Toplum Barış İstiyor

Toplum Barış İstiyor
Barış ve Demokrasi (BDP) Kars il örgütü yaptığı basın açıklamasında çeşitli taleplerde bulundu.

İl binasında toplanan ve aralarında Eski Kars ve Şırnak Milletvekili Mahmut Alınak, Kağızman Belediye Başkanı BDP’li Mehmet Alkan, Dağpınar Belde Belediye Başkanı BDP’li Ayhan Erkmen ve bir gurup BDP’li Faikbey Caddesi üzerinde bulunan At Heykeli önünde bir araya geldiler.

Polisin aldığı yoğun güvenlik önlemleri arasına yapılan basın açıklaması, BDP Kars İl Başkan Yardımcısı İdris Ağbaba tarafından okundu. Ağbaba, okuduğu basın açıklamasında, toplumun büyük bir kısmının barış istediğini belirterek,  “Düşmanlık ve gerilimden beslenen güçlerin olumsuz müdahalelerine rağmen halkın barış talebinin giderek yükseliyor. Tek taraflı ateşkes kararının genel seçimlere kadar uzatılması ve yetkililerin barış umutlarını yükselten açıklamaları, diyalog ve müzakere sürecinin kapısını aralıyor. Toplumun büyük bir çoğunluğunun barış istediği çok açıktır. Kürt sorununun nihai çözümü yolunda büyük bir adımı atmak için hiç olmadığı kadar güçlü bir tarihsel fırsatın olgunlaştığı herkes tarafından görülmektedir. 18 Ekim’den bu yana Diyarbakır’da görülen KCK davasının gidişatı kritik bir önem taşıyor. Buna rağmen beklenen tahliyelerin gerçekleşmemesi ve sanıkların savunma haklarının Kürtçe yasağı engeliyle karşılaşması umut kırıcıdır. Sürecin sorumluluğunu üzerinde taşıyan Hükümet, barış ve diyalog sürecinin gelişmesi için yasakçı değil, özgürlükçü bir yaklaşımla inisiyatif kullanmalı, aralarında belediye başkanlarının ve seçilmiş siyasilerin de olduğu tutukluların serbest bırakılması için görüşünü açıklamalıdır.” dedi.

     Ağbaba sözlerini daha sonra şu şekilde sürdürdü. “Anayasanın 90. maddesinin son fıkrasına göre “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir”. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır. Türkiye cumhuriyeti devleti Temel hak ve özgürlükler konusunda en üst normun Türkiye Cumhuriyeti devletinin taraf olup onaylamış olduğu uluslararası sözleşmeler olacağını ulusal ve uluslararası kamuoyuna taahütte bulunmuştur. Bu anayasal ilke kapsamında Türkiye Cumhuriyeti devletinin taraf olduğu Avrupa insan Hakları sözleşmesi, temel hak ve özgürlükler konusunda en üst norm olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’deki yargı mekanizmasının, yargılama sürecinde bu ve benzeri sözleşmelere uygun yargılamalar yapmadığından dolayı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çok defa Türkiye Cumhuriyeti devletini “sözleşmeyi ihlal” gerekçesiyle ağır tazminatlara mahkum etmiştir. Türkiye bir taraftan bu tazminatları ödemeye devam ederken, diğer taraftan “ihlalci devlet” sıfatıyla uluslararası siciline eksileri eklemeye devam etmektedir.

   Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin 6.maddesi “adil yargılama hakkını” teminat altına almıştır. Sözleşmenin madde 6/3.a fıkrasına göre “Kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedeninden en kısa zamanda, anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek”  ve yine madde 6/3.e fıkrasına göre “) Duruşmada kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirde bir tercümanın yardımından meccanen faydalanma hakkına sahiptir yargılamadaki tek dil dayatması adil yargılama hakkının bir ihlalidir.

   AİHS kapsamında yargılama yapan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye Cumhuriyeti devletini adil yargılama ilkesinin bu bend ve fıkralarından dolayı çok defa sözleşmeyi ihlal tespitiyle ağır tazminatlara mahkum etmiştir.

       AKP’nin bölgede yerel seçimlerde BDP’den ağır darbe aldı ve bu nedenle BDP’nin yöneticileri tutuklandı. Bu tutuklamamalarla BDP’nin çökeceğini sandılar. BDP çökmedi aksine güçlendi. Kürt sorunun barışçıl yollardan çözümü için mücadele etmeye devam edeceğiz, bunu mahkemede duysun, AKP’de duysun. Biz bu davanın hukuk normlarına uymadığını biliyoruz. Bizler Sadece bu mahkemede değil Türkiye’deki tüm mahkemelerde anadilimizde Kürtçe savunma yapacağız. Anadilde savunma hakkı insanlık hakkıdır, bu hakkı hiç kimse engelleyemeyecek.” Yapılan basın açıklamasının ardında gurup sessizce dağıldı.

HABER : SERHAT TV

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir