HDP Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen, siyasi partilere düşen görevin seçimle gelip, seçimle gitmeyi bilmek olduğunu belirtti.
Bilgen, ne yazık ki birtaraftan sandıktan istediği sonucu çıkartabilmek için yani sadece birkaç ay sonra yeniden seçime giden bir Türkiye manzarası ile karşı karşıya kaldıklarını söyledi.
Ayhan Bilgen, “Türkiye son derece aslında kritik bir seçime gidiyor. Şimdiye kadar çok partili hayata geçtiğimizden buyana bir başka öreneği yaşanmamış siyasal yaklaşımlara şahit oluyoruz. Sandıktan tek parti iktidar çıktığı dönemlerde oldu. koelasyona uygun seçmen iradesinin tazahür ettiği seçimlerde oldu. Siyasi partilere düşen görev seçimle gelmek, seçimle gitmeyi de bilmektir. Tek başına yönetecek desteği bulduğunda buna göre sorumluluk üstlenmek, tek başına yönetecek desteği bulamadığında da birlikte yönetme erdemini, anlayışını, olgunluğunu sergilemektir” dedi.
“BEN KURBAN BAYRAMI’NA GİDERKEN, KURBAN BAYRAMI’NA ÇOK KISA BİR SÜRE KALMIŞKEN, DAHA FAZLA KURBAN VERMEMEYİ VE DAHA FAZLA İNSANIMIZI HİÇBİR SİYASİ PARTİNİN, YADA HİÇBİR ŞAHSIN SİYASİ ÇIKARLARI UĞRUNA KURBAN ETMEDİĞİMİZ BİR TÜRKİYE’DE YAŞAMAK UMUDUNU ÖZELLİKLE İFADE ETMEK İSTİYORUM”
Ne yazık ki birtaraftan sandıktan istediği sonucu çıkartabilmek için yani sadece birkaç ay sonra yeniden seçime giden bir Türkiye manzarası ile karşı karşıyayız diyen Bilgen, “Diğer yandan belki en az seçimin güvenliği kadar, seçimin anlamı ve önemi kadar belirleyici olan başka bir tablo ile karşı karşıyayız. Her gün insanlarımızı kaybediyoruz. Asker, polis, genç, çocuk, yaşlı, sivil Türk Silahlı güçleri içerisinden bir sürü insanımızı kaybediyoruz. Bu manzara seçimin sahiden bir demokrasiye, bir barış ortamına evrilmesi konusunda ciddi kaygılar, ciddi endişeler oluşturuyor. Ben Kurban Bayramı’na giderken, Kurban Bayramı’na çok kısa bir süre kalmışken, daha fazla kurban vermemeyi ve daha fazla insanımızı hiçbir siyasi partinin, yada hiçbir şahsın siyasi çıkarları uğruna kurban etmediğimiz bir Türkiye’de yaşamak umudunu özellikle ifade etmek istiyorum. Bayramın bu vesile ile barışa bir katkı sunmasını ve bayram ortamın da ellerin tetiklerden çekilmesi, kanın durması ve kalıcı bir barışa imkan sunması dileğini, umudunu paylaşmak istiyorum. Elbette ki sadece silahların susması yetmiyor. Türkiye’nin ciddi sorunları var. Bu sorunlarla yüzleşmek, bunları çözebilecek güçlü bir siyasi iradeyi de hem sandıktan çıkartmak gerekiyor. Hem de toplumsal talep olarak siyasi partiler üzerinde bunu hissettirmek gerekiyor. 1 Kasım’da da bu anlamda barış iradesinin, barış beklentisinin kendisini daha güçlü bir şekilde hissetireceğine dairde ciddi bir kanaatin, ciddi bir izlenimi bugün Kars sokaklarında da aldık” diye konuştu.
“ARTIK KİMSE ÖLMESİN”
Genel Merkezimize yapılan son saldırı bizim mecburen Kars ile ilgili ziyaretleri ertelemelerine, geciktirmelerine neden olduğunu ifade eden HDP Kars Milletvekili Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen, “Ama o inançtayız, o umudu taşıyoruz ki artık tepkiler, duyarlılıklar, güvenlik ve barış ortamının tesis edilmesine dair demokratik halk kullanımları, yeni linç kampanyalarına dönüşmesin, hiç kimse ölmesin ve artık ölerek, öldürerek sorunlarımızın çözülemeyeceğini herkesin gördüğü, herkesin kabullendiği demokratik imkanların, demokratik araçların sonuna kadar kullanılabildiği bir ülkede, bir şehirde, bir belde de yaşamayı hepimiz başarabilelim diye umut ediyoruz” şeklinde konuştu.
Gazetecilerin önceki gün Sarıkamış ve Kağızman’da yaşanan olaylarla ilgili sorularını da yanıtlayan Milletvekili Ayhan Bilgen, şunları söyledi:
“Biz bir kere tabi hiçbir şekilde toplumsal hayatın, günlük hayatın zarar görmeyeceği aksine yani önünün açılacağı turizminde, şehrin en önemli kaynağı olan hayvancılığında işte Kurban Bayramı’na gidiyoruz insanlarımız hayvanları götürüp büyük şehirlerde satma konusunda bile ciddi zorluklar, ciddi sıkıntılar yaşıyorlar. Elbetteki bu konuda bu noktaya gelişimizin önüne geçecek, bir daha bu noktaya gelmemize fırsat vermeyecek adımların atılması gerekiyor. Yani bu sorun artık esastan, köklü, topyekün çözebilecek bir iradenin gelişmesi gerekiyor. Yani aksi takdirde bugün Kars’ta turizm darbe vuran, yarın Antalya’da, obürsü gün İzmir’de, Türkiye’nin başka şehirlerinde de günlük hayatı etkileyecek, zorlaştıracak gelişmeleri beraberinde doğurabilir. Yani biz asla temenni etmiyoruz ama batıdaki özellikle Kürt esnaflara yönelik yapılan saldırılarla, işte Antalya’da, Alanya’da, Manavgat’ta sadece bir ilin iki üç ilçesinde bile bir sürü insan işyerlerini kapatmak ve kendilerini daha güvenli hissedecek yerlere gitme yolunu seçtiler. Ankara’nın yanı başında, Beypazarı’nda havuç tarlarında çalışan Kürt işçiler, on yıllardır çalıştıkları yerleri bırakıp Doğu’ya doğru göç ediyorlar. Bir taraftan Cizre öneğinde gördüğümüz gibi insanlar yüz yıllardır yaşadıkları şehirleri terk etmeye mecbur ediliyor. Bir yandan da Batı’da linç eylemleri dolayısıyla yani bu manzaralara şahit oluyoruz. Biz Kağızman’da, Sarıkamış’ta ve ama Türkiye’nin hiçbir yerinde Cizre’de, Antalya’da, Ankara’da da yani kimsenin can ve mal güvenliğine zarar verilmesine sebep olacak, ortam oluşturacak gelişmelerin önüne geçilmesinin siyasetin sorumluluğu olduğunu düşünüyoruz. HDP bunun için var. HDP bu iddia ile var. Ama bunu başarmak, bunu gerçekleştirmek ne kadar HDP’nin sorumluluğunda ise daha fazla da diğer partilerin sorumluluğundadır. Sonuçta hangi seçmen kitlesi , hangi nedenlerle bir partiye oy vermiş olursa olsun barış herşeyin önündedir. Herşeyin üzerindedir. Yani bu çatışma ortamından bir önce çıkmak konusunda siyasetin risk alması gerekiyor. Bu çok açık, biz HDP olarak zaman zaman farklı çevrelerden tepki ve eleştiri alsakta yani barış ile ilgili iddiamızı güçlendirerek, sesimizi yükselterek devam edeceğiz. Yani Kağızman’da, Sarıkamış’ta elbetteki mal zararı olan esnafımıza geçmiş olsun diyoruz. Can kayıpları olmaması bu anlamda sevindirici, tek teselli nedeni, ama yani bundan sonrasında bunların tekrarlanmamasının, olmamasının koşullarını geliştirmek gerekiyor. Ortamını geliştirmek gerekiyor. Yoksa sadece kınamak, sadece temenni ve dilekleri paylaşmak zaten herkesin sokakta yaptığı, yapabileceği bir şey, siyasetin bir adım fazlasını yapması gerekiyor. Buna neden olan koşulları ortadan kaldırmak ve bir daha benzer bir tek olay bile gerçekleşmemesi için gerekli adımları atmak.”