Şile Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı hakkında 33 yıl 3 aydan 92 yıla kadar hapis istemiyle açılan davada 3'üncü celse görüldü. Duruşma 26 Ekim tarihine ertelendi.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca, Şile Belediyesine yönelik "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "irtikap", "rüşvet" ve "ihaleye fesat karıştırma" suçlarından yürütülen soruşturma tamamlandı. Soruşturma kapsamında 10 Temmuz 2025'te gözaltına alınan ve tutuklanan Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı ile bazı şüpheliler hakkında işlem yapılırken, suç örgütünün deşifre edilmesine yönelik çalışmalarda HTS kayıtları ve MASAK raporlarındaki hesap hareketleri incelendi. Bu kapsamda 23 Aralık'ta düzenlenen eş zamanlı operasyonda gözaltına alınan 22 şüpheliden 15'i tutuklandı. Soruşturmanın üçüncü dalga operasyonu ise 26 Haziran 2026'da gerçekleştirildi. Hazırlanan iddianamede, Kabadayı hakkında "icbar suretiyle irtikap", "resmi belgede sahtecilik", "dolandırıcılık", "rüşvet almak" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" suçları başta olmak üzere çeşitli suçlardan 33 yıl 3 aydan 92 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianamede ayrıca, örgüt elebaşısı olduğu belirtilen Kabadayı'nın gerçekleştirilen eylemler nedeniyle ayrı ayrı cezalandırılması istendi.
Anadolu 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 3'üncü celsesi görülen duruşma yoğunluk sebebiyle konferans salonunda gerçekleşti.
Duruşmaya, tutuklu sanık eski belediye başkanı Özgür Kabadayı ile Berkant Acil'in de aralarında bulunduğu 11 sanık ile bazı tutuksuz sanıklar hazır bulundu. Salonda taraf avukatları ile sanık yakınları da katıldı.
"Telafisi imkansız bir finansal darboğaza sürükledi"
Tutuklu sanık Arif Sevik, "Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğimi söylemiştim. Koşan Adam firmasında etkinlik sorumlusu olarak çalışan biriyim. Şile Belediyesi'nin düzenlediği Uluslararası Şile Bezi Festivali'nin ardından şirketin 29 milyon lirayı aşan yasal hak edişi, belediye yetkilisi Oğuz Kaçmaz tarafından haksız menfaat temin etmek amacıyla kasten bloke edildi. Oğuz Kaçmaz, kamu görevlisi sıfatının verdiği yetkiyi kötüye kullanarak firmayı telafisi imkansız bir finansal darboğaza sürükledi. Şirketimiz, yasal alacaklarını tahsil edememe korkusuyla yoğun manevi baskı altında bırakılarak toplam 4 milyon lira nakit parayı teslim etmeye mecbur bırakıldı. İlk 2 milyon lirayı Furkan Yapıcı'nın Şile'de kiraladığı eve, kalan 2 milyon lirayı ise yaklaşık 3-4 poşet halinde Oğuz Kaçmaz'a teslim ettim. Festivalden yaklaşık 10 gün önce Oğuz Kaçmaz üç tane sıfır iPhone 16 Pro Max telefon istedi. Bunu hem muhasebeye hem şirket sahibine ilettim. Daha sonra telefonları aldım ve Oğuz Kaçmaz'a vermesi için Furkan Yapıcı'ya teslim ettim. Sonrasında ne yapıldığını bilmiyorum. Festivalin ardından firmanın hak edişini alabilmesi için Oğuz Kaçmaz firmayı mecbur bırakmıştır. Yetki belgelerini işverenler düzenler, biz çalışanlara getirirler, biz de belediyeye götürürüz. Yetki belgelerini ben düzenlemedim. Hiçbir sanatçının isminin yazdığı yerin altına imza atmadım" dedi.
"Şirkette maddi boyuta kadar inisiyatif alabiliyorum"
Sanık Sevik, "Furkan Yapıcı, birkaç ay sonra Şile'de festival olacağını ve nerede çalıştığımı bildiği için belediyeye davet etmek istediğini söyledi. Şirketimi bilgilendirerek görüşmeye gittim. Belediyede değil, bir kafede buluştuk. Furkan'ın yanında Ferhat Tomurcuk ve Oğuz Kaçmaz da vardı. İlk görüşmede güncel sanatçıların kimler olabileceği, sonraki görüşmede ise sanatçı listesi ve tarihler konuşuldu. Sur Müzik ile ilgim tamamen şirketim üzerinden. Şile'de iş olduğunda bizi yönlendirip koordinasyon yapmamızı sağlıyordu. Koşan Adam olarak belediyeden işi alan firmaya danışmanlık yapıyoruz. Şile Belediyesi'nin Koşan Adam'ın tek başına iş bitirme belgesi olmadığı için sonradan dahil olduğu süreçte, sanatçıların peşin ödeme istemesi nedeniyle Sur Müzik de işe dahil edildi. Festival 29 Temmuz'da başladı. Yaklaşık bir ay önce afiş ve görsellerin hazırlıklarına başlandı. Şirketimizdeki çalışanlarla sanatçıların tarihlerini ve bütçelerini görüştük. Festivalin ardından ödeme yapılmayınca Furkan Yapıcı, Ferhat Tomurcuk ve Oğuz Kaçmaz ile görüştüm. Oğuz Kaçmaz sürekli bir hafta, iki hafta beklememizi söylüyordu. İlk ödeme yapılana kadar 2,5-3 ay geçti. Oğuz beni arayarak "Paranızı yatıracağım ama içinden iki lirasını ben istiyorum" dedi. Bunu şirketime ilettim, şirket tepki gösterdi. İki gün sonra yeniden arayıp ödeme yapılacağını söyledi. Para yatırıldıktan 3-4 gün sonra Oğuz'un talimatıyla parayı Furkan Yapıcı'nın kiraladığı eve götürdüm. Uzun bir spor çantasının içinde tek parça para bıraktım. Teslimattan sonra "Artık ömür boyu ödemenizi alacaksınız, merak etmeyin" gibi sözler söylendi. Ancak ardından 3-4 ay daha ödeme yapılmadı. İkinci ödeme öncesinde de şirket zor durumdaydı. Şirkette maddi boyuta kadar inisiyatif alabiliyorum" dedi.
"Madalya beklerken kelepçe takıldı"
Haluk Levent'in kardeşi tutuklu sanık Berkant Acil, "Konser organizasyonu sektöründeki geçmişim 26 yıla dayanıyor. Bu sektörü ve konser organizasyonunu üniversitelerde ayrı bir bölüm olarak okumadım. Abim, Haluk Levent'in orkestrasında gitar çalarak bu sektöre adım attım. Harika konserler yaptığımız halde, en üst segment sanatçılar çıkarttığımız halde, ortalamanın altında fiyat verdiğimiz halde, parayı 10 ayda aldığımız halde 4 aydır tutukluyum. Madalya beklerken kelepçe takıldı. Bir sanatçıya 10 liraya mal olan bir işi 100 liraya satabilirsiniz; fiyatı belirlemek özneldir. Pop müzikten rap müziğe, sanat müziğinden ilahi ve arabeske kadar çok çeşitli sanatçılarla konserler yaptım. Şile Bezi Festivali'ni tamamladık ancak zarar ettik. Bu sektörde zarar etmek normalleşmiş durumda. Bazen 10 milyon lira kâr ediyoruz, bazen 2 milyon lira zarar ediyoruz. Çünkü sektör çok fazla istismara açık. Benim için önemli olan üçüncü konu ise kesinlikle kamu zararı olmadığıdır. 2024 yılının ağustos ayında konserler yaptık. Aynı yılın aynı ayında başka bir yerde 10 konser için 300 milyon lira fatura kesildi. İsim vermiyorum. Türkiye'de büyük ses getiren, aynı üst segmentteki sanatçılardan bahsediyorum. Bizde de Volkan Konak, Ahmet, Sıla ve Melek Mosso gibi sanatçılar vardı. Bizde 11 sanatçı için ses ve ışık sistemi dahil bir organizasyon yapılırken diğer yerde de 10 sanatçı için ses ve ışık sistemi dahildi. O dosyanın bilirkişi raporunda fiyatların üç firmadan alınan veriler üzerinden değerlendirildiğini, Koşan Adam'ın verilerine göre fiyatların çok yüksek olduğunu ve 180-200 milyon lira kamu zararı bulunduğunu söylüyorlar. Oysa ben bu organizasyonu 29-30 milyon liraya değil, 40-50 milyon liraya mal edebilir, hatta kâr edebilirdim. Oğuz Kaçmaz gibi bir pazarlıkçı olunca fiyatları düşürdü, düşürdü, düşürdü ve 29 milyonda kaldı" dedi.
"10 milyon lira geldiği yönündeki tespitlere itiraz ediyorum"
Acil, savunmasının devamında, "Benim vergi borcum vardı. Sur Müzik'in sahibi Sait Bey 15 milyon lira, ben de 8 milyon lira koydum. Sanatçılarla ben görüştüm, fiyatlarda anlaştım; ödemeleri diğer tarafın yapması gerekiyordu. İhale yeterlilik ve iş bitirme belgem olmadığı için ihaleye girmiyordum. Ayrıca her belediye için ayrı personel istihdam etmek mümkün değil. Teklif fiyatlarını ben belirliyorum. Sanatçıya "Üçe çıkma, iki buçuğa çık" diyorum. Ses sistemine de "15 olmasa 10 olsun" diyorum. Bir arkadaşım düğün için sanatçı istediğinde beş dakika içinde ulaşım, konaklama, stopaj ve sanatçı ücretini hesaplayabiliyorum. Yetki belgelerindeki imza süreci hakkında bilgim yok. Yetki belgesi, sanatçının sahneye çıkıp çıkmayacağıyla ilgilidir. Daha önceki organizasyonlarda da bu belgeler kullanıldı. İmzaların ne zaman atıldığına ilişkin bilgim yok. Benden herhangi bir maddi menfaat talep eden olmadı. Arif planını yapar, kârı hesaplar ve sonucu bana bildirirdi. Ödemelerin önceden yapılması gerektiğini Arif'e defalarca söyledim ancak ödemelerin bir buçuk ay sonra yapılacağı belirtildi. Şile'de güzel bir konser organizasyonu yapıldı, ancak sonuç kötü oldu. Hiçbir konuya şahit olmadım. Arif'in beyanı esastır. Kendisi 20 yıldır güvendiğim, dürüst bir arkadaşım. Şirket hesabımdan 4 milyon liralık bir para çıkışı olmadı. Sait Bey'den 300-400 bin lira civarında para geldi. MASAK raporlarında hesabıma 10 milyon lira geldiği yönündeki tespitlere itiraz ediyorum. Bu paralar birkaç yıllık borç ve alacak ilişkileriyle ilgilidir. Festivalle ilgili ticari hesabı henüz kapatmadık çünkü zarar ettik. 8 milyon lirayı elden aldım. Daha önce ben de bu parayı elden vermiştim. Şirketler arasında sürekli fatura üzerinden para hareketi oluşturmak vergi dairesinin dikkatini çekebilir. Bu nedenle elden alıp verdik" dedi.
Mahkeme, dinlenmeyen sanıkların dinlenmesi için duruşmayı 27 Ekim Salı gününe erteledi.
Kaynak:İHA