri ya da güvenlik personeli üzerinden değerlendirilemeyeceğini ifade eden Tansel, fiziksel güvenlik kadar psikolojik destek, erken uyarı, aile iş birliği, öğretmen farkındalığı ve kurumlar arası koordinasyonun da önemli olduğunu söyledi.

Riskli bir durum ortaya çıktığında okul yönetimi, aile, psikolojik danışmanlık hizmetleri, sağlık sistemi ve gerektiğinde kolluk birimleri arasında çocuğun üstün yararını merkeze alan açık müdahale protokollerinin bulunması gerektiğini belirten Tansel, güvenlik önlemleri ile psikolojik desteğin birbirinin alternatifi değil, aynı sistemin parçaları olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.

"Çocukların yardım istemesini güvenli hâle getirmeliyiz"

Öğrencilerin karşılaştıkları tehditleri veya ciddi riskleri güven duydukları yetişkinlerle paylaşabilmelerinin de önleyici çalışmalar açısından önemli olduğunu belirten Tansel, okullarda güvenli ve gizli bildirim mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini söyledi.

Şiddet olaylarının ardından harekete geçmenin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Tansel, "Önleyici ruh sağlığı hizmetlerini güçlendirmeli, öğretmenleri ve aileleri risk belirtileri konusunda bilinçlendirmeli, çocukların sesini dinlemeli, zorbalıkla mücadele etmeli, dijital güvenliği artırmalı, silaha erişimi önlemeli ve okul-aile-sağlık-güvenlik iş birliğini güçlendirmeliyiz. Bir çocuğun yardım istemesini beklememeliyiz; yardım istemeyi mümkün ve güvenli hâle getirmeliyiz" dedi.

Okul güvenliğinin toplumun ortak sorumluluğu olduğunu ifade eden Tansel, "Güvenli okul, sadece silahın girmediği okul değildir. Güvenli okul; çocuğun görüldüğü, duyulduğu, desteklendiği ve kendisini ait hissettiği okuldur. Şiddeti önlemenin en etkili yolu, şiddet ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek değil; şiddete giden riskleri ortaya çıkmadan fark edebilmektir" ifadelerini kullandı.

Okul saldırılarında uzman uyarısı: "Okul, aile ve ilgili birimler birlikte hareket etmeli"

Kaynak:İHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde karsmanset.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir